1939 Yılında Sigara İçebilen, Konuşabilen ve Şakalaşabilen Robot: Elektro
1939 yılında new york'ta düzenlenen dünya fuarı'na gelen ziyaretçiler, geleceğin teknolojilerini görmek için farklı sergi alanlarını dolaşıyordu. ancak westinghouse şirketinin standında onları oldukça sıra dışı bir şey bekliyordu. yaklaşık 2 metre boyunda, metalden yapılmış, insan biçiminde bir robot. bu robot başını çevirebiliyor, kollarını kaldırabiliyor, parmaklarıyla sayabiliyor ve kendisine verilen bazı komutlara cevap verebiliyordu. üstelik konuşuyor, insanlarla şakalaşıyor ve ağzına yerleştirilen sigaradan duman çekip burnundan çıkarabiliyordu.
bugün bu özellikler pek şaşırtıcı görünmeyebilir. ancak 1939 yılında henüz kişisel bilgisayarlar, mikroişlemciler veya günümüzdeki yapay zeka sistemleri bulunmuyordu. bütün bunlar elektrik motorları, röleler, mekanik parçalar ve önceden hazırlanmış ses kayıtlarıyla gerçekleştiriliyordu. robotun adı elektro idi.
peki elektro nasıl ortaya çıktı? hikayenin başlangıcı 1939 yılından biraz daha eskiye dayanıyor. 1920'li yıllarda amerika'daki westinghouse electric şirketi, elektrik sistemlerini uzaktan kontrol edebilecek teknolojiler geliştiriyordu. o dönemde elektrik santrallerinde ve dağıtım sistemlerinde birçok işlem insan müdahalesiyle gerçekleştiriliyordu.
ancak mühendisler, bazı işlemlerin uzaktan gönderilen elektriksel sinyallerle yapılabileceğini düşünüyordu. bu çalışmaların önemli isimlerinden biri roy j. wensley'di. wensley, belirli ses frekanslarından oluşan komutları algılayarak elektrik anahtarlarını çalıştırabilen bir kontrol sistemi geliştirdi. sisteme televox adı verildi. 1928 yılında bu teknolojinin insan biçiminde hazırlanmış bir gösteri modeli tanıtıldı. herbert televox adı verilen bu mekanik düzenek, sınırlı hareketler gerçekleştirebiliyordu.
ancak insanlar için asıl ilginç olan, makinenin görünürde sesli komutlara cevap vermesiydi. westinghouse mühendisleri daha sonra bu fikri geliştirmeye devam etti. amaçları yalnızca elektrik düğmelerini kontrol eden bir sistem yapmak değil, insanlara gelecekte makinelerin neler yapabileceğini göstermekti. 1937 yılında daha gelişmiş bir robotun yapımına başlandı. westinghouse'un ohio eyaletindeki mansfield fabrikasında çalışan mühendisler, yeni bir mekanik insan tasarlamaya koyuldu.
ekipte j. m. barnett, jack weeks ve harold gorsuch gibi mühendisler bulunuyordu. ortaya çıkan robot, önceki modellerden çok daha gelişmişti. yaklaşık 2,13 metre boyundaydı ve 118 kilogram ağırlığındaydı. gövdesinde çelik bir iskelet, dış kısmında ise alüminyum parçalar kullanılmıştı. kafası, kolları, bacakları ve parmakları hareket edebiliyordu. göğsünün önünde dairesel bir açıklık bulunuyordu. bu açıklık, robotun içindeki mekanik sistemlerin bir bölümünü görmeyi sağlıyordu.
robotun bazı parçaları fabrikada üretilen gündelik elektrikli cihazlardan alınmıştı. örneğin elektrik kabloları ve küçük tekerlekler, şirketin ürettiği ev aletlerinde kullanılan parçalarla benzerlik gösteriyordu. ancak dışarıdan görülen metal gövdenin arkasında oldukça karmaşık bir kontrol sistemi bulunuyordu. elektro'nun beynini 48 elektrik rölesi oluşturuyordu. 1939 yılında radio-craft dergisinde yayımlanan teknik tanıtıma göre elektro'nun sisteminde 48 röle ve 11 elektrik motoru bulunuyordu. röle, elektrik sinyaliyle açılıp kapanabilen bir anahtar.
