Joker Filminde Sistemin Joker'i Değil, Tam Tersine Batman'i Yaratması

Son olarak Joaquin Phoenix yorumuyla beyazperdede seyrettiğimiz Joker karakterinin siyasal duruşuna dair nefis bir yazı.
Joker Filminde Sistemin Joker'i Değil, Tam Tersine Batman'i Yaratması


todd phillips'in joker'i (2019) üstüne

"tarihte olaylar tekerrür eder. ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak…" (karl marx, 18. brumaire)

"hayatımın bir trajedi olduğunu sanırdım, ama öğrendim ki aslında bir komedi." (arthur fleck, todd phillips's joker)

ne reaginism tesirinde tim burton'ın post-modern çok-renkli, jack nicholson'ın canlandırdığı jokeri; ne nolan'ın, bush'un terörle mücadele politikalarına birer methiye niteliğinde, irrasyonel, heath ledger'ın oynadığı joker'i, ne de sol devrim gösterip faşist devrim vuran todd phillips'in çektiği joaquin phoenix ile vücut bulan joker'i... ne anarşist ne devrimci ne de vizyonları var. hani kutsal roma germen imparatorluğu için voltaire diyor ya ne kutsal ne romalı ne imparatorluk diye. jokerler de ne devrimci ne anarşist ne de düzen karşıtıdırlar. otoriter ve kurallara dayanan bir yönetimi meşru kılacak villain'lar olarak dönemin politik ikliminin birer yansımasıdırlar, ve iktidarın tüm kirli oyun ve politikalarını temize çekebilmek için aşırılaştırılmış, ucubeleştirilmiş birer figürdürler. mantıksızdırlar, haliyle istekleri de mantıksızdır, kahkahaları kontrolsüz ve saçmadır.


jokerler tüm yönleriyle batman'in asimetrisidir; batman kaslı, joker çelimsiz; batman zengin, joker fakir; batman tekno-endüstriyel, joker ilkel; batman tek renkli, joker çok-renkli; batman katı ve soğuk, joker zevzek ve geveze; batman geniş çeneli joker sivri çeneli ve daha bunun gibi nice fiziksel stereotipsel zıtlıkları ile batman/bruce wayne'in ötekisidir. bu ötekilik ise her zaman bruce wayne/batman'in dünyasına hizmet eder, onu yıkmayı amaçlamaz, o dünyayla beraber var olur, esaslı bir devrimci anlatı sunmaz ve talep etmez, iktidarın baskı, şiddet, kanunsuzluğunu, hukukun üstüne çıkmasını meşrulaştırır. küçük burjuva çakma anarşistlerin poster boyudur joker.

joker sistemin sorunu, açığı ya da sonucu değildir. batman sistemin sorunudur, düzendeki sorun ve problemler de joker'i falan yaratmamıştır, tam tersine bruce wayne/batman'i yaratmıştır. güçte ve ekonomide adaletin var olduğu ve insanlar arası eşitsizliğin önüne geçen bir hukukun ve toplumsal formasyonun işlediği bir sistemde yine joker var olabilir ama batman asla var olamaz. haliyle hiçbir faşist, baskıcı, totaliter, adaletsiz ve hukuksuz düzen joker gibi bir karakteri asla doğuramaz, tam tersine wayne hanedanlığını ve o hanedanlığın bekası için göreve atılan batman'i mecburi kılar.


her düzeni değiştirmek isteyen anarşist olmadığı gibi, düzenle çatışanlar sadece anarşistler değildir. sistemde sorun olduğunu işaret ederek çareyi çelişkili taleplerde arayan bir ideoloji var, arkalarında kitle desteği oluyor genellikle. kızgın ve hoşnutsuz kitleleri harekete geçiriyorlar, kuralların dışına çıkıyorlar, kitle iletişim araçlarını domine ediyor, medyayı manipüle ediyorlar, güya düzene öfkeli, entelektüellik liderlikten yoksun, bireylerin narsisistik taleplerinin toplumsal talepler olarak satıldığı, zorbalığın entelektüel liderliğe tercih edildiği, irrasyonel, vizyonsuz, bolca alkışlandıkça haklı olduğundan emin olunan, vicdani sömürüyü mevzi edinen, sistemdeki sorunları kalkış noktası edinip gerçekçi hiçbir çözüm sunmadığı halde kitleler nezdinde umut illüzyonu yaratan ve sıklıkla sürüye sırtını vererek yakıp yıkmaktan keyif alan çağımızın lümpen proletarya ideolojisi: popülizm.

