Delilik ile Dahilik Arasında Gidip Gelen Teknik Direktör: Marcelo Bielsa

Futbol dünyasında bazı isimler sadece taktikleriyle değil, düşünme biçimleriyle de ezber bozar. Marcelo Bielsa ise bu çizginin tam ortasında, delilikle dahilik arasında gidip gelen en sıra dışı teknik direktörlerden biri olarak kabul ediliyor.
Delilik ile Dahilik Arasında Gidip Gelen Teknik Direktör: Marcelo Bielsa

deli ve dahi arasındaki ince bir çizgi "marcelo bielsa." nam-ı diğer el loco.

öncelikle `marcelo bielsa` kimdir? onunla başlayalım.

arjantin'in en büyük üçüncü şehri olan rosario'da 1955 yılında, dünyaya geldi marcelo alberto bielsa caldera. 25 yaşında sıradan futbolculuk kariyerini sonlandırıp spor akademisine geçiş yaptı. tek tutkusu futboldu ve taraftarı da olduğu newell's old boys'u kendi yetiştirdiği genç futbolcularla ilk sezonunda şampiyon yapmıştı.

büyük bir ailede yetişmişti. "çok kitap okurdum. öyle bir aile düşünün ki aralarında en vasatları bendim" diyerek özetlemişti kendini. çünkü dedesi arjantin'in en önemli düşünürlerinden biriydi. babası, ünlü bir avukat olan rafael pedro ölümüne kadar baro başkanlığı görevini üstlendi. annesi ise bir tarih profesörüydü. üç kardeşti bielsalar, 2 erkek ve 1 kız çocuğu. erkek çocuklar futbolun peşinden sürüklenip gitti. yalnızca bir tek marcelo bielsa futbolun içinde kalabildi. erkek kardeşi rafael ülkenin en parlak politikacılarından biri oldu. futbolu küçükken oynadığı bir eğlence olarak gördü ve bıraktı. hala politikada izini sürdürmeye devam ediyor. kız kardeşleri maria ise ülkenin sayılı mimarlarından biri oldu ve ardından siyasete atıldı. santa fe eyaletinin yönetiminde ikinci isim oldu ve ardından bir dönem bölgesel kalkınma ve konut bakanı olarak görev yaptı.

marcelo bielsa lakabının hakkını verdiği şöyle bir olay yaşamıştı. newell's old boys'u çalıştırırken, san lorenzo'ya 6-0 kaybettikten sonra, kapısının önüne gelen taraftarlara elindeki el bombasını göstererek "dağılmazsanız hepiniz ölürsünüz" demişti. lakabı el loco'ydu. yani deli fakat o futbol dünyasının dahisiydi.

futbol kariyerinin adımlarını atarken, 2002'de arjantinle ingiltere ve isveç'in olduğu grupta 3. olarak tamamlamıştı ve dünya kupasına erkenden veda etmişti. takımdan ayrıldığında, o günlerde kendini yalnız hisseden bielsa o zamanları şöyle anlatmıştı: "arjantin milli takımını bıraktığımda tek başıma bir eve kapandım. ne telefon, ne de televizyon vardı. futbol hakkında ne kadar kitap varsa okudum. üç ay sonra kendi kendime konuşuyordum ve gerçekten delirdiğimi düşünmüştüm."

kariyeri hep inişler ve çıkışlarla oldu bielsa'nın ve hiçbir zaman çok üst seviye bir kulüp takımı çalıştırmadı. zengin iş adamlarının kulüpleri ve sınırsız bütçesi olan takımlar onu ikna edemedi çünkü kendisi ikna edilmesi ve çalışılması zor biriydi. takım antrenmanlarını askeri kampa çeviren, istediği bir şey olmadığında hemen gemileri yakan bir deliydi.

2015 yılında fransa'nın ünlü takımı marsilya'dan istifa ettikten sonra italyan kulübü lazio'yla anlaşma sağladı ve istediklerin yapılmaması nedeniyle 2 gün sonra istifa etti. ardından lille'e geçiş yapan bielsa buradan da 3 ay içinde istifa etti.

kariyerinin en parlak olduğu zamanlar 2006'da başında olduğu şili milli takımıydı. 3-6-1 dizilişiyle oynayan, çok hücümcuyla korkusuzca ataklar yapan, çok gol atıp rakiplerini boğan bir takımdı şili. o dönem herkes onun oyununu ve sistemini kopyalıyordu. 2002 yılında dünya kupasını kazanan brezilya milli takım teknik direktörü luiz felipe scolari kendi sistemini çöpe atıp bielsa'nın futbol felsefesini kopya çektiğini itiraf etmişti. kimine göre tüm zamanların en iyi antrenörü olarak görülen, manchester city'nin rekortmen, katalan hocası pep guardiola "ondan çok şey öğrendim" demişti. içten içe tüm antrenörler ona hayrandı. sayısız futbolcu yetiştirdi ve futbola kazandırdı. eski psg ve chelsea'nin teknik direktörü mauricio pochettino'yu bir gece yarısı ailenin evinin kapısını çalarak 'oğlunuzun ayaklarını görmek istiyorum' diyerek bulmuştu.

bask kulübü atletico bilbao ile 2 sezon geçiren bielsa avrupa ligi ve kral kupasında final oynatmıştı. ardından yolu fransaya düşen bielsa marsilya'yla da süslü futboluyla lige fırtına gibi başlamıştı, sonrasında işler iyi gitmediğinde takımı düşüşe geçen bielsa marsilya'yla sadece 41 maça çıkabildi.

en son yolu ingiltere'ye düşen marcelo championship de devraldığı leeds united'ı premier lige yükseltmişti. burada 4 yıl görev yapan, top 6 takımlarına her zaman göz kırpan, devlere oynattığı futbolla zorluk çıkaran bielsa'nın ingiltere kariyeri 4 yıl sürdü.

şu an ise yeni macerasına uruguay milli takımıyla devam ediyor.

her zaman lakabının hakkını veren marcelo bielsa futbolun ilerleyen dönemlerinde hangi delikliklerini, bize ispatlamış olduğu dahiliğiyle gösterir bilemeyiz. onu ise zaman gösterecek.

son olarak; birçok teknik direktörün ilham kaynağı ve referansı olan arjantinliyi yerli antrenör hikmet karaman'ın efsaneleşen sözüyle bitirelim. "benim hocam bielsa."

... hepimizin olduğu gibi.