Milyonlarca Euroluk Kadroları Etkisiz Bırakan Oyun Sistemi: Haramball
Haramball; disiplinli savunmayı, kompakt takım oyununu ve hızlı geçiş hücumlarını merkeze alan pragmatik bir futbol anlayışını tanımlamak için kullanılan, çoğunlukla alaycı bir internet terimidir.
popüler kültürle zehirlenmiş, bir filme ya da bir diziye 30 dakika odaklanamayan, insanların futbol sevgisini hafife alan ve futbolun kapitalizme peşkeş çekilmesine göz yumanların karaladığı bu oyun sistemi, bugünlerde kesinlikle bir turnusol kâğıdı işlevini görüyor.
bugün farklı mecralarda topluma ve futbolla ilgilenenlere haramball oynayan takımlar sanki futbol oynamıyormuş ve büyük başarı kazanmıyormuş gibi empoze edilmeye çalışılıyor. çünkü bugün haramball, etiket ve marka meraklısı futbol tutkunlarını gerçeklerle yüzleştiriyor. tek yaptığı şey bu, başka bir şey değil. on milyonlarca euro'luk balonlaştırılmış futbolcularınız, öve öve bitiremediğiniz akademisyen taktiksel dehalarınız 90 değil, 120 dakika boyunca rakip ceza sahasına giremeyince kuduruyorsunuz. bakın golden bahsetmiyorum bile. menajerlerin kucağından inmeyen, gazeteci görünümlü iş adamlarının kuklası olmuş manipülatör futbolculara biçilen 70 milyon euro'luk maliyetlerin artık ortalama sayıldığı bir futbol endüstrisi düzeninde, bu balonların gol atmasını ve saf yetenek gibi toplumlara sunulmasını istiyorsunuz; istemeseniz bile bu amaca hizmet ediyorsunuz.
geçen gün bir kez daha gördük ki * kai havertz, wirtz, musiala gibi topsuz "oyun ustaları" aslında birer balondan ibaretmiş. stoperin oyun kurucu deha sayıldığı *bu halüsinatif düzende, stoperini kaybeden bir takımın nasıl oyun kuramadığını bize dikte etmeye ve bunun mantığını açıklamaya çalışıyorsunuz.
sahte bekleriniz, sahte forvetleriniz, sahte 10 numaralarınızın aslında gerçekte de sahte olduğunu defalarca yüzünüze çarpan haramball'u inatla küçümsemeye devam edeceksiniz. oysa ki futbol, son 10 senede uydurduğunuz sahte rollerin değil; gerçek hırsların, gerçek tutkuların, gerçek kalitenin ve gerçek zekânın oyunudur.
modern futbolu eğlence sektörüne dönüştüren kelfantino ve avanesi bu durumdan hoşnut olmayabilir ama bizler hoşnuduz kardeşim. sen desteklediğin ya da hayranı olduğun balonun karşısında rakip olmadan skor yapmasını umarken, ben ve benim gibi düşünen kardeşlerimiz savunma ve orta saha arasında 10-12 metreye düşen mesafenin gerekirse 120 dakika boyunca bu kadar kusursuz savunulmasına hayran kalıyoruz. bu kolektif senkronizasyonda tüm takımı belindeki görünmez hayalet halatı görüyoruz ve onu övüyoruz. 10 santimetrelik, 1 saniyelik gecikmenin golle sonuçlanacağı bu sırat köprüsünün ayaklarını taşıyan kusursuz savunmacıları, yüksek konsantrasyonlu orta sahaları ve karşı takımı ezberlemek için saatlerini harcayan analiz ekibini görüyoruz. pas yaparken dinlenen karşı takımı, 90 dakika boyunca topun ve rakibin her hareketini hem bilişsel hem de fiziksel olarak takip eden kusursuz senkronize olmuş 11 kişi neden zorunuza gidiyor? üçgenlerin sadece topla yapıldığını sananların aslında üçgenlere hapsolmuş dörtgen, beşgen savunmalar içerisinde olduğu o muhteşem geometriyi kurmayı kolay mı zannediyorsunuz?
