İnsanların 150 Yılda Neslini Tükettiği Yaşamış En Uzun Kuş Türü: Dev Moa Kuşu

Yaklaşık 1300 yılında Yeni Zelanda'ya ulaşan insanlar, milyonlarca yıl boyunca büyük kara avcılarıyla karşılaşmamış dev moa kuşuyla tanıştı. İnsanlardan kaçmayı hiç öğrenmemiş bu dev kuş, yalnızca birkaç nesil içinde tamamen yok oldu.
İnsanların 150 Yılda Neslini Tükettiği Yaşamış En Uzun Kuş Türü: Dev Moa Kuşu

dev moa kuşunun soyu, ne yaylar ne de silahlar olmadan, sayıları 2.000'i bile bulmayan insanlar tarafından yok edildi. dünyada yaşamış en uzun boylu kuşun ortadan kaldırılması yaklaşık 150 yıl sürdü.

boynunu dik tuttuğunda yüksekliği 3,5 metreyi aşan, bir basketbol potasından daha uzun bir kuş hayal edin. uçamıyordu ve kanatları hiç yoktu; çoğu uçamayan kuşta bulunan küçük kanat kalıntıları bile yoktu. yapraklar ve meyvelerle besleniyor, sert bitkileri sindirebilmek için taşlar yutuyordu. milyonlarca yıl boyunca yeni zelanda'da ona karadan zarar verebilecek büyük memeliler yaşamadığından, moa yerdeki hiçbir canlıdan kaçmayı öğrenmemişti. tek doğal düşmanı gökyüzünden gelen dev bir kartaldı.


sonra insanlar geldi; yaklaşık 1300 yılında.

bir adada yaşayan moa'nın saklanabileceği bir yer yoktu. üstelik yürüyerek yaklaşan avcılardan korkmayı da bilmiyordu. yavaş ürüyordu; yılda belki bir ya da iki yumurta bırakıyordu. yüzlerce eski moa kemiği üzerinde yapılan dna analizleri, insanlardan önceki 4.000 yıl boyunca moa nüfusunun istikrarlı olduğunu, hatta zaman zaman arttığını gösteriyor. yani bu kuşlar zaten yok oluşa sürüklenmiyordu.

insanların adaya yerleşmesinden sonraki birkaç nesil içinde, moa'nın dokuz türünün tamamı ortadan kayboldu. insanlar yetişkin kuşları mızraklarla avladı, besin kaynaklarını oluşturan ormanları yaktı. gemilerle gelen sıçanlar ve köpekler ise yuvalardaki yumurtaları yiyip bitirdi. moa ile beslenen dev kartal da yiyeceksiz kalınca onun da nesli tükendi.


bu yüzden insanlar “jurassic park'tan hiçbir şey öğrenmedik mi?” diye sorduklarında, aslında hikâyeyi tersinden okuyorlar. jurassic park, insanların yarattığı tehlikeli bir canlıyı kontrol edememesini ve sonunda onun insanlara dönmesini anlatır.

moa'nın hikâyesi ise bunun tam tersidir.

moa hiçbir şeyi avlamıyordu. tehlikeli değildi. ama insanlarla ilk karşılaştığında, bizim elimizde yalnızca sivriltilmiş sopalar varken bile kaybetti.

bugün onu yeniden hayata döndürmeye çalışan şirketin yapay yumurtalara ihtiyaç duymasının nedeni de bu kuşun yumurtalarının olağanüstü büyüklüğüdür. tek bir moa yumurtası yaklaşık seksen tavuk yumurtası kadar hacme sahipti; yaşayan hiçbir kuş böyle bir yumurtanın üzerine yatıp kuluçkaya yatamazdı. eğer bir gün moa yeniden dünyaya getirilirse, şehirlerden uzak, çitlerle çevrili koruma alanlarında yaşayacak.

bu hikâyedeki tehlike hiçbir zaman moa değildi.

tehlike bizdik.

kaynak

kaynak 2