SİNEMA 26 Ağustos 2026
145 OKUNMA     6 PAYLAŞIM

Truman Show Filmini Günümüz Şartlarında Nasıl Farklı Açılardan Yorumlayabiliriz?

1998 tarihli kült film, günümüz dinamiklerine göre farklı açılardan okunabilir mi? Okunursa değer kaybeder mi?

bu aralar sıkça ekşi sözlük'te görmeye başladığım, yılların eskitemediği bir efsanedir the truman show. her dönem geniş bir kesim tarafından izlenilmesi ve beğenilmesi beni çok mutlu eder zira sırtladığı mesele itibariyle the truman show gibi bir film genel beğeniye kolay kolay hitap edemez ve undderrated olarak kalır. peter weir'in bu klasik filmi ise her şeye inat izlenmeye devam ediyor. ama kanaatimce bugün the truman show'u yeni perspektiflerden okumaya ihtiyacımız var. the truman show bugünün izleyicisine ve bireyine bana kalırsa çok daha çarpıcı ve gerçekçi mesajlar sunuyor.

filme dair çok farklı perspektiflerde ve biçimlerde analizler yapıldı ama bana göre bugün the truman show filmini kesinlikle sosyal medya ve platform kapitalizmi bağlamına oturtmamız gerekiyor. bugün sağır sultanın dahi duyduğu bir kavramımız var: yankı odası. bugünün sosyal medya kullanıcıları olarak bizler dijital ayak izlerimize göre kimliklendiriliyor, kategorize ediliyor ve belirli içeriklere maruz kalıyoruz. en temelde sosyal medya kullanıcısının geçmiş ayak izlerinden hareketle bazı içeriklere maruz kalmasına yankı odası deniliyor. çünkü kullanıcı bir noktadan sonra benzer içerikler tarafından kuşatılıyor. tıpkı truman'ın dünyasında olduğu gibi. nasıl ki truman'ın dünyası yapılandırılmış ve sınırlandırılmıştı, bugünün sosyal medya kullanıcısının da dünyası aynı şekilde yapılandırılmış durumda. nasıl ki truman bir tür hapishanede yaşıyorduysa bugün bizler de belirli epistemik hapishanelerde yaşamaya çalışıyoruz. algoritmalar bizim yerimize seçimler yapıyor, tercihlerde bulunuyor ve kararlar alıyor. işte the truman show filminin bugüne uzandığı nokta tam olarak da burada başlıyor.


truman'ın yaşadığı seahaven belirli bir epistemik işbirliğinin ürünüdürler. bugün sosyal medyada da benzer bir durum vardır. yankı odasına hapsolmuş birey dünyayı kendi çerçevesinden, kendi mutlaklığıyla algılamaya başlıyor. yani aslında hepimiz artık seahaven adasının bir sakini olduk. benzer içeriklere, benzer kişilere ve benzer akımlara sürekli olarak maruz kalıyoruz. bu maruziyet günün sonunda bir fanusa dönüşüyor ve bu fanus kimliklerimizi, düşüncelerimizi ve benliklerimizi şekillendiriyor. tıpkı truman'a verilen o "burada her şey normal" mesajında olduğu gibi. sosyal medyada algoritmalar bize her şeyin normal olduğunu, doğru olanın bu olduğunu günlük olarak aşırı dozlarda sunuyor. seahaven'de algoritmalar yoktu belki ama algoritmavari yapılar yürürlükteydi.

mesela christof, truman'ın hayatının algoritmasıdır. onun için tercihlerde bulunur, onun yaşamını yapılandırır ve onu belirli bir epistemik koordinat noktasına sabitler. eee christof'un truman'a yaptığını bugün platform algoritmaları bize yapmıyor mu zaten? nelerden hoşlanabileceğimizi bize söylemiyor mu? nelere ihtiyacımız olduğunu "bizden daha iyi" bilmiyor mu? yapılandırılmış tercihleri önümüze sıralamıyor mu? tam olarak burada filmin de can alıcı noktasına geliyoruz. aslında truman, baskı altına alınmıyor ya da sansürlenmiyordu o, manipüle ediliyordu. truman'ın zihnine "dış dünyayı göremezsin" düşüncesi yerleştirilmeye çalışılıyordu ama bu silah zoruyla yapılmıyordu. tıpkı bugün algoritmaların ördüğü o görünmez duvarlarda olduğu gibi.

bugün sosyal medya platformlarında her şey benzer biçimde görünmez kılınıyor yahut da belirginleştiriliyor algoritmalar tarafından. algoritmalar bizi tanıdıkça daha gerçekçi ve içinden çıkılması zor bir yaşam alanı yaratıyorlar. sürekli olarak bu döngüde kalmak ise bir yerden sonra gerçekliğin yıkımıyla sonuçlanıyor ki yıllardır süregelen post-truth tartışmaları hiç de boşuna değil. truman günün sonunda kendi gerçekliğine giden yolu bulabildi ve christof'un inşa ettiği duvarları yıkabildi ama bugünün bireyi için aynı mutlu sona erişmenin çok kolay olabildiğini düşünmüyorum. algoritmalar her geçen gün daha da güçleniyor, platformlar her geçen gün daha da cazip hale geliyor. bu yankı odasından ve ikame gerçeklik alanından çıkmak ise ne yazık ki çok da kolay değil. yani the truman show filmi her ne kadar umut var dese de gelinen son noktada ben geleceği pek parlak göremiyorum. sonuç olarak yılların eskitemediği efsanenin bu açıdan okunmasının günümüz bireyi için daha işlevsel ve hayati olduğunu düşünüyorum.