Bir Çırpıda Okuyacağınız Kadar Kısa Ama Etkileyici Bir Cimrilik Hikayesi

Efsanevi cimrilik hikayelerinden biri olmaya aday bu hikayeyi şaşırarak bitireceksiniz.
Bir Çırpıda Okuyacağınız Kadar Kısa Ama Etkileyici Bir Cimrilik Hikayesi

baş kahramanı dedem olan bir cimrilik hikayesi...

dedem iyiydi, hoştu ama parayı çok severdi. küçük bir defteri cebinde taşır, simit alsa, tuvalete gidip 1 lira verse yazardı rahmetli. bir keresinde tavlada bana yenilmiş, yenilme cezası olarak bana en pahalı ve güzel çikolatayı almaya söz vermişken ülker çikolatalı gofret almıştır. ama en efsanesi bu değil elbette...

dedem zamanında almanya'da çalışıyormuş. klasik almancı tavrı ile maaile (anneannem, dedem, annem ve teyzem) arabaya doluşup türkiye'ye tatile gelmeye karar vermişler. 1970'lerde pek güvenli olmayan romanya, bulgaristan gibi doğu avrupa ülkelerinden birinde arabaları bozuluyor. eski zaman işte, öyle çat diye birini bulup yaptıramıyorlar da. hiçliğin içinde bir yerde öyle kalıyorlar.


2 tane çocuk var arabada tabii. önce arabadaki yenebilir erzakları tüketiyorlar, sonra bakıyorlar olacak gibi değil, yürümeye ve medeniyete ulaşmaya karar veriyorlar. kısa bir süre yürüdükten sonra bir araba duruyor yanlarında. arabada oralı bir aile var. birbirlerinin dilini konuşamasalar da, aile durumu anlıyor ve bizimkileri evine götürüyor. arabayı tamir ettirecek birini arıyorlar ama verilen fiyatlar dedeme yüksek geldiği için 10 gün kadar bu ailenin yanında kalıyorlar.

bu esnada anneannem her gün soruyor: "bak süleyman, paran varsa ver yaptır şu arabayı, milletin evinde kalıyoruz, çoluk çocuk perişan olduk. sen ver parayı ben sonra yerine koyacağım, söz." diye. dedemde 2 hafta tık yok...

en sonunda anneannem çıldırıp dedemin ceplerini, cüzdanını karıştırıyor ve pasaportun arasına sıkıştırılmış yüklü miktar parayı buluyor. bu esnada çocuklar perişan, acayip kilo vermişler tabii. kendisinin cimrilik yapıp harcamadığı paranın mislini vitamin, ilaç ve hastaneye veriyorlar.