EDEBİYAT 6 Ağustos 2026
218 OKUNMA     6 PAYLAŞIM

Kitap Okurken Aklınızın Bir Köşesinde Tutmak İsteyebileceğiniz Güzel Notlar

Kitap okuma mevzusu hakkında kafa yoran biriyseniz ilaç gibi gelecektir burada yazanlar.
The Amazing Spider-Man 2 (2014)

bernard shaw, aforizmalar adlı eserinde: “kitap okumak don kişot'u akıllandırdı, ama okuduklarına inanmak aklını başından aldı!” der.

gerçekten de kitaplar insanı yücelten bir merdiven gibidir; ufkumuzu genişletir, düşüncemizi olgunlaştırır ve bize yeni yollar gösterir. her kitap, bize farklı bir pencere açar; bazen hiç tanımadığımız bir insanın hayatına, bazen hiç gitmediğimiz bir coğrafyaya, bazen de kendimizin fark etmediğimiz yönlerine ulaşmamızı sağlar. bu yönüyle okumak, yalnızca bilgi edinmek değil, aynı zamanda insanı insan yapan duyguları ve düşünceleri çoğaltan bir yolculuktur.

ancak okuduklarımızın hepsini hayatımızın değişmez gerçeği sanmak, her öğrenileni kendi yaşamımıza uygulayabileceğimize inanmak, başkasının hayatını körü körüne taklit etmekten öteye geçmez. çünkü her fikir, doğduğu şartların ürünüdür; her insanın yaşadığı hayat, içinde bulunduğu zaman, çevre ve imkânlar birbirinden farklıdır. bir başkasına iyi gelen bir düşünce, aynı şekilde bize de iyi gelecek diye bir kural yoktur. kitapların amacı bize hazır cevaplar vermek değil, doğru soruları sordurmaktır.bir anlamda ilham almaktır.

ilham almakla düşünmeden izlemek arasındaki farkı kavrayamadığımızda, hayalle gerçek birbirine karışır. okuduklarımızı sorgulamadan benimsediğimizde, zamanla kendi sesimizi kaybetmeye başlarız. oysa okumanın gerçek değeri, insanı başkasına benzetmesinde değil, kendi düşüncesini daha sağlam kurabilmesinde saklıdır. kitaplar bize bir yön gösterebilir; fakat hangi yoldan yürüyeceğimize bizim aklımız, vicdanımız ve hayat tecrübemiz karar vermelidir.

don kişot'un trajedisi okuduklarından etkilenmesi değil, onları yaşadığı dünyanın gerçekleriyle tartmadan mutlak doğru kabul etmesidir. hayatın karşısına, kitaplarda gördüğü dünyanın gözlüğüyle çıktığında, yel değirmenlerini dev sanması kaçınılmaz olur.seçici okuma ya da seçici kavrama yapmamak bu yanılgıya sebep olur.

yel değirmenleriyle savaşmamak için sorgulamalı, öğrendiklerimizi kendi aklımızın ve deneyimlerimizin süzgecinden geçirmeliyiz. okuduklarımızı ezberlemek değil, anlamlandırmak; başkalarının doğrularını tekrarlamak değil, kendi doğrularımızı inşa etmek bizi gerçekten olgunlaştırır. kitaplar yol gösteren bir pusuladır fakat rotayı belirleyen, her zaman insanın kendi aklı ve iradesidir. bu yüzden okumak kadar, okuduğunu tartabilmek de insanı yücelten en önemli özelliktir.

seçici okuma yapmazsak don kişot gibi yel değirmenlerine saldırırız.
boş okuma için halk arasında “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.” derler.
ancak okumada muradı yunus emre dizelerinde şöyle belirtmiştir:

ilim ilim bilmektir,
ilim kendin bilmektir,
sen kendini bilmezsin,
ya nice okumaktır?

okumaktan murat ne ?
kişi hakkı bilmektir,
çün okudun bilmezsin,
ha bir kuru emektir.