1980'de Sadece 5 Tane Kalan Siyah Ardıç Kuşu Nasıl Oradan Geri Dönebildi?
1980 yılında dünyada yaşayan bütün black robinlerin sayısı beşti
bu beş kuşun içinde düzenli biçimde yavru verebilen yalnızca bir çift kalmıştı. dişinin bacağında mavi, erkeğinkinde sarı halka bulunduğu için onlara old blue ve old yellow deniyordu. türün devam edip etmeyeceği, artık bu iki kuşun bir sonraki yumurtlama dönemini sağ salim görebilmesine bağlıydı.
durumu daha da tehlikeli yapan ayrıntı, old blue’nun o sırada yaklaşık dokuz yaşında olmasıydı. black robinler doğada çoğunlukla dört-beş yıl yaşıyordu. dünyanın en nadir kuşunun tek üreyebilen dişisi, kendi türünün ölçülerine göre çoktan yaşlanmıştı.
black robin ya da yerel adlarıyla karure ve kakaruia, yeni zelanda’nın yaklaşık 800 kilometre doğusundaki chatham adaları’na özgü küçük bir orman kuşu. adalarda kara memelisi bulunmadığı bir ortamda evrimleştiği için kedilere ve sıçanlara karşı etkili bir savunması yoktu. bu hayvanların insanlar tarafından adalara getirilmesinden sonra black robinler yaşadıkları yerlerden birer birer kayboldu.
1900’e gelindiğinde türün son topluluğu, yalnızca 15 hektar büyüklüğündeki little mangere adası’nda kalmıştı. adanın etrafı dik kayalıklarla çevriliydi ve kuşların kullanabildiği orman alanı yaklaşık beş hektardı. burası kedilerden ve sıçanlardan uzaktı ama şiddetli rüzgâr, tuz ve sarılıcı bitkiler küçük ormanı giderek bozuyordu.
1972’de 18 black robin bulunabildi. 1976’da sayı yediye düştü.
yeni zelanda yaban hayatı servisi, yakındaki mangere adası’na kuşlar için yeni bir yaşam alanı hazırladı. daha önce büyük ölçüde tahrip edilmiş adaya 120 binden fazla ağaç dikildi. don merton ve ekibi, little mangere’nin sarp kayalıklarına halatlar ve merdivenlerle inerek kalan yedi kuşu 1976-1977 yıllarında buraya taşıdı.
taşınma onları hemen kurtarmadı
kuşlar yeni yerde yeterince çoğalamadı, iki tanesi daha öldü ve 1980’de dünya nüfusu beşe indi. başka bir dişi daha bulunmasına rağmen onun yavrularından hiçbiri üreyebilecek yaşa ulaşamadı. geriye etkili biçimde yalnızca old blue ile old yellow kalmıştı.
ekibin kullanabileceği son ihtimal, black robinlerin yuvalarına müdahale edildiğinde çoğu kuş gibi tamamen vazgeçmemesiydi. bir yuvadaki yumurtalar kaybolduğunda dişi, üreme mevsimi bitmeden yeni bir yuva kurup tekrar yumurtlayabiliyordu.
korumacılar old blue’nun ilk yumurtalarını alıp başka kuşların yuvalarına yerleştirirse iki ayrı yavru grubu elde edebilirdi. ilk yumurtaları bakıcı kuşlar büyütürken yuvası boşalan old blue yeniden yumurtlayacaktı. normalde bir kez yavru çıkaracak çift, aynı mevsimde iki hatta üç kuluçka üretebilecekti.
kâğıt üzerinde güzel duran yöntemin denenebileceği yedek bir black robin çifti yoktu. yumurtalar zarar görür, bakıcı kuşlar onları reddeder veya old blue yeniden yumurtlamazsa ekip türün yok oluşunu hızlandırmış olacaktı.
ilk denemelerde chatham adası ötleğenleri kullanıldı. bu kuşlar yumurtaları kuluçkaya yatırabiliyor ve yavruları ilk günlerinde besleyebiliyordu fakat bir black robin yavrusu 11 günlükken öldü. yuva dışkıyla kirlenmişti; ötleğenlerin yavruyu uçabilecek yaşa kadar büyütmeye uygun olmadığı anlaşıldı.
daha iyi bakıcı, black robinin yakın akrabası olan chatham ısland tomtit çıktı. old blue’nun yumurtaları tekneyle başka bir adadaki tomtit yuvalarına taşınıyor, yavrular burada çıkarılıyor ve gerektiğinde gelişimlerinin ilerleyen aşamasında yeniden black robin yuvalarına veriliyordu.
yöntem çalıştı. yumurtaları alınan old blue yeniden yuva kurdu. tomtitler bir grup yavruyu büyütürken old blue ve old yellow ikinci gruba baktı. bazı sezonlarda black robin çiftleri kendi yavrularını değil, diğer çiftin yavrularını yetiştirdi. türün bütün üreme düzeni insanlar tarafından yürütülen hassas bir yumurta ve yavru değişimine dönüşmüştü.
