TARİH 9 Temmuz 2026
107 OKUNMA     3 PAYLAŞIM

Müttefik Olan ABD ve Avustralya Askerlerinin Birbirine Girdiği İlginç Olay: Brisbane Çatışması

2. Dünya Savaşı'nda müttefik olan iki ülke askerlerinin çatışması bayağı garip bir olay.

2. dünya savaşı’nda avustralya ve abd aynı taraftaydı. aynı düşmana karşı savaşıyorlardı. aynı cephedeydiler. kağıt üzerinde müttefiktiler... ama 1942’de brisbane sokaklarında bu iki müttefikin askerleri iki gün boyunca birbirine girdi.

üstelik bu küçük bir bar kavgası da değildi. kalabalığın büyüdüğü, camların kırıldığı, copların kullanıldığı, ateşli silahların devreye girdiği, bir avustralyalı askerin öldüğü ve iki taraftan çok sayıda askerin yaralandığı gerçek bir şehir kriziydi.

adı da bu yüzden tuhaf durur: battle of brisbane.

“battle” denince insanın aklına cephe gelir, topçu ateşi gelir, karşı karşıya dizilmiş ordular gelir. burada ise mesele biraz daha karışıktır. abd ile avustralya birbirine savaş açmamıştır. ortada resmi bir muharebe yoktur. ama savaşın ortasında, aynı tarafta duran insanların birbirine ne kadar hızlı düşman kesilebildiğini gösteren acayip bir patlama vardır.

olay 26-27 kasım 1942’de brisbane’de yaşandı

o sırada pasifik savaşı bütün ağırlığıyla devam ediyordu. japonya’nın ilerleyişi avustralya’yı doğrudan tehdit eder hale gelmişti. brisbane de müttefikler için önemli askeri merkezlerden birine dönüşmüştü. general douglas macarthur’ın güneybatı pasifik karargahı şehirdeydi ve binlerce amerikan askeri brisbane sokaklarında görünür hale gelmişti.

başta kulağa mantıklı geliyor.

savaş var, müttefik askerler geliyor, şehir askeri merkez oluyor.

ama savaş şehir hayatının içine girdiğinde, haritadaki ittifak ile sokaktaki his her zaman aynı şey olmuyor.

avustralyalı askerlerin ve sivillerin bir kısmı amerikan askerlerinden rahatsızdı. bunun tek sebebi “yabancı asker geldi” meselesi değildi. amerikalıların daha yüksek maaş alması, daha iyi imkanlara sahip görünmesi, şehirde daha rahat para harcaması, barlarda, dans salonlarında, sokaklarda ve sosyal hayatta daha baskın hale gelmesi ciddi bir huzursuzluk yaratıyordu.

üstüne bir de amerikan askeri polislerinin sert tavırları eklenince ortam iyice gerildi.

o dönemde avustralyalılar arasında amerikalılar için kullanılan meşhur bir laf vardı:

“overpaid, oversexed and over here.”

yani kabaca “fazla maaşlı, fazla çapkın ve fazlasıyla buradalar.”

tek başına bu laf bile şehirdeki havayı anlatmaya yeter. herkes aynı bayrağın altında savaşmıyordu belki ama aynı cephedeydi. yine de cephe arkadaşlığı, sokaktaki kıskançlığı, öfkeyi, statü farkını ve yorgunluğu otomatik olarak silmiyordu.


patlama 26 kasım akşamı geldi

amerikalılar için thanksgiving (şükran) günüydü. brisbane’deki amerikan askerlerinin bir kısmı izinliydi, şehir hareketliydi, alkol, yorgunluk, savaş stresi ve birikmiş gerginlik aynı akşam birbirine karışmıştı.

olayın fitili, bir amerikan askeri ile amerikan askeri polisi arasındaki müdahale sırasında ateşlendi. askeri polisin bir askere yaklaşımı çevredeki avustralyalı askerlerin ve sivillerin tepkisini çekti. normalde birkaç kişinin arasında kalabilecek bir tartışma, birkaç dakika içinde kalabalığın ilgisini toplamaya başladı.

savaş dönemlerinde kalabalığın ruhu bazen çok hızlı değişir.

bir an herkes sadece bakıyordur.

bir sonraki an, artık herkes olayın içindedir.

