Eskiden Üretilen Ürünler Neden Daha Dayanıklı?
bu mesele, modern sanayi ve tüketim toplumunun en büyük yanılsamalarından biri olmakla birlikte, temeli sağlam bir gerçekliğe dayanır. "eskiden her şey daha sağlamdı" tezi, salt nostaljik bir romantizm değil; üretim paradigması, malzeme bilimi ve ekonomik modellerin yarattığı sarsıcı bir farkın fiziksel kanıtıdır.
günün sonunda bu bir tercih değil, tamamen ekonomik bir determinizm meselesidir.
şöyle bir üretim aklına sahip bir dünyadan geliyoruz
eski ürünler, "tamir edilebilir" olmak üzere tasarlanırdı. bir ürünün bozulması, onun ömrünün sonu değil, sadece bir bakım ve onarım döngüsünün başlangıcıydı. malzeme maliyeti işçiliğe göre daha yüksek olduğu için, üreticiler ürünü olabildiğince az hammadde ile ama en yüksek mühendislik becerisiyle yapmaya odaklanırdı. çelik, bakır, gerçek ahşap gibi materyaller, "planlı eskitme" denilen o kapitalist hastalığın henüz laboratuvarda icat edilmediği dönemlerin standartlarıydı. bir buzdolabı veya çamaşır makinesi, bir ailenin miras bırakabileceği bir ev eşyası olarak görülürdü.
ama şimdi şöyle bir pazarın içindeyiz
modern üretim, "kullan-at" kültürü ve planlı eskitme (planned obsolescence) üzerine kuruludur. bir ürünün mühendisliği, onun sonsuza kadar dayanması için değil, tam tersine, garanti süresi bittikten kısa bir süre sonra bozulması veya işlevini yitirmesi için yapılır. plastik, incecik metal alaşımları ve entegre elektronik devreler, tamir edilmeyi imkansız kılacak şekilde tasarlanır. çünkü kapitalist büyüme modeli, sizin aynı ürünü 20 yıl kullanmanızı değil, her 3-5 yılda bir yenisini, daha "akıllı"sını, daha "entegre"sini almanızı gerektirir. tamir maliyeti, yeni ürün maliyetine o kadar yakındır ki, rasyonel zihin sizi doğrudan yenisini almaya iter.
bununla birlikte, malzeme kalitesindeki o dramatik düşüş, teknolojik "gelişmişlik" illüzyonuyla perdelenir. eski bir döküm tava ile modern bir teflon tava arasındaki ontolojik fark budur. biri torununuza miras kalır, diğeri 2 yıl sonra kanserojen madde yaymaya başlar. eski bir mekanik saat ile bir akıllı saat arasındaki fark da aynıdır; biri yüzyıllarca çalışabilir, diğeri pil ömrü bittiğinde elektronik bir atıktan başka bir şey değildir.
günün sonunda, eskiden üretilmiş ürünlerin daha dayanıklı olması bir "kalite" meselesinden ziyade, üretim ve tüketim döngüsünün hızıyla ilgilidir. kendi yaşam alanınızı bu "kullan-at" sarmalından izole edebiliyorsanız, o eski ve sağlam nesnelere sadakat duymanız pragmatik bir duruş olabilir; ancak modern dünyanın o hızlı, akışkan ve kaotik döngüsüne mahkumsanız, o sağlamlık sizin için sadece antika bir yük olacaktır.
(bkz: planlı eskitme)
(bkz: kullan-at kültürü)
(bkz: nesnelerin ontolojisi)