bu anahtarların belirli sırayla çalışması sayesinde farklı motorlar devreye sokulabiliyordu. örneğin robotun bir kolunu kaldırması istendiğinde ilgili elektrik devresi çalışıyor ve motor kolu hareket ettiriyordu. başını çevirmesi gerektiğinde ise başka bir mekanizma devreye giriyordu. elektro yaklaşık 26 farklı hareket veya gösteri gerçekleştirebiliyordu.
ancak bütün bunları kendi başına karar vererek yapmıyordu. hareketler önceden belirlenmişti ve uygun kontrol sinyali geldiğinde gerçekleştiriliyordu. bu nedenle elektro'yu günümüzdeki yapay zeka sistemleriyle çalışan insansı robotlardan ayırmak gerekiyor.
peki elektro insanların söylediklerini gerçekten anlayabiliyor muydu? hayır, en çok yanlış anlaşılan özelliklerinden biri buydu. elektro'nun sesli komutlara cevap verebilmesi, konuşulan kelimelerin anlamını çözdüğü anlamına gelmiyordu. sistem, komutların ses ritmine ve aralarındaki duraklamalara göre çalışıyordu. gösteriyi yöneten görevli mikrofona belirli bir düzende konuşuyordu. mikrofondan gelen sesler elektriksel sinyallere dönüştürülüyordu.
bu sinyaller daha sonra ışık darbelerine çevriliyor ve sahnenin gerisindeki fotoelektrik algılayıcıya ulaştırılıyordu. algılayıcıdan gelen sinyaller, rölelerin belirli bir sırayla çalışmasını sağlıyordu. böylece robot kendisine verilen komutu anlamış gibi hareket ediyordu. ieee spectrum dergisinin aktardığına göre komutlar çoğunlukla üç, bir ve iki hecelik bölümlerden oluşan belirli ritimlerle veriliyordu. örneğin görevli bir cümle söylediğinde robot ileri doğru hareket etmeye başlayabiliyordu.
ancak aynı ritmi oluşturan başka kelimeler kullanılsa bile benzer tepki ortaya çıkabiliyordu. çünkü elektro, söylenen cümlenin anlamını değil, komutun elektriksel karşılığını algılıyordu. bu nedenle robotla gerçekten serbest bir konuşma gerçekleştirmek mümkün değildi.
ancak elektro'nun konuşmaları, dinleyenlere oldukça doğal geliyordu. elektro'nun en çok ilgi çeken özelliklerinden biri de konuşabilmesiydi. kendisini tanıtabiliyor, ziyaretçilere cevap verebiliyor ve çeşitli espriler yapabiliyordu.
ancak robotun konuşmaları kendi başına oluşturduğu cümlelerden meydana gelmiyordu. sesler önceden plaklara kaydedilmişti. uygun komut verildiğinde belirli bir kayıt çalınıyordu. robotun ağzı da ses kaydıyla uyumlu biçimde açılıp kapanıyordu. böylece ziyaretçiler karşılarında gerçekten konuşan mekanik bir insan varmış gibi hissediyordu. elektro'nun esprilerinden biri, beyninin insanlardan daha büyük olduğuyla ilgiliydi. bir başka gösteride ise westinghouse'un üst düzey yöneticisi konuşurken araya girerek kendisinin konuştuğunu söylemişti.
ohio magazine'in 2016 yılında yayımladığı röportajda mansfield memorial museum küratörü scott schaut, bu olayın izleyiciler arasında büyük kahkahalara yol açtığını anlatıyor. ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. elektro kimseyle gerçekten şakalaşmaya karar vermiyordu. espriler, gösteri için önceden hazırlanmış ses kayıtlarıydı.
