TARİH 5 Kasım 2026
376 OKUNMA     5 PAYLAŞIM

Fatih Sultan Mehmed’in Düşmanının Oğlu Nasıl Osmanlı Damadı Oldu?

Otlukbeli Savaşı'nda karşı karşıya gelen Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ı yıllar sonra aynı torunda buluşturan şaşırtıcı hikaye.

1451 yılında fatih sultan mehmed ikinci defa osmanlı tahtına çıkıyor. bir yıl sonra doğuda, diyarbakır merkezli akkoyunlu devletinin başına uzun hasan geçiyor. iki genç hükümdar, iki ayrı devlet ve birbirinden farklı siyasi hedefler. fatih 1453 yılında istanbul'u fethederek gücünü artırırken uzun hasan da doğuda hâkimiyetini genişletiyor. karakoyunluları mağlup ediyor, timurlu hükümdarı yeniyor ve devletinin merkezini tebriz'e taşıyor. artık karşılıklı iki büyük güçten söz ediyoruz.

işin ilginç tarafı, bu iki hükümdarın mücadelesi yalnızca savaş meydanlarında yaşanmıyor. aileler, evlilikler ve siyasi ittifaklar da bu rekabetin önemli bir parçası. mesela uzun hasan, trabzon komnenos hanedanından prenses teodora ile evleniyor. tarihte despina hatun olarak bilinen bu kadın hristiyanlığını muhafaza ederek akkoyunlu sarayına geliyor. bu evlilik aslında siyasi bir ittifak. çünkü trabzon'un varlığını devam ettirmesi uzun hasan'ın da menfaatine uygun.

1461 yılında fatih trabzon üzerine sefere çıkınca uzun hasan kendisine karşı savaşmak yerine annesi sara hatun'u elçi olarak gönderiyor. düşünebiliyor musunuz, bir hükümdar başka bir hükümdarla görüşmesi için kendi annesini gönderiyor. sara hatun fatih'in huzuruna çıkıyor. osmanlı tarihçilerinin aktardığına göre kendisine "oğlum" diye hitap ediyor, fatih de ona "ana" diye karşılık veriyor. hatta sarp dağlardan geçilirken sara hatun'un "oğul, bir trabzon için bunca zahmet neden?" diye sorduğu, fatih'in de bu zahmeti din ve gaza anlayışıyla izah ettiği naklediliyor. sara hatun trabzon seferinden vazgeçmesini istiyor fakat fatih kararından dönmüyor. yine de kendisine hürmet gösteriyor. neticede trabzon 1461 yılında osmanlı topraklarına katılıyor.

aradan yıllar geçiyor, iki hükümdar arasındaki rekabet giderek büyüyor. uzun hasan osmanlılara karşı venedik ile ittifak arayışına giriyor. venedik'ten top ve tüfek temin etmeye çalışıyor fakat gönderilen silahlar kendisine ulaşmıyor. 1472 yılında akkoyunlu kuvvetleri tokat'ı yağmalayıp yakıyor. artık iki devlet arasında büyük bir savaş kaçınılmaz hâle geliyor.

1473 yılında fatih ordusuyla doğuya yürüyor. fakat burada çok ilginç bir hadise yaşanıyor. 4 ağustos 1473 tarihinde, otlukbeli savaşından bir hafta önce, fırat nehri civarında iki ordunun öncü birlikleri karşılaşıyor. bazı kaynaklara göre akkoyunlu kuvvetlerinin başında uzun hasan'ın oğlu uğurlu mehmed bulunuyor. osmanlı tarafında ise has murad paşa ve mahmud paşa var. akkoyunlu kuvvetleri kısa bir çatışmanın ardından yenilmiş gibi yaparak geri çekiliyor. mahmud paşa bunun bir tuzak olduğunu fark ediyor ve has murad paşa'yı ilerlememesi konusunda uyarıyor. ancak has murad paşa bu uyarıyı dinlemeyerek akkoyunlu süvarilerinin peşine düşüyor. dar bir geçitte tuzağa çekilen osmanlı öncü kuvvetleri ağır bir yenilgiye uğruyor. has murad paşa nehri geçmeye çalışırken boğularak hayatını kaybediyor. yani ilk karşılaşmayı akkoyunlular, bazı kaynaklara göre uğurlu mehmed'in kuvvetleri kazanıyor.

