Bir Yalanı Uydurmak 10 Saniye, Çürütmek Neden Saatler Sürer?

WhatsApp’taki tek bir mesaj, birkaç saniyede zincir gibi yayılabilir; ama o mesajın yanlış olduğunu göstermek çoğu zaman ekran görüntüsünden tarih kontrolüne, kaynak aramaktan doğru bilgiyi sade bir dille anlatmaya kadar uzanan uzun bir çaba gerektirir. İşte Brandolini Yasası tam da bu dengesizliği anlatır.
Bir Yalanı Uydurmak 10 Saniye, Çürütmek Neden Saatler Sürer?

bir whatsapp aile grubuna biri eski bir deprem videosu atar, altına da “az önce oldu, yayalım” yazar. o kısacık video on saniyede kırk kişiye, oradan yüzlerce kişiye yayılır. grupta bunu düzeltmek isteyen kişinin ise önce videodan ekran görüntüsü alması, tersine görsel arama yapması, orijinal tarihi bulması, güvenilir bir kaynak linki kopyalaması ve sonra da kimsenin gururunu kırmadan “amca bu video 2019’danmış” demesi gerekir. brandolini yasası tam olarak bu devasa yorgunluğu anlatır.

yasanın en sade tanımı şudur: saçma veya yanlış bir iddiayı çürütmek için harcamanız gereken enerji, o iddiayı üretmek için gereken enerjiden kat kat fazladır. italyan yazılımcı alberto brandolini’nin 2013’te ortaya attığı bu kavrama orijinalinde “bullshit asymmetry principle” deniyor. türkçeye saçmalık asimetrisi veya zırva asimetrisi diye çevrilebilir. aslında bizim coğrafyanın iyi bildiği “bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış” sözünün dijital çağdaki hali gibi durur.

yanlış bilgi çok hızlıdır çünkü hiçbir bagajı yoktur. tek cümleyle kurulur. “bu ot kansere iyi geliyormuş”, “bu görüntü az önce çekildi”, “şu grafik her şeyi kanıtlıyor” ya da “içeriden bir tanıdık söyledi” demek üç saniye sürer. uydururken hiçbir şeye dayanmanız gerekmez. ama o cümleyi düzeltmek, içindeki her parçayı tek tek sökmeyi gerektirir. yanlış bilgi yüz metre deparı atarken, doğrulama sırtında ağır çantayla merdiven çıkar.

bizde bunun gündelik versiyonlarını her gün görüyoruz. bir orman yangını çıkar, anında dünyanın öbür ucunda yıllar önce çekilmiş bir yangın videosu dolaşıma girer. futbolda transfer dönemi başlar, photoshopla hazırlanmış uçak biletleri, sahte menajer hesapları ve uydurma forma fotoğrafları havada uçuşur. ünlü birinin ağzından çıkmamış bir söz, siyah beyaz hüzünlü fotoğrafının yanına yazılır ve binlerce beğeni alır. whatsapp’ta “doktor bir arkadaş uyardı” diye başlayan ve tıpla yakından uzaktan ilgisi olmayan sağlık tavsiyeleri elden ele gezer. kırpılmış bir market fişi veya bağlamından koparılmış grafikle bir anda dev analizler yapılır.

peki bir iddiayı çürütmek isteyen ne yapmak zorundadır? videonun hangi yılda çekildiğini bulmak, fotoğrafın kırpılıp kırpılmadığını kontrol etmek, cümlenin başını sonunu okuyup bağlamı anlamak, uzman görüşü aramak veya resmi veri seti indirmek, sonra da bunu herkesin anlayacağı sadelikte anlatmak. yanlış bilgi masaya bir avuç çamur fırlatıp kaçar. düzeltmeyi yapan kişi ise önce masayı temizlemek, sonra o çamurun nereden getirildiğini ispatlamak zorundadır.

