Maymunlar Gezegeni Kitabının Pek Bilinmeyen ve İnsanı Üzen Yazılma Motivasyonu

Pierre Boulle tarafından 1963'te yayınlanmış bilim kurgu klasiğinin altında yatan sert bir gerçek var.
Maymunlar Gezegeni Kitabının Pek Bilinmeyen ve İnsanı Üzen Yazılma Motivasyonu
Fotoğraf: Instagram @melsoreads

maymunlar gezegeni, ikinci dünya savaşı’nın ardından insanlığa duyulan güvenin kaybolmasıyla yazılmış bir kitap

bu savaştan sonra avrupalıların kendi medeniyetlerine duydukları güven boşa çıkar. övündükleri felsefi, edebi ve bilimsel ilerlemelerin özünde içinin boş olduğunu düşünmeye başlarlar. nitekim bunları başaran entelektüel bir medeniyetin tarihin en büyük katliamlarından birini gerçekleştirmesi mümkün değildir. bu nedenle ilk başta akla duyulan güven yitirilmiştir.

pierre boulle de bu savaşı cephede deneyimlemiş (ajanlık bile yapmış) biri olarak insan doğasına bu gözle bakar. hiciv yoluyla insana kendