TELEVİZYON 14 Ağustos 2026
297 OKUNMA     5 PAYLAŞIM

Yeni Nesil Neden The Sopranos Dizisine Sardı?

Araştırmalara göre, özellikle ABD'de Z kuşağı The Sopranos'a sarmış durumda. Bunun altındaki nedenleri inceleyen bir yazıyı şöyle bırakıyoruz.
Uyarı: Spoiler içerir. (E.N.)

yeni nesil neden hala deliler gibi sopranos izliyor diye bunun peşine düşmüş new york times magazine'de willy staley diye bir abimiz. staley abi bir gün uyanıyor ve bakıyor ki instagram'da yeni nesil sopranos'a fena takık. dizi ilk yayınlandığında dünyada bile olmayan tipler gitmiş christopher'ın boyunluklu o meşhur halini profil fotosu yapmış. meme sayfaları kasmış. michael imperioli yani dizinin christopher'ı bile kendi konserinde uyanıyor bu işe. adamın konseriyle dizinin uzaktan yakından alakası yok ama seyirci baştan aşağı sopranos fanı kaynıyor. sonra gidip steve schirripa'yla talking sopranos diye podcast patlatıyorlar ve iş iyice büyüyor.

peki bu gençler neden bu diziye bu kadar yükseldi? çünkü kendilerini tony soprano sanıyorlar. tony dediğin adam hem inanılmaz ayrıcalıklı hem de kendinden ölümüne nefret eden biri. tanıdık geldi mi? adamın deli gibi anksiyetesi var, terapiye gidiyor, avuç avuç ilaç yutuyor ama bir milim bile düzelemiyor. hala lisedeki üç kuruşluk başarılarıyla övünüp duruyor. başlarda kariyeri mafya babalığı olsa bile ona bir anlam katacağını sanıyordu ama günün sonunda fark etti ki bu iş sadece para kazanmaktan ibaretmiş. manevi bi' boşluk.

staley'nin asıl tezi burada. sopranos aslında bir mafya dizisi falan değil. amerika'nın hatta modern dünyanın çöküşü üzerine yazılmış muazzam bir kehanet diyor. 1999'da clinton döneminin o sahte iyimserliğinde çekilmiş o zaman kimse uyanmamış olaya. herkes işlerin tıkırında olduğunu sanıyordu. ama dizinin yaratıcısı david chase bir kahin gibi o şatafatın altındaki çürümeyi sezmiş ve diziye ilmek ilmek işlemiş. yazının içinde chapo trap house'dan felix biederman'ın bir lafı var zaten üstüne çok konuşuldu. diyor ki bu amcaoğlu:

"çöküş dediğin şey öyle roma'nın alev alev yanması gibi görkemli bir şey değil. günde 18 saat boş boş oturup hayattan daha az keyif almak, anne babanın en leş huylarını miras almak ve çocuklarının da senin o iğrenç huylarını almasını izlemektir..." işte modern çöküş tam olarak budur. tabi bu yazı ortalığı fena sallayınca muhafazakar yazar ross douthat çıkıp "hoop" diyor. douthat'a göre bu bir çöküş değil basbayağı dekadans yani rehavet. aradaki fark aslında kritik. gerçek çöküş savaşı kaybedip ekonominin yerle bir olmasıdır. bizimki ise sadece büyümenin beklentinin altında kalması. tony'nin o lüks restoranda oturup mutsuzluktan gebermesi ama günün sonunda hala patron olması hala o konforlu hayatı sürmesi çöküş değil düpedüz şımarık bir rehavettir. sonuç olarak ortada iki kutup var solcular "biz zaten çoktan çöktük." diyor. sağcılar "hayır daha çökmedik sadece fena bir rehavetteyiz. gerçek çöküş çok daha fena can yakar." diyor. chase de diyor ki "biz bunu yaparken bir mafya üyesi terapiye gitseydi ne olurdu? diye bi' fikir atıp yapmadık. "amerika'da işler o kadar bencil bir hale gelseydi ve mafya bile buna dayanamasaydı ne olurdu?" diye yola çıktık diyor.

tony'nin ta en başta söylediği o meşhur "galiba her şeyin sonuna yetiştim en iyi günler çoktan geride kaldı" lafı bir anda yeni kuşağın kendi hayatının arka plan müziği oluyor. dünya çöküyor ve insanlar kendini tony sopranos sanıyor.

kaynak: why is every young person in america watching the sopranos?