Fareli Köyün Kavalcısı, Esasında 1212 Çocuk Haçlı Seferini mi Sembolize Ediyor?

Genelde Orta Çağ'da Almanya'nın kuzeyindeki Hamelin kasabasından çok sayıda çocuğun ayrılışı veya ölümü hakkında eski bir Alman halk masalı olduğu varsayılan Fareli Köyün Kavalcısı, esasında 1212'deki çocuk haçlı seferini mi anlatıyor? İnceliyoruz.
Fareli Köyün Kavalcısı, Esasında 1212 Çocuk Haçlı Seferini mi Sembolize Ediyor?

fareli köyün kavalcısı hikayesinin aslında kudüs'ü müslümanlardan almak için yola koyulan 1212 çocuk haçlı seferini anlatması ufkunuzu açabilir.

hikayenin orijinalinde almanya'da bir köy fare istilasına uğramış ve tüm yiyecekleri bitiren fareler yüzünden köy kıtlığın eşiğine gelmiş. bir gün fareli köye bir adam gelmiş "eğer bana bir kese altın verirseniz köyü tüm farelerden temizlerim" demiş. köylüler tamam olur veririz demiş. çalgıcı daha sonra başlamış kavalını çalmaya. binlerce fareyi peşine takmış denize sürmüş, boğuluncaya dek kavalığını üflemeye devam etmiş. köye geri dönmüş ancak halk sözünde durmamış altınları vermeyi reddetmiş. ve çalgıcı intikam almak amacıyla bir gece sihirli kavalıyla tekrardan köye geri dönmüş ve köyün tüm çocuklarını peşinden sürüklemiş. hikaye bu şekilde bilinir.


işin aslı ise şöyle

fareli köyün kavalcısı aslında avrupa tarihinde fazla bilinmeyen çocuk haçlı seferlerini ve kayıplara karışan binlerce çocuğun hikayesini anlatıyor. birinci haçlı seferi başarıyla sonuçlanmıştı ve 1099'da kudüs haçlılar tarafından ele geçirilmişti. daha sonra 1187 hıttin savaşı ile daha kudüs tekrardan müslümanların eline geçti. selahattin eyyubi tarafından. epey bir süre kudüs'ü ellerinde bulunduran haçlılar bu yenilgiyi pek hazmedemediler ve tekrardan doğunun zenginliklerine kavuşabilmek için halkı kışkırtmaya başladılar. zaten perişan ve yoksul bir halde olan orta çağ avrupası kudüs'ün tekrardan geri alınması gerektiğine inanıyorlardı; ancak bu şekilde tanrının kendilerini affedebileceğini düşünüyorlardı. orta çağ avrupa'sında doğunun zenginliklerini ilişkin çeşitli efsaneler kulaktan kulağa yayılıyor, çocuklar bile doğunun zenginliklerinin hayaliyle yaşıyordu. papazlar köyleri dolaşıyor ve halkı kışkırtıyorlardı. sokaklarında bal ve süt atan doğu toprakları ele geçirilmeliydi.

işte bu sıralar fransa'da yaşayan stephan isimli 12 yaşında bir çocuk bu hayallere kapılmıştı. fransa kralına giderek kendisine isa'dan bir mektubun geldiğini söyledi. isa ona kudüs'e gitmesini söylemiş ve kutsal toprakları geri almasını istemişti. kral çocuğu pek sallamamıştı; ancak çocuk daha sonra çevrede gördüğü rüyayı anlatmasıyla manastırdaki papazların da etkisiyle staphana inanan ciddi bir kitle oluşmaya başladı. çevresinde peşine takılanların sayısı gitgide arttı. aileler çocuklarını stephan'ın peşine verdiler. papa ve kilisede işin içindeydi din adamları ailelere: çocukların masum olduğunu, onların kalplerinin temiz olduğunu ve tanrının çocuklara acıyarak kendilerine büyük bir zafer vereceğini söylediler. tüm bu angarya ve gazla 1212 yılında kilise yüklü miktarda bir yardım ve kışkırtma sonucunda 30.000 çocuğu kudüs'e gitmek üzere stephen'ın önderliğinde yola çıkarttı. marsilya'dan yola çıkan yaklaşık 30.000 çocuktan sadece 7000'i geri dönebildi. çoğusu yolda korsanlar tarafından kaçırıldı. mısır ve cezayir'de köle olarak satıldılar.


stephan'dan etkilenen nicholas adlı bir alman çocukta da yanına 20.000 civarında çocuğu takarak isviçre alplerinden kudüs'e doğru yola çıktı. sonuç yine hüsrandı. alplerin soğuğuna dayanamayan binlerce çocuk da yollarda hayatını kaybetti. çok az kısmı hayatta kalabildi. onlar da ya kaçırıldı ya da herhangi bir şekilde hayatlarına dair haber alınamadı.

hikaye yıllar sonra grimm kardeşler tarafından derlendi ve fareli köyün kavalcısı ismi ile hikayeleştirildi. olay aslında 1212 yılında gerçekleşen çocuk haçlı birliğini anlatıyordu. hikayedeki kavalcı onbinlerce çocuğu peşlerinden sürükleyen stephen ve nicholas isimli iki çocuğu temsil ediyordu.