herkesin aklına bu tarz futbol gelince, sporu çirkinleştiren adamlar gelmesi de tuhaf. sanki bu oyunu oynayan herkes vinnie jones'muş muamelesi görüyor. kendi yarattıkları balonların ve modern pas oyununun kölesi olduklarını kabul etmeyip, bu "çirkin" duvar tarafından yıkılmasını kendi entelektüelliklerine yediremiyorlar. bakın, dikkat edin, maç sonrası kaybeden büyük takım hocaları sürekli çamuru karşı takıma atar. "rakip futbol oynamaya gelmedi" demeci bugün süper lig'e özgü değil, dünya kupası finallerine ve avrupa futbolunun yüksek düzey maçlarına da damga vuruyor. yani taraftarı manipüle etmek üzerine kurulmuş açıklamalarla, kendi basiretsizliklerini de örtmeye çalışıyorlar. sanki bu oyunda her şey çirkinmiş gibi sunuluyor. soruyorum, 2010 inter'i 10 kişiyle %14 topla oynama oranıyla nou camp'tan çıkması futbolu çirkinleştiren bir detay mıydı? sürekli faul yapıldığından, sert oynandığından falan bahsedilmiş. bu tarz takımların gerçek özelliği faulü kart görmeden, karta yakalanmama frekansında yapmalarıdır. yine dünkü almanya-paraguay maçında kart sayıları kafa kafayaydı * ve aslında almanya'nın net iki kartlık pozisyonu daha vardı. yüze vurma ve ayağa kalkmaya çalışan adamı tutup yere indirme.
yaratan yaratıyor kardeşim, bak messi'ye; yaratıcılığını konuşturmaya devam ediyor. futboldan pas oyunu adı altında yok ettiğiniz saf 9 numarası ve golcülerinden arda kalan bir avuç topçu, 2026 dünya kupası'nda gollerini atmaya devam ediyorlar. * * *yetenekli fas, hollanda'nın içinden geçti. teknik kalitedeki japonya, 10 numarası, 9 numarası olmayan kazma brezilya'yı az kalsın eleyecekti. kim kurtardı brezilya'yı? saf yetenekli, modern futbolun çürütmeye çalıştığı bir adam kurtardı.
balon topçulara ödenen milyonlarca euro'luk bonservislerle kurulan milyarlarca euro'luk balon kadrolar bugün sadece menajerleri zengin ediyor. tiktok kaydırmaktan beyni erimiş nesli kazanmak için, bu balonları ve bu finansal baskıyı futbolun başına sizler musallat ettiniz. oyuncular senede 70 maça çıkmaktan tükeniyorlar. dünya kupası bitiyor, kulüpler dünya kupası başlıyor. avrupa uluslar ligi bitiyor, avrupa kupası başlıyor. daha fazla para, daha fazla bahis, daha fazla reklam, daha fazla ciro... "parasını veriyorum, oynayacaksın" mentalitesi yaratıcılığı ve futbol zevkini köreltmiyor da sahada 11 oyuncunun senkronize yaptığı kusursuz savunma mı köreltiyor? hadi oradan derler adama.
yani demem o ki; haramball önüne geçilemeyen bir akım gibi büyüdü çünkü modern futbolun kendi yarattığı boşluklardan (sıkışık takvim, yaratıcılık yoksunu pas futbolu, kuralların esnetilmesi) beslendi. alanı tamamen yok eden, duran topları birer silaha dönüştüren ve rakibi psikolojik olarak çökerten bu sistem, şu an için futbolun "en pragmatik ve kırılması en zor" işletim sistemidir. hocalar işlerini iyi yapacaklar, saf yetenekli futbolculara yer açacaklar. o zaman ilk 10-15 dakikada gelen erken gollerle size göre "seyir zevki yüksek" maçlar izlersiniz.
birkaç amerikalı bebe, gol görmek isteyen elit çoğunluk maçlara odaklanamıyor ve tiktok kaydırıyorlar diye futbolun defans yanını yabana atacak kadar düşük zekâya sahipseniz size uygun farklı sporlar var. her anında sayı olan, seyir zevki yüksek çok daha güzel branşlara yönelebilirsiniz. satrançta düşünme süresine dikkat etmemek, piyonu küçümsemek ya da yapılan hamlenin arkasındaki gerçeği görmemek size sadece oyun kaybettirir ve başarısızlık getirir. paraguay'da bir ulus güne mutlu başladı. bir de bu şekilde düşünün ve haramball'un arkasındaki güzelliği keşfetmeye başlayın.