peki gerçekten sigara içebiliyor muydu? evet, fakat bunu da oldukça farklı bir mekanizmayla gerçekleştiriyordu. gösteri sırasında bir görevli robotun ağzındaki küçük açıklığa sigara yerleştiriyor ve yakıyordu. ardından robotun içindeki hava pompası çalışmaya başlıyordu. bu sistem, sigaradaki dumanı boruların içine çekiyordu. bir süre sonra duman robotun burnundaki açıklıklardan dışarı veriliyordu. böylece elektro gerçekten sigara içiyormuş gibi görünüyordu.
ancak burada akciğer, solunum veya biyolojik bir işlem bulunmuyordu. tamamen mekanik bir hava emme ve verme sistemi kullanılıyordu. üstelik sigara dumanı mekanizmanın içinde katran birikmesine neden olabiliyordu. ieee spectrum'un tarihsel incelemesine göre görevliler her gösterinin ardından sigara sistemindeki boruları temizlemek zorundaydı. yani ziyaretçiler açısından eğlenceli görünen bu gösteri, robotun bakımını yapan kişiler için ek bir iş anlamına geliyordu. üstelik elektro gerçekten yürümüyor, tekerleklerle ilerliyordu.
1939 yılındaki tanıtımlarda elektro'nun yürüyebildiği özellikle vurgulanıyordu. ancak robotun hareketini dikkatli biçimde inceleyenler farklı bir mekanizmayla karşılaşıyordu. ayaklarının altında küçük lastik tekerlekler bulunuyordu. motorların çalıştırdığı bu tekerlekler sayesinde robot ileri ve geri hareket edebiliyordu. bir bacağı dizinden bükülürken diğer bacağı daha sınırlı hareket ediyordu. bu da dışarıdan yürüyormuş gibi görünmesini sağlıyordu.
ancak insanlarda olduğu gibi iki bacağı üzerinde dengede kalarak adım atmıyordu. hareketleri sahnede belirlenmiş bir hat üzerinde gerçekleştiriliyordu. dolayısıyla elektro, günümüzdeki iki ayak üzerinde yürüyebilen insansı robotların sahip olduğu denge ve hareket kontrolü yeteneklerine sahip değildi. yine de 1939 yılında metalden yapılmış, insan boyunu aşan bir makinenin yürüyormuş gibi hareket etmesi ziyaretçiler için oldukça etkileyici bir gösteriydi.
elektro'nun gözleri de tamamen süs amaçlı değildi. robotun başında iki göz bulunuyordu. bu gözlerin arkasına fotoelektrik hücreler yerleştirilmişti. sistem belirli renklerdeki ışıklara tepki verebiliyordu. örneğin elektro'ya kırmızı veya yeşil ışık gösterildiğinde farklı elektrik devreleri çalışıyordu. ardından robot ilgili rengin adını söyleyen ses kaydını oynatıyordu. böylece ziyaretçiler, robotun renkleri gördüğünü düşünüyordu.
ancak bu yetenek, bugünkü kameralarla çalışan görüntü tanıma sistemlerine benzemiyordu. elektro'nun çevresindeki nesneleri tanıması veya gördüğü görüntüler üzerine düşünmesi mümkün değildi. yalnızca özel olarak hazırlanmış ışık koşullarına ve belirli renklere tepki verebiliyordu. yine de bu teknoloji, ışığın elektriksel sinyallere dönüştürülerek makinelere komut vermek için kullanılabileceğini gösteriyordu.
1939 dünya fuarında elektro neden bu kadar ilgi gördü? çünkü fuarın ana teması geleceğin dünyasıydı. şirketler elektrikli ev aletlerini, yeni ulaşım teknolojilerini ve otomasyon sistemlerini tanıtarak insanların ileride nasıl yaşayabileceğini göstermeye çalışıyordu. westinghouse da bu organizasyonda elektrik teknolojisinin gündelik hayatı nasıl değiştirebileceğini anlatmak istiyordu.
ancak elektrik rölelerini, motorları veya uzaktan kontrol sistemlerini ziyaretçilere göstermek tek başına çok ilgi çekici olmayabilirdi. bunun yerine bütün bu teknolojileri insan biçiminde bir robotun içine yerleştirmek çok daha etkili bir gösteriydi. elektro'nun insanlara selam vermesi, sigara içmesi veya espri yapması sayesinde ziyaretçiler teknik sistemlerle doğrudan ilgilenmeye başlıyordu. yani robot aynı zamanda güçlü bir reklam aracıydı.
nitekim westinghouse, 1939 yılında hazırladığı the middleton family at the new york world's fair adlı tanıtım filminde de elektro'ya yer verdi. bugün amerika birleşik devletleri kongre kütüphanesinde korunan bu filmde robotun sigara içtiği sahne de bulunuyor.
