Bir Fahişenin Paris’in En Üst Sınıfına Yükseliş Hikayesi: Valtesse de La Bigne

19. yüzyıl Paris’inde yoksulluktan gelen Valtesse de La Bigne, zekası ve ilişkileri sayesinde en alt sınıftan çıkarak şehrin elit çevrelerine kadar yükselir.
Bir Fahişenin Paris’in En Üst Sınıfına Yükseliş Hikayesi: Valtesse de La Bigne

nana; alt sınıftan gelen yoksul bir kadının, zekasını ve cazibesini kullanarak 19. yüzyıl paris'inde sosyal olarak yükselmesini, sonunda ise zengin ve elit bir figüre dönüşmesini anlatır... ve gerçek bir olaydan esinlenmiştir.

peki kimdir bu romandaki nana? valtesse de la bigne veya gerçek ismiyle emilie louise delabigne.

şimdi hanımlar beyler, 19. yüzyılın ortalarında fransa özellikle de kadınlar için resmen sefalet içinde bir yer. emilie louise delabigne de bu sefaletten kaçıp kurtulmak isteyen kadınlardan biri. babası küçük yaşta ortadan kaybolmuş, annesi de çalışacak durumda değil. hal böyle olunca bu kadın daha çocuk yaşta kendini paris’in o kaotik ortamının içinde buluyor ve ağır şartlarda çalışmak zorunda kalıyor. e tabi kadın olduğu için zaten 1-0 geride başlıyor; üstüne maaşlar düşük, çalışma saatleri uzun, e eğitim durumu da yeterli olmadığı için seçenekler de kısıtlı.

emilie bir süre sonra bakıyor ki bu iş böyle yürümeyecek. “benim bu işten çıkmam lazım” diyor ama o dönemde bunun yolu belli: bedenini kullanmak! hani gece vakti şehir merkezinde arabayla gezerken, köşede bir kadın el kaldırır, siz de ona el sallayıp devam edersiniz ya; yani ben öyle yapıyorum en azından… heh, işte o kadınlardan biri oluyor!

yirmili yaşlarına kadar bu şekilde onlarca ortama girip çıkıyor, kendisine ciddi bir çevre yapıp üst sınıftan erkeklerle tanışıyor, oyunu da iyi öğreniyor. bir süre sonra da bu işten kazandığı parayla ve kurduğu bağlantılarla kendini yeniden yaratmaya karar veriyor. ilk olarak emilie ismi gidiyor, yerine ‘’valtesse de la bigne’’ ismi geliyor. sonra artık girip çıktığı ortamlardan kaptığı aristokrat kadın rolünü oynamaya başlıyor. bol bol yalan söylüyor, kendini olduğundan çok daha yukarıda gösteriyor ve bu da işe yarıyor. paris’in zenginleri, şehrin nüfuzlu adamları bu “gizemli aristokrat kadına” ilgi duymaya başlıyorlar. önce davetler geliyor, sonra balolar, ardından pahalı restoranlar… valtesse, bir anda şehrin en elit ortamlarında takılan kurtizan bir kadına dönüşüyor. hatta öyle ki, sagan prensi bu kadın için özel bir malikane yaptırıyor ve bu uğurda iflas ediyor… düşünün yani.

kadın bu oyunla yıllar boyunca çok lüks bir hayat yaşıyor; ama hayatta her çıkışın birde inişi vardır öyle değil mi? artık yaş kemale erip biraz da gözden düşünce; parisden uzaklaşıp kedi, köpek beslemeye, sakin bir hayat yaşamaya başlıyor; daha sonrada ‘’gel kız, sana da bir şey öğreteyim’’ diye bayrağı liane de pougy’ye devrediyor ve 1910 yılında da sessiz sedasız bu dünyadan ayrılıyor. bu hikaye de 1880'de emile zola’nın nana romanına ilham oluyor.

kaynak