Akdeniz'i Kısmen Boşaltıp Afrika ile Avrupa'yı Birleştirme Projesi: Atlantropa

1920'li yıllarda Alman mimar Herman Sörgel tarafından tasarlanan, daha sonra Adolf Hitler'in de oldukça ilgisini çeken ve gerçekleşmesini istediği mega proje Atlantropa hakkında bildiklerimiz.
Akdeniz'i Kısmen Boşaltıp Afrika ile Avrupa'yı Birleştirme Projesi: Atlantropa

"hitler savaşı kazansaydı ne olurdu?" sorusunu anlamak için bu çılgın atlantropa projesi üzerine düşünmek oldukça ufuk açıcı. hitler'in çok beğendiği, uğruna ciddi yatırım yaptığı hatta bu konu ile ilgili atlantropa enstitüsü kurduğu bu projeye yakından bakalım. çünkü bu projenin üzerine düşünmek aslında o dönem alman görüşünü anlamak demek. almanların kazandığı dünyanın nasıl bir dünya olacağını anlamak.

projenin argümanları

bu proje, tanınmış bir alman mimar olan herman sorgel tarafından planlandı. 1926'dan 1944'e kadar tüm zamanını bu büyük projeye adadı. projenin beyni herman sörgel'in bu projenin gerçekleştirilmesinin gerekli ve mümkün olduğunu açıklarken kullandığı 6 argüman şunlar:

1. akdeniz'e dökülen nehirlerin bir senede akdeniz'e getirdiği su miktarı akdenizden bir yıl içinde buharlaşan sudan daha azdır. bu yüzden akdeniz'in okyanus bağlantısı koparıldığında onu boşaltmak mümkündür.

2. avrupa'nın toplam yüz ölçümü dünya yüz ölçümünün yüzde 2'sini oluşturur. toplam kara alanının yüzde 7'si. avrupa'nın sağlıklı biçimde gelişebilmesi için daha fazla karaya ihtiyacı vardır.

3. sanayileşme ve onun ihtiyaç duyduğu enerji her geçen yıl artmaktadır. bu enerji ihtiyacını karşılayacak doğal kaynak avrupa da yok. bu kaynağı oluşturmak gerekli. (o dönem nükleer enerji henüz keşfedilmedi. hatta suudi petrolleri bile. enerji büyük ölçüde kömürden elde ediliyor. )


4.
afrika kıtası mevcut iklimi ve insan kaynağı ile oldukça verimsiz. bu toprakların hem beşeri kaynakları hem ikliminde değişikliğe ihtiyaç vardır.

5. savaşın bitiminde yeni bir şavaş olmaması için tüm avrupa'nın birlikte çalışacağı ve kaynaklarını ortaklaşa kullanacağı böyle büyük bir projenin varlığı barışın en büyük teminatı olacaktır. uluslar maddi ve insan gücünü uzun yıllar boyunca bu projenin gerçekleştirmesi için harcayacağı için yeni bir savaş oluşmasına yol açacak ekonomik ve sosyal birikim oluşmayacaktır.

6. bu projenin sahibi olan ulus dünya üzerinde diğer ülkelere göre karşı koyulamayacak bir güç sahibi olacaktır. bu asimetrik güç dünya barışının ve adaletin teminatı olacaktır.

yapılması gerekenler

sorel bu argümanlar ile 1926'da bu projeyi ilk tanıttığında o dönemki alman hükümeti tarafından pek ciddiye alınmamıştı. çünkü proje kapsam itibariyle çok ama çok büyüktü. yapılması gerekenler:

1. cebelitarık boğazı'na, (ispanya ve fas arası)
2. çanakkale boğazı'na
3. tunus ile sicilya arasına üç büyük baraj inşaa etmek.


bu barajlar ile akdeniz'in sularını kademeli olarak düşürecekti. bu seviye farkları ile neredeyse sınırsız hidroelektrik güç else edilecekti. zaman içinde baraj sayısının artırılması da planlar arasındaydı.


hitler

akdeniz'in beşte birini boşaltacağı bu proje 1933'te hitler'in iktidara gelmesi ile kaldırıldığı raftan indirildi. hitler'in kendisi bu planın ölçeğinden ve anavatana getirebileceği avantajlardan fazlasıyla etkilenmişti. bu plan, "aryan imparatorluğu"nu genişletmek ve genel olarak daha fazla servet üretmek için ikinci dünya savaşındaki zaferlerinin ardından gerçekleşecek büyük bir ideal olarak görülmüştü. 

hitler'in avrupa'yı işgal etme planlarına ve ikinci dünya savaşı'nı kazanma tasavvuruna dayanarak, plan, düşman milletlerden elde edilen tüm kaynaklardan ile yapılması pek ala mümkündü. bu kaynaklara sahip olmak düşman milletlere hakim olacağı için çok zor değildi.


barajlar bittiğinde akdenizin batısında olan bölümde su seviyesi bugüne göre 200 metre sicilya ile tunus arasındaki barajın doğusunda kalan bölgede ise su seviyesi 300 metre günümüze göre daha alçak hale gelecekti. bu seviye farklarının korunması için gerekli akıntılar avrupa ve zaman içinde büyük ölçüde avrupanın bir uzantısı haline gelecek afrika'nın enerji ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacaktı. üstelik sicilya ile tunus arasında oluşacak kara sınırı ile yeni ulaşım ve ticaret yolları elde edilecekti. barajın akdenizin su seviyesini indirmesi avrupa içinde toplam 660.200 km2 yeni arazi kazandıracaktı. bu alan fransa'nın yüz ölçümünden daha büyüktür.

atlantropa projesinde akdenizin ıslahından sonraki adım ise afrika kıtasının ıslahıydı. bunun için kongo nehri boyunca iki baraj yapılacaktı. bu barajlar sayesinde çad ve kongo denizleri oluşturulacaktı. bu denizler afrika iklimi üzerinde avrupalı yerleşimciler için daha keyifli hale getirecek ılımlı bir etkiye sahip olacaktı. denizler ile yeni akdeniz arasında açılacak kanallar ile afrika içlerine kadar güçlü ticari bağlantılar da kurulacaktı.

sörgel'in fikirleri o zamanın sömürgeci ve ırkçı tavırlarına uygun olarak kaynakları ve toprakları ile afrika'nın tamamen avrupa'nın emrinde olmasını ve savaş sonrası avrupa'nın birbirine kenetlenmiş uluslarının içinde hızla yayılacağı geniş bir alan olarak tasavvur etmesine dayanıyordu

projenin rafa kalkması

bu çılgın plan, 2. dünya savaşı'nda almanya'nın kaybetmesi sonrası tekrar rafa kalktı. ama sorel pes etmedi. bu konuyu birleşmiş milletlerde gündeme getirdi. ancak gerekli desteği alamadı. çünkü 2. dünya savaşı'nın sonrasındaki dünya öncesindeki dünyaya benzemiyordu.

üstelik, artık nükleer enerji keşfedilmişti. çernobil felaketi henüz yaşanmadığı için bu enerji için büyük bir iyimserlik hakimdi. nükleer enerjinin insanoğluna sınırsız enerji sağlayacağına inanılmıştı. hatta nükleer enerji elektiriği o kadar ucuz hale getirecekti ki elektrik tüketiminin ölçülmesini anlamsız hale getirecekti.

1952'de herman sörgel öldükten sonra proje öksüz kaldı. o projeden geriye o döneme ait olası haritalar ve nasyonal sosyalist bir dünyada halkların ekolojinin ulusal hırslar ve güç istenci karşısında nasılda önemsiz bir ayrıntı haline geleceğinin distopik hayalleri kaldı.