fakat 11 ağustos 1473 tarihinde otlukbeli'nde yapılan asıl savaşta durum değişiyor. fatih'in ordusundaki top ve tüfek üstünlüğü savaşın seyrini etkiliyor. uzun hasan'ın oğullarından zeynel mirza savaş meydanında öldürülüyor. uğurlu mehmed ise ordunun diğer kanadında şehzade bayezid'in kuvvetlerine karşı mücadele ediyor. babasının savaş meydanından çekildiğini ve kardeşinin öldüğünü duyunca o da çekiliyor. sonunda akkoyunlu ordusu bozguna uğruyor ve osmanlı ordusu büyük bir zafer kazanıyor.

buraya kadar bildiğimiz tarih. iki hükümdar karşılaşmış, biri kazanmış, diğeri kaybetmiş. ama beni asıl şaşırtan hadise bundan sonra başlıyor.

az önce bahsettiğim uğurlu mehmed var ya, bazı kaynaklara göre osmanlı öncü kuvvetlerini tuzağa düşüren kuvvetlerin başındaki o kişi, bir yıl sonra babası uzun hasan'la anlaşmazlığa düşüyor. akkoyunlu sarayında taht mücadeleleri başlıyor. şiraz valisi olan uğurlu mehmed babasına isyan ediyor fakat tutunamıyor. sonunda 1475 civarında babasının en büyük rakibi olan fatih sultan mehmed'e sığınıyor.

şimdi burada ilginç bir durum ortaya çıkıyor. daha iki yıl önce osmanlı öncü kuvvetlerine ağır kayıp verdiren, fatih'in komutanlarından birinin ölümüne yol açan çarpışmada yer alan kişi, bugün fatih'in huzuruna sığınmacı olarak geliyor. peki fatih ne yapıyor? onu geri çevirmiyor. kendisine itibar gösteriyor, sivas valiliğine tayin ediyor ve daha da önemlisi kızı gevherhan sultan ile evlendiriyor. yani uzun hasan'ın oğlu, fatih sultan mehmed'in damadı oluyor. dün savaş meydanında birbirine kılıç çeken iki hükümdar, bugün çocuklarının evliliğiyle akraba olmuş.

fakat uğurlu mehmed'in hayatı da trajik biçimde sona eriyor. 1477 yılında babası uzun hasan'ın öldüğü yönünde kendisine haberler ulaştırılıyor. akkoyunlu tahtını ele geçirmek üzere harekete geçiyor. ancak uzun hasan henüz hayatta. uğurlu mehmed erzincan'a geldiğinde öldürülüyor. geride gevherhan sultan'dan dünyaya gelen ahmed isminde bir oğlu kalıyor. bir yıl sonra, 1478'de uzun hasan da vefat ediyor. 1481 yılında ise fatih sultan mehmed hayata gözlerini yumuyor. iki büyük hükümdar artık hayatta değil fakat ikisinin de soyundan gelen bir çocuk osmanlı sarayında büyümeye devam ediyor.

işte benim araştırırken en çok şaşırdığım kişi bu çocuk oldu. çünkü bu çocuğun baba tarafından dedesi uzun hasan, anne tarafından dedesi ise fatih sultan mehmed. bir tarafta akkoyunlu hanedanı, diğer tarafta osmanlı hanedanı. yıllarca birbirleriyle mücadele eden iki büyük hükümdarın kanı aynı çocukta birleşiyor.

adı göde ahmed.

göde denilmesinin sebebi kısa boylu olması. dedesine uzun hasan denilirken torununa göde ahmed denilmesi de tarihin ayrı bir cilvesi. göde ahmed osmanlı sarayında yetişiyor. dayısı ikinci bayezid kendisine sahip çıkıyor. hatta kızı aynışah sultan ile evlendiriyor. yani ikinci bayezid hem dayısı hem de kayınpederi oluyor.

