Atatürk'ün, Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı Vermesinde Etkili Olan Türk Kadınları

nffb
Atatürk'ün, Kadına Seçme ve Seçilme Hakkı Vermesinde Etkili Olan Türk Kadınları

türk kadını... biz erkekler onların çocuklarıyız ve her kadınımız da onlardan biridir. tarihte büyük cefalar çekip de gık demeyen, cumhuriyetimizin kurulmasının en önemli faktörlerindendir türk kadını. bunu en iyi görenlerden birisi de ülkemizin kurucusu ulu önder mustafa kemal atatürk'tür.

herkesin malumu böyle bir kurucuya ve insani değerleri yükseltmek için çalışan bir ulu önder'e sahip olmak başka kimselere kısmet olmamıştır türk'ten başka. avrupa ülkeleri kadın hakları ve eşitlik kazanmak için senelerce uğraştılar, hatta kan döktüler lakin biz şanslı olanlardık. türk kadınına ve gücüne olan güveni ile bunu başaran ulu önder mustafa kemal atatürk'ün 93 harbi'nden beri rusların elinde olan bitlis'i geri aldığımız 1916 yılında başlatmak istediği ve işgal altındaki istanbul'a kurtuluş'un sembolu olan bir proje başlattı. özellikle kadınlar için dönüm noktası olmuştur bu proje.

işte o projenin varoluşu ve zekiye hanım'in önemi

yıl 1916. bitlis cephesi komutanı mustafa kemal, bitlis cephesinde çökmekte olan bir cepheyi kurtarıyor ve çadırına geliyor, yaveri izzettin çalışlar'ı çağırıyor ve eline bir not veriyor. notta: "savaştan sonra ilk işimiz türk kadınına serbestisini vermek, onu erkeğinin yanında eşit haklara sahip kılmak". yıl 1916, türk kadının değil adı, değil kimliği, hiçbir şeysi yok. sokağa çıkma hakkı olmayan bir türk kadını. çünkü atatürk bu savaşta ayşe hatunu tanımıştır.

ayşe hatun kimdir?

sekiz aylık kızı kucağında, omuzunda mermi ve cepheye cephane götürüyor. sekiz aylık kız dinler mi düşmanı, ağlamaya başlıyor. ayşe hatunun korkusu, ya düşman fark eder de silahları ele geçirirse diyedir. çocuğunu göğsüne yaslar, düşman biraz geç gider, indirdiği zaman ses kesilmiştir, kendi elleriyle çocuğunu şehit ettiğini görecektir. ayşe hatun ya da diğer adıyla tayyibe hatun. çocuğunu koyar, üzerini bayrakla örter ve aynen şunları söyler "sen yüzlerce, binlerce yıl sonra doğacak türk çocukları için şehit oldun, bu benim için de senin için de bir şereftir. yeter ki vatan sağ olsun." omzuna alıyor cephanesini ve yola koyuluyor.

çünkü atatürk bu savaşta, kurtuluş savaşında kütahya sırtları, hava -30, -40 ve 75–80 yaşlarında bir nine. bütün yorgan, battaniye ne varsa cephanenin üstüne örtmüş kendisi pazen elbiseyle. nineye şunlar "nine, kar sepeliyor hava çok soğuk. bari şu yorganı alsan sırtına." dendiğinde verdiği cevap "dokunma ona, o millet malıdır, nem kapmasın. ben bir ölürüm ama onunla binler doğacak binler. hayır, oğlum hayır hiç üşümüyorum, soğuğu hiç duymuyorum ki. düşman bu topraklara girdi gireli benim içim yanıyor içim a oğul" diyen bir nineyi tanıdı.

çünkü atatürk bu savaşta, albay hulusi atağ'ın kafilesinde olan genç bir kadınımız hastadır ve cephane taşırken yere düşmüştür, ölmek üzeredir. hulusi atak, "bacım bana adını söyle, seni tarihe yazdıracağım" dediğinde aldığı cevap "adımı ne yapacaksın, yaz benim adım anadolu" diyen kadınımızı tanıdı.

çünkü atatürk bu savaşta, tarihe adı geçen zekiye hanım'ı tanıdı. 10 aralık 1919. öğretmen okulu bahçesine 3000 kadını, kurtuluş için toplamış, 3000 kadın, yapımcısı, dinleyicisi, konuşmacısı, hepsi kadın. yalnızca kadınlara ait olan dünyadaki ilk mitingdir bu, onun için dünyaya ilk olarak geçmiştir. peki, zekiye hanım nasıl toplamıştır, cep telefonu yok, faks yok, hiçbir araç yok. hadi bunlar oldu farz edelim. kadının sokağa çıkma hakkı yokken 3000 kadın nasıl organize oldu derseniz, bu projenin emrini veren mustafa kemal paşa idi.

atatürk, nakiye hanım'ı tanıdı bu savaşta. 

atatürk melek reşit'i tanıdı, 

atatürk şukufe nihal'i tanıdı ve 

atatürk ekmek pişirerek askere götüren ama bu düşmanlar tarafından tespit edilip askerimizin yerini öğrenmek için çok işkence gören ama söylemediği için ekmek pişirdiği fırına atılarak yakılan nazife kadını tanıdı bu savaşta. 

bu savaşta atatürk taccülcalala hanım'ı tanıdı atatürk üsteğmenlerimizi, binbaşı hanımlarımızı tanıdı, bu savaşta tuğgeneral rütbesi verilmesi öngörülen 8 yaşındaki nezahat kızımızı tanıdı. nezahat kızımızın yanında şehit olan bir erimizin cebinden çıkan mektubunda annesine şöyle yazmış "anne, nezahetle babasının arasındaki konuşmayı duyaydın, benim burada niye olduğumu anlardın" ve " biz mehmetçik nezahet'e türklerin jan dark'ı diyoruz" demiş. jan dark'ı ortaokuldan beri tanıyoruz ama nezahat'i yeni duyuyoruz.

ve nihayet şöyle tanımladı türk kadınını atatürk;

"dünyada hiçbir milletin kadını, ben anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi anadolu kadını olmuştur. bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."

tarih, türk kadınının kahramanlığına çok kez şahit olmuştur

- erzurum da düşmana karşı kahramanca savaşan nene hatun,

- 1919 yılında izmir işgal edildiği zaman konyalı kadınlarımız düzenli bir mitingle bunu protesto etmişlerdir, bu dünyada bir ilktir,

- ya da kara fatma, dağlarda düşman kovalayan ayşe çavuş, defterdarın hanımı, maraşlı kadın, 

- ya da eşini, oğlunu damadını şehit verip, "vatan sağolsun" diye haykıran başka bir milletin kadını var mı acaba? 

ve daha niceleri.

"ey kahraman türk kadını! sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

nazım hikmetten kadın

kimi der ki kadın
uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
kimi der ki kadın
yeşil harman yerinde
dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
kimi der ki ayalımdır
boynumda taşıdığım vebalimdir.
kimi der ki hamur yoğuran
kimi der ki çocuk doğuran,
ne o, ne bu, ne köçek, ne ayyal, ne vebal
o benim kollarım, bacaklarım, başımdır,
yavrum, annem, karım, kardeşiz
hayat arkadaşımdır.