yanlış bilginin en büyük silahı duygudur. genelde öfkeye, korkuya, gizli bir sırrı ifşa etme hazzına veya bir yere ait olma hissine basar. “bunu hemen paylaşın”, “herkes bilsin”, “bunu saklıyorlar”, “doktorların söylemediği gerçek” gibi kalıplar insanı durup teyit etmeye değil, o an paylaşmaya iter. doğru bilgi ise çoğu zaman daha sıkıcıdır. “bu veri bağlamından koparılmış” veya “bu iddia henüz doğrulanmadı” gibi cümleler insanda pek adrenalin yaratmaz. beyin, duygusal alarmı kuru bir düzeltmeden daha hızlı duyar.

sosyal medyanın çalışma mantığı da bu asimetriyi iyice şişirir. etkileşimi ödüllendiren sistemlerde öfke, panik ve şaşkınlık daha çok tık alır. kısa ve vurucu bir yalan, virüs gibi yayılırken; altına yazılan detaylı, kaynaklı ve soğukkanlı düzeltme çoğu zaman görünmez bir dipnot olarak kalır. yanlış bilginin rüzgarı arkasından eser, düzeltme ise çoğu zaman yokuş yukarı yürür.

bu durum doğruyu savunan kişide ciddi bir teyit yorgunluğu yaratır. her iddiaya kaynak göstermek, her linki okumak, her görselin izini sürmek zorundasınızdır. üstelik her yanlış iddianın altından başka üç iddia çıkar. birini çürütürsünüz, karşı taraf hiç istifini bozmadan “peki ya şu ne olacak?” diyerek yepyeni bir şey atar. tartışma literatüründe gish gallop diye bilinen bu yöntem, çok sayıda zayıf iddiayı arka arkaya dizip karşı tarafı savunma yükü altında bırakır. brandolini yasası bu yüzden bazen sadece bilgi değil, dayanıklılık meselesidir.

daha kötüsü, çürütmek her zaman tamamen işe yaramaz. yanlış bilgi zihne ilk girdiği anda orada bir iz bırakır. debunking handbook gibi bu işin psikolojisini inceleyen kaynaklar, düzeltme sonradan gelse ve iddia çürütülse bile bazı insanların aklında ilk izlenimin tortusunun kalabileceğini anlatır. bir iddiayı temize çekmek, onu hiç duymamış olmak kadar kolay değildir.

bu karamsar bir teslimiyet de değil. iyi düzeltme yapmanın yolları var. önce doğru bilgiyi vermek, yanlış iddiayı gereğinden fazla tekrar edip akıllara yeniden kazımamak, kısa ve net açıklamak, güvenilir kaynak göstermek, mümkünse görsel kanıt sunmak işe yarar. kişiyi aptal yerine koymadan anlatmak da önemlidir. bir de her saçmalıkla kavga etmeye çalışmamak gerekir; yayılan, zarar veren ve insanları gerçekten yanıltan iddiaları seçmek daha akıllıca olur.

bizde bu yasa sanki fizik kanunu gibi tanıdık gelir. aile gruplarından apartman mesajlarına, mahalle dedikodusundan sahte uzman videolarına, taraftar hesaplarından o bitmek bilmeyen “içeriden bilgi geldi” kültürüne kadar her yerde aynı asimetriyi görürüz. bu bilgi ekosisteminde doğruyu söylemek çoğu zaman sadece doğruyu bilmeyi değil; ciddi sabır, kaynak ve sinir sağlamlığı gerektirir.

brandolini yasası yanlış bilginin güçlü olduğunu değil, ucuz olduğunu anlatır. birinin tek cümleyle kuyuya attığı taşı çıkarmak için bazen kırk kişi değil, kırk güvenilir kaynak gerekir. saçmalığın en büyük avantajı haklı olması değildir; hızlı, ucuz ve utanmaz olmasıdır.

kaynaklar:
https://evrimagaci.org/…aktan-cok-daha-zordur-13338
https://modelthinkers.com/…shit-asymmetry-principle
https://www.climatechangecommunication.org/…020.pdf
https://teyit.org/yayinlar
https://teyit.org/…ndemi-surecinden-nasil-etkilendi
https://dergipark.org.tr/…load/article-file/1955389