fakat onun kaderi osmanlı sarayında kalmak değilmiş. 1497 yılında akkoyunlu ülkesindeki taht mücadeleleri sırasında doğuya gidiyor ve dedesi uzun hasan'ın tahtına oturuyor. burada da ayrı bir hadise yaşanıyor. osmanlı sarayında yetiştiği için akkoyunlu devletini osmanlı idare anlayışına göre düzenlemeye çalışıyor. merkezî otoriteyi güçlendirmek, beylerin ayrıcalıklarını sınırlandırmak ve vergi düzeninde değişiklikler yapmak istiyor. fakat karşısına türkmen beyleri çıkıyor. çünkü bu düzenlemeler onların menfaatlerine dokunuyor. göde ahmed de muhaliflerine karşı sert tedbirler alıyor. neticede hükümdarlığı uzun sürmüyor. aralık 1497'de çıkan mücadelede mağlup edilerek öldürülüyor.

düşünün, fatih sultan mehmed ile uzun hasan'ın ortak torunu, iki büyük hanedanın mirasını taşıyan bir hükümdar, dedesinin tahtında ancak birkaç ay kalabiliyor.

ama hikâye burada da bitmiyor. hatırlarsanız uzun hasan'ın komnenos hanedanından despina hatun ile evlendiğinden bahsetmiştim. işte bu evlilikten âlemşah halime begüm isminde bir kız dünyaya geliyor. âlemşah halime begüm daha sonra safevî şeyhi haydar ile evleniyor. bu evlilikten dünyaya gelen çocuklardan biri de ileride safevî devletini kuracak olan şah ismail. yani şah ismail de uzun hasan'ın torunu.

diğer tarafta fatih sultan mehmed'in oğlu ikinci bayezid'in selim isminde bir oğlu var. tarihte yavuz sultan selim olarak bildiğimiz hükümdar. o da fatih'in torunu.

ve takvimler 1514 yılını gösterdiğinde, bu defa çaldıran'da yavuz sultan selim ile şah ismail karşı karşıya geliyor. bir tarafta fatih sultan mehmed'in torunu, diğer tarafta uzun hasan'ın torunu. 1473 yılında otlukbeli'nde karşı karşıya gelen dedelerin torunları, 41 yıl sonra çaldıran'da karşı karşıya geliyor.

daha da ilginci, göde ahmed her iki hükümdarın da akrabası. yavuz sultan selim onun anne tarafından, şah ismail ise baba tarafından kuzeni. yani bir zamanlar iki hanedanın soyunu kendisinde birleştiren göde ahmed, sonraki büyük siyasi mücadelenin taraflarıyla da akraba.

tarihin bu tarafı bana gerçekten çok ilginç geliyor. aslında bütün bunları okuyunca insanın aklına ister istemez şu geliyor: tarih yalnızca devletlerin yükselişinden, savaşlardan ve fetihlerden ibaret değil. o hadiselerin arkasında akrabalıklar, kırgınlıklar, ihtiraslar, ihanetler, siyasi hesaplar ve insan hikâyeleri var. bir hükümdarın öncü kuvvetlerini bozguna uğratan komutan, iki yıl sonra o hükümdarın damadı olabiliyor. iki düşman hükümdarın soyundan gelen bir çocuk, her ikisinin de mirasını taşıyabiliyor. bazen yıllarca devam eden siyasi rekabet, sonraki nesillerin kaderini de belirliyor.

insan böyle hadiseleri öğrendikçe tarihe yalnızca geçmişte yaşanıp bitmiş olaylar olarak bakamıyor. çünkü tarihin görünen yüzünde savaşlar ve hükümdarlar var. görünmeyen yüzünde ise insanın değişmeyen tabiatı, iktidar mücadelesi ve nesiller boyunca devam eden ilişkiler var.

ne gariptir ki bazen tarih, birbirine kılıç çeken iki insanı aynı çocuğun dedesi yapıyor.