brisbane’de de böyle oldu. çevredeki avustralyalı askerler ve siviller amerikan askeri polisine karşı tavır aldı. kalabalık büyüdükçe öfkenin hedefi özellikle amerikan askeri polisleri haline geldi. çünkü şehirde zaten onlara karşı birikmiş bir rahatsızlık vardı.

sonra iş kontrolden çıktı

amerikan kantini ve çevresinde kalabalık toplandı. camlar kırıldı, eşyalar fırlatıldı, coplar kullanıldı. sokakta müttefik askerler birbirine saldırıyordu. aynı savaşın insanları, birkaç saatliğine birbirini düşman gibi görmeye başlamıştı.

işin en korkunç tarafı, olayın sadece yumruk ve cop seviyesinde kalmamasıydı.

ateşli silah da devreye girdi.

bu kaos sırasında avustralyalı asker edward webster vurularak hayatını kaybetti. kaynaklara göre en az 9 avustralyalı ve 11 abd askeri ciddi şekilde yaralandı. daha birçok kişi de daha hafif yaralarla geceyi atlattı.

ama battle of brisbane tek gecelik bir taşkınlık olarak da kalmadı.

ertesi gün, yani 27 kasım’da şehirde daha küçük çaplı çatışmalar ve tehditler devam etti. artık herkes ne olduğunu biliyordu. gerilim sokağa sinmişti. bir önceki gece yaşananlar, iki müttefik gücün arasındaki görünmez çatlağı herkesin önüne sermişti.

yetkililerin korkusu da tam olarak buydu.

çünkü savaş devam ediyordu ve avustralya ile abd’nin birbirine ihtiyacı vardı. japonya’ya karşı aynı cephede duran iki ülkenin askerlerinin brisbane’de birbirine girmiş olması, propaganda açısından da moral açısından da çok kötü görünüyordu.

bu yüzden olayın ayrıntıları büyük ölçüde bastırıldı. haberler sınırlı verildi, dil yumuşatıldı, meselenin büyüklüğü kamuoyuna tam haliyle yansıtılmadı. savaş zamanı gerçek sadece yaşanmaz; bazen ittifak zarar görmesin diye paketlenir.


battle of brisbane’i ilginç yapan şey de burada

bu, “abd ile avustralya savaştı” diye anlatılacak bir olay değildir. iki ülke aynı taraftaydı. resmi düşman değillerdi. cephede ortak hareket ediyorlardı.

ama aynı tarafta olmak, aynı şartlarda yaşamak anlamına gelmiyordu.

bir tarafta daha fazla maaş alan, şehirde daha rahat harcayan, daha görünür olan amerikan askerleri vardı. diğer tarafta kendi ülkesinde savaş stresiyle yaşayan, imkan farkını gören, askeri polis baskısından rahatsız olan avustralyalı askerler ve siviller vardı.

kağıt üzerinde müttefiklik vardı.

sokakta ise maaş farkı, statü, alkol, kıskançlık, disiplin, kültürel sürtüşme, kadınlar üzerinden dönen rekabet, savaş yorgunluğu ve askeri polis nefreti vardı.

bunların hepsi bir araya gelince, aynı düşmana karşı savaşan insanlar bile bir gece içinde birbirine girebildi.

bu olay bize savaşın genelde anlatılmayan bir tarafını gösteriyor.

cephe haritalarında her şey temiz görünür. ülkeler renklere ayrılır, ittifaklar çizilir, oklar ilerler, ordular konumlanır. ama o haritanın altında şehirler vardır. barlar vardır. maaş bordroları vardır. kıskançlık vardır. yorgun askerler vardır. sert davranan askeri polisler vardır. kendini ikinci sınıf hisseden insanlar vardır.

ve bazen savaşın büyük siyaseti değil, gündelik hayatın küçük aşağılanmaları patlar.

brisbane’de olan şey tam olarak buydu.

iki müttefik ülke birbirine savaş açmadı. ama iki gün boyunca brisbane sokaklarında müttefikliğin kağıt üstündeki kadar pürüzsüz olmadığı görüldü.

cephe aynıydı.

ama sokakta biriken öfke yerli yerindeydi.

kaynaklar:

anzac portal - battle of brisbane riot
https://anzacportal.dva.gov.au/…le-of-brisbane-riot

australian war memorial
https://www.awm.gov.au/collection/e84830

state library of queensland - the battle of brisbane
https://www.slq.qld.gov.au/blog/battle-brisbane

abc news - battle of brisbane
https://www.abc.net.au/…-ii-brawl-america/106798814