ilk yoğun müdahale döneminin sonunda nüfus sekize, 1982’de 12’ye çıktı. 1984-1985 üreme mevsiminin sonunda 38 black robin vardı. neslin tükenmesi birkaç yıl içinde kesin bir sonuç olmaktan çıkmıştı.
fakat ekip kuşları kurtarırken farkında olmadan başka bir sorun üretti
bazı dişiler yumurtalarını yuvanın ortasındaki çukur yerine kenarına bırakıyordu. “rim laying” adı verilen bu davranışta yumurta düzgün biçimde kuluçkaya yatırılamıyor ve bulunduğu yerde bırakılanların hiçbiri çatlamıyordu. sayı hâlâ çok düşük olduğu için görevliler kenardaki yumurtaları alıp yuvanın ortasına koymaya başladı.
bu müdahale tek tek yumurtaları kurtarıyordu ama doğal seçilimin eleyeceği davranışı da görünmez hâle getiriyordu. yuva kenarına yumurtlayan dişilerin yavruları insanların yardımıyla hayatta kaldı ve aynı eğilim sonraki kuşaklara aktarıldı.
1984’te beş dişiden yalnızca birinde görülen davranış hızla yayıldı. 1989’a gelindiğinde üreyen 35 dişinin 18’i, yani yüzde 51,4’ü en az bir yumurtasını yuvanın kenarına bırakıyordu. bir tür yok oluştan kurtarılırken, kendi başına üremesini zorlaştıracak kalıtsal bir özellik nüfusun yarısına yayılmıştı.
2013’te yayımlanan genetik ve soy ağacı incelemesi, davranışın kalıtsal olduğunu ve incelenen modeller içinde baskın bir genle aktarılma biçimine en iyi uyduğunu gösterdi. old blue bu davranışı sergilemiyordu; özellik onun torunlarının arasında ortaya çıkmıştı. aşırı küçük nüfus, yakın akrabalar arasındaki çiftleşmeler ve yumurtaların sürekli insanlar tarafından düzeltilmesi yayılmasını kolaylaştırdı.
görevliler 1990’da kenardaki yumurtaları yuvanın ortasına taşıma uygulamasını durdurdu
yardım edilmeyen dişilerin üreme başarısı düştü ve özellik sonraki yıllarda yeniden seyrekleşti. 2007-2011 döneminde yuva kenarına yumurtlayanların oranı ortalama yüzde 9 civarındaydı. davranış tamamen kaybolmadı ama tür, yumurtalarının her seferinde insanlar tarafından düzeltilmesine bağımlı hâle gelmekten döndü.
old blue yaklaşık 14 yaşına kadar yaşadı ve aralık 1983’te son kez görüldü. old yellow ile meydana getirdiği altı yavru üreme yaşına ulaşmayı başardı. bugün yaşayan bütün black robinler bu altı kuşun soyundan geliyor.
yeni zelanda koruma bakanlığının 2025 verisine göre nüfus yaklaşık 350’ye ulaştı. kuşlar artık mangere ve rangatira adalarında yaşıyor. birdlife ve iucn, türü 2022’de “tehlikede” kategorisinden “hassas” kategorisine indirdi; yeni zelanda’nın kendi sınıflandırmasında ise hâlâ ulusal ölçekte kritik tehlike altında kabul ediliyor.
çünkü 350 kuş, beş kuşa kıyasla büyük bir sayı olsa da iki küçük adaya sıkışmış ve son derece düşük genetik çeşitliliğe sahip bir tür için güvenli nüfus anlamına gelmiyor. adaya yanlışlıkla ulaşacak birkaç sıçan, yeni bir hastalık veya şiddetli bir doğal afet bütün topluluğu tekrar tehlikeye sokabilir.
bugün mangere ya da rangatira’da görülen herhangi bir black robinin soy ağacı geriye doğru takip edildiğinde aynı noktaya ulaşıyor: little mangere’nin kayalıklarından bir kutuyla indirilen, bacağında mavi halka bulunan yaşlı bir dişiye.
kaynaklar:
* yeni zelanda koruma bakanlığı, black robin ve 2025 nüfus bilgisi: https://www.doc.govt.nz/…rds/birds-a-z/black-robin/
* don merton’ın 1983 tarihli çapraz yavru büyütme çalışması: https://newzealandecology.org/nzje/1593
* don merton ve old blue kurtarma operasyonunun ayrıntılı kronolojisi: https://predatorfreenz.org/…ng-don-merton-old-blue/
* yuva kenarına yumurtlama davranışının insanlar tarafından yayılması üzerine akademik çalışma: https://journals.plos.org/…371/journal.pone.0079066
* birdlife ınternational, türün kurtarılması ve güncel koruma durumu: https://www.birdlife.org/…s-great-recovery-stories/