12 Bin Sayfalık Zaman Çarkı'nı Bir Türlü Okuyamayan Birinin Seriye Başladıktan Sonraki İzlenimleri

Uzunluğu nedeniyle seriye bir türlü eli gitmeyen bir kitap kurdunun, Zaman Çarkı'na dair güncel izlenimleri. Buyrun.
12 Bin Sayfalık Zaman Çarkı'nı Bir Türlü Okuyamayan Birinin Seriye Başladıktan Sonraki İzlenimleri
Fotoğraf: Twitter @Umurtezer

the wheel of time... yazılmış en uzun altıncı fantastik seri

evet, her biri 750-1000 sayfa arası olan 14 kitaptan oluşan bu seri anca altıncı olabilmiş. en uzunu için (bkz: malazan book of the fallen).

kitapçıya her gittiğimde hacmiyle dikkatimi çeken bu seriyi yıllarca merak etmeme rağmen her defasında uzunluğundan dolayı alıp almamakta kararsız kalıyordum. sonunda bir gün gözümü karartıp, ilk kitabını bile okumadan serinin tamamını aldım ve an itibariyle beşinci kitaba başlamak üzereyim.

seriyi almadan önce neredeyse okuyan herkesin methettiğini görmüştüm. hatta bu seriyi bitirdikten sonra başka hiçbir fantastik kitabın aynı tadı vermeyeceği bile iddia edilmişti. henüz serinin üçte birini okumuş olsam da bu övgülerin haklı olduğunu söyleyebilirim.

başladıktan sonra, uzunluğundan korkmanın ne kadar yersiz olduğunu anladım

çünkü reading slump’ta olduğum bir döneme denk gelmesine rağmen ilk kitabı birkaç gün gibi bir sürede bitirdim. tabii bu herkes için geçerli olmayabilir. nitekim zaman çarkı demek detay demek. kitapların her biri çok detaylı olsa da sıkılıp atladığım tek bir kısım bile olmadı. robert jordan’ın foreshadow’ları ne kadar ustaca kullandığını fark edince iyi ki de öyle yapmışım dedim.

seri bu kadar ayrıntılı olunca, haliyle konusundan kısaca bahsetmek de mümkün olmuyor

hem oluşturulan dünya çok geniş, hem bu dünyanın arka plan hikayesi kapsamlı, hem de bakış açısı karakterlerinin sayısı epey fazla. bu karakterlerin hepsi de kendine has özelliklere, konuşma ve düşünme biçimlerine sahip. aslında kitabın detaylı olmasının sebeplerinden biri de bu. o detaylar sayesinde bütün karakterler, onların motivasyonları ve geçmişleri hepsi yerine oturuyor; her biri adeta ete kemiğe bürünüyor. hem seviyor hem de bazen uyuz oluyorsunuz. karakterlerin kusursuz olmaması benim için çok büyük bir artı. mesela rand’in inatçılığı, nynaeve’in asabiyeti, moiraine’in manipülatif olması ya da diğer bütün karakterlerin kusurları onları daha gerçekçi kılıyor. ilk kitapta sadece rand karakterine odaklanılsa da sonraki kitaplar diğer karakterlerin bakış açılarından da anlatılıyor. hatta üçüncü kitapta rand’in bölümleri yok denecek kadar az. karakterlerin çeşitli olması ve yazarın her birine ayrı ayrı emek vermesi okuma keyfini arttırıyor. aslında patrick rothfuss kadın karakter yazma konusunda robert jordan’dan biraz feyzalabilirmiş.


zaman çarkı, epik fantezi türünün hakkını en çok veren serilerden biri

olaylar destansı, karakterler destansı, büyü sistemi destansı. yaratılan evren, halklar, onların geçmişleri, mitolojileri ve inançları son derece yaratıcı. özellikle de büyü sisteminin baya etraflıca düşünüldüğü aşikar. okurken asla yapay hissettirmiyor, sanki gerçekten böyle bir şey olabilirmiş gibi geliyor. her bir detaya özenen ve okuyucusuna değer veren bir yazar tarafından yazıldığını hissedebiliyorsunuz. ayrıca betimlemeler de oldukça canlı bir biçimde yazılmış. kitaplardaki karakterleri, şehirleri, mekanları gözünüzde kolayca canlandırabiliyorsunuz.

velhasıl henüz bitirmemiş olmama rağmen şimdiden favori fantastiklerim arasına girdi bile

seriyi bu kadar beğenince, çabuk bitmesin diye (sanki çabuk bitmesi mümkünmüş gibi) araya başka kitaplar alma hatasına düştüm. bu seriye başlayınca kitapların arasına fazla zaman koymamanız şiddetle önerilir (ben ettim siz etmeyin).

bonus: serinin 1999 yapımı bir video oyunu var

https://www.gog.com/en/game/the_wheel_of_time


seriden esinlenerek yapılmış, orta çağ halk müziği ve rock tınıları içeren albümün oynatma listesi

https://www.youtube.com/…at1nmzuu0l5yrmyea95xfdcenu