bu yüzden daha öncekilerde olduğu gibi çağımızın siyasal iklimine uygun bir atmosferde joker servis edildi. popülizmin hatta faşist diktatörlüklerin kişilik özelliklerinin tamamını joker'de görmek mümkün, sınırsız bir sevgi ve tanınma arzusu, narsisistik bir şiddetten keyif alma, dünyayı kendi tecrübelerine göre yorumlama, hiçbir toplumsal anlatıyı kabul etmeme, empati yoksunluğu, bireysel acılarından ötürü topluma duyulan nefret, ve nefreti, kişisel ihtirasları ve fantezileri uğruna dünyayı cehenneme çevirme arzusu todd philips'in joker'inin en derinden sergilediği özelliklerdir.

joker, hissettiği ölümcül yalnızlık ve reddin üstesinden gelmeye çalışırken, toplumun kendisinden intikam peşine düşüyor, harekete geçmiş bir sadizm. bir çocuk cinayetiyle dalga geçiyor olması, katıksız bir empati yoksunluğu. var oluşunu sadece ona alkış tutan bir sürü ile duyumsayan kitlesel bir ikon olma arzusu. katıksız bir faşizm. saf bir totaliter hınç.


sinemada izleyicinin favori kötü adamlarının davranışlarının başında soğukkanlılıkları gelir, hani diyor ya hitchcock "kötü adam ne kadar kötü ise film de o kadar başarılı olur ". darth vader ne kadar acımasız ve gaddar olursa o kadar daha ikonik hale gelir, jedi tapınağına dalıp çocukları katletmesi mesele değildir, mesele star wars revenge of sith'de gözyaşları dökmesidir, koca galakside palpatine'ın iktidar hırsına hizmet eden katil bir iktidar köpeği olması değil, finalde "padme nerede?" diye içli içli sorup "hayır!" diye haykırmasıdır.

nihaide canavar da olsanız yaptıklarınızı vicdana dayandıran argümanlarla açıklamak, hatta empati beklemek zorundasınız. bunun en referans noktası olan yöntemini mary shelley, frankenstein eserinde ustalıkla göstermişti; canavar o vicdansızlığını kamufle etmek, hatta kendisini haklı çıkarmak için türlü duygusal tepkiler veriyordu. işlediği tüm suçları topluma bağlıyor, vicdana çalışıyor, vicdani argümanlar öne sürüyor, bunun için de empati duygusunu hareket geçirmeye çalışıyordu.

frankenstein'ın post-modern yorumu gibi todd philips'in jokeri de tüm işlediği suçları vicdana dayandırmaktan geri kalmıyor. "ben ölsem bakmazsınız ama 3 wall streetli'yi dert ediyorsunuz" gibi saçma sapan bir analoji sunarken, içindeki vahşet ve canavarlığı akladığını zannediyordu. işte karşımızda sürüsünün öfke ve hiddetini, enerjisini manipüle eden, adalete dair hiçbir vizyonu olmayan, zaten bunu da talep etmeyen, narsisistik takıntılarından başka halka verecek hiçbir şeyi olmayan, ve tüm canavarlığını "ama bana neler yapıldı bir bilseniz" şeklinde açıklamaya çalışan, ve tam da bu yüzden alkış alan bir canavarın popülist bir lidere dönüşüm hikayesi: todd phillips'in jokeri.

bu vesileyle, ilginçtir ki filmde charlie chaplin'in bir filmine atıf vardı, modern times.

Mevzubahis gönderme.

bu film tramp karakterinin, değişen ekonomik ve politik koşullar karşısındaki mücadelesini anlatıyordu. todd phillips, güya arthur fleck ile charlie chaplin'in tramp'ı arasındaki benzerliğe dikkat çekiyordu. oysa anlatısı ve finaline bakılırsa atıfı, finalinde bir ton demokrasi, eşitlik vb. nutuğu attıktan sonra sürünün alkışlarıyla kendinden geçen, böylece totaliterliğe bir methiye olmaktan öteye gidemeyen the great dictator'a yapsaydı, en azından tutarlı olurdu.

Atiye Dizisi Üzerinden Kendini Aramak Üzerine Yola Çıkanlara Tavsiyeler

Joker Filminin Güzelliğini Katlayan Enfes Metaforlar

The Dark Knight, Batman Aracılığıyla Faşist Bir Düzenin Açık Açık Propagandasını mı Yapıyor?