1940 yılında elektro'nun yanına bir de robot köpek eklendi. westinghouse mühendisleri, elektro'nun başarısının ardından bu kez dört ayaklı bir mekanik hayvan geliştirdi. köpeğin adı sparko idi. sparko başını çevirebiliyor, kuyruğunu sallayabiliyor, havlayabiliyor ve oturabiliyordu. ayrıca ileri ve geri hareket edebiliyordu.
ancak elektro gibi sparko da hareketlerini önceden belirlenmiş komutlara göre gerçekleştiriyordu. hayvanların davranışlarını anlayan veya kendi başına karar veren bir robot değildi. 1940 yılındaki dünya fuarı'nda elektro ile sparko birlikte gösterilmeye başlandı. böylece ziyaretçilerin karşısına yalnızca konuşan mekanik bir insan değil, onun robot köpeği de çıkarılmış oldu.
ancak elektro'nun kariyeri dünya fuarıyla sona ermedi. 1940'lı ve 1950'li yıllarda amerika'nın farklı şehirlerinde gösterilere katılmaya devam etti. mağaza açılışlarında, teknoloji etkinliklerinde ve çeşitli sergilerde ziyaretçilerle buluştu. ilerleyen yıllarda yeni gösteriler de eklendi. örneğin elektro'nun balon şişirebilmesi için ayrı bir hava sistemi hazırlandı. bu gösteride robot, izleyicilerle balon şişirme yarışına giriyordu. içindeki kompresör sayesinde oldukça güçlü şekilde hava verebildiği için genellikle yarışmayı kazanıyordu.
1951 yılında you asked for it adlı televizyon programına çıktı. 1960 yılında ise sex kittens go to college adlı filmde s.a.m. thinko isimli robot karakterini canlandırdı. ancak zaman geçtikçe teknoloji gelişmeye başladı. 1940'larda oldukça etkileyici görünen elektromekanik sistemler, daha gelişmiş elektronik cihazların karşısında eski kalıyordu. elektro da giderek daha az ilgi görmeye başladı.
sonunda robotun parçaları birbirinden ayrıldı ve yıllarca depolarda kaldı. elektro'nun gösteri hayatı sona erdikten sonra gövdesi ve çeşitli parçaları farklı yerlere taşındı. bir dönem robotun nerede olduğu bile tam olarak bilinmiyordu. npr'nin 2012 yılında yayımladığı habere göre elektro'nun yapımında çalışan mühendislerden jack weeks'in oğlu da çocukluğunda robotun parçalarını evlerinin bodrumunda görmüştü. hatta ailesindeki çocuklar, robotun başını ve gövdesini bir araya getirerek onunla oyunlar oynuyordu.
yıllar sonra weeks ailesinin çabalarıyla kaybolan parçalar araştırılmaya başlandı. robotun başı ve gövdesi farklı yerlerde bulundu. mansfield memorial museum'un desteğiyle elektro yeniden bir araya getirildi. 2004 yılında ise müzede sergilenmeye başlandı.
ancak bugün müzede bulunan özgün elektro, eski gösterilerindeki gibi çalışmıyor. tarihî bir eser olarak korunuyor. peki elektro gerçekten ilk robot muydu? hayır. elektro'dan önce de insan veya hayvan biçiminde hareket edebilen mekanik düzenekler yapılmıştı. hatta westinghouse'un kendi geliştirdiği televox sistemi bile 1928 yılında tanıtılmıştı.
ancak elektro, insan biçimindeki elektromekanik robotların geniş kitleler tarafından tanınmasında önemli rol oynadı. çünkü 1939 yılında insanların karşısına yalnızca hareket eden bir makine çıkarmamıştı. konuşan, selam veren, sigara içen, renkleri ayırt eden ve kendisine verilen komutlara tepki gösteren bir karakter sunmuştu. elbette bugün biliyoruz ki bunların arkasında gerçek bir bilinç veya konuşulan dili anlama yeteneği bulunmuyordu.
hareketler rölelerle kontrol ediliyor, sözler plaklardan çalınıyor, sigara dumanı pompayla çekiliyor ve robot tekerleklerle ilerliyordu. ancak bütün bu mekanizmaların 1930'lu yılların teknolojisiyle bir araya getirilmesi önemli bir mühendislik başarısıydı. üstelik elektro, insanların robotlardan neler beklediğini de gösteriyordu. daha 1939 yılında geleceğin makinelerinin bizimle konuşabileceği, verdiğimiz komutlara tepki gösterebileceği ve gündelik hayatın parçası olabileceği hayal ediliyordu.
bugün çok daha gelişmiş robotlar üretiliyor. ama yaklaşık 90 yıl önce bir fuar sahnesinde sigara içip seyircilere laf yetiştiren elektro, o hayalin en erken ve en ilginç örneklerinden biri olarak teknoloji tarihinde yerini koruyor.
kaynaklar
1. ieee spectrum – elektro the moto-man had the biggest brain at the 1939 world's fair (2018)
elektro'nun geliştirilmesi, mühendislik yapısı, 48 rölesi, sesli komut sistemi, konuşma kayıtları, yürüyüş mekanizması, sigara içmesi ve sonraki yıllardaki hayatı üzerine kapsamlı tarihsel inceleme.
https://spectrum.ieee.org/…-at-the-1939-worlds-fair
2. computer history museum – elektro and sparko at the world's fair
elektro'nun 1939-1940 dünya fuarı'ndaki gösterileri, ses komutlarına verdiği tepkiler ve önceden kaydedilmiş konuşmalarına ilişkin müze arşivi.
https://www.computerhistory.org/…botics/13/324/1266
3. computer history museum – robots before computers
bilgisayar öncesindeki robotların nasıl çalıştığı, elektromekanik kontrol sistemleri ve elektro'nun robotik tarihindeki konumu.
https://www.computerhistory.org/…ce-robotics/13/324
4. mansfield memorial museum – elektro the westinghouse robot
robotun 1937 yılında mansfield'da üretilmesi, dünya fuarı gösterileri, daha sonraki sergi hayatı ve özgün parçalarının korunması hakkında müze kayıtları.
https://themansfieldmuseum.org/elektro/
5. national film preservation foundation – the middleton family at the new york world's fair (1939)
westinghouse'un elektro'yu tanıttığı 1939 tarihli film. robotun sigara içtiği sahnenin bulunduğu dönem kaydı.
https://www.filmpreservation.org/…world-s-fair-1939
6. library of congress – the middleton family at the new york world's fair
1939 tarihli özgün tanıtım filminin yapım bilgileri, filmdeki teknoloji gösterileri ve elektro'nun yer aldığı sahneler hakkında abd kongre kütüphanesi kaydı.
https://www.loc.gov/item/2023600635/
7. ohio magazine – elektro the robot, mansfield (2016)
mansfield memorial museum küratörü scott schaut'un açıklamaları, robotun yöneticilerle şakalaşması, teknik yapısı ve 2004 yılında yeniden sergilenmeye başlaması.
https://www.ohiomagazine.com/…hio-elektro-the-robot
8. npr / kcur – america's first celebrity robot is staging a comeback (2012)
elektro'nun dünya fuarı sonrasındaki gösterileri, jack weeks ailesinin anıları, kaybolan parçaların bulunması ve robotun yeniden bir araya getirilmesi.
https://www.kcur.org/…y-robot-is-staging-a-comeback
9. university of north texas – the coffee family collection, no. 3: elektro (1939)
elektro'nun 1939 tarihli tanıtım filminden alınan yaklaşık dört dakikalık özgün görüntü kaydı.
https://texashistory.unt.edu/…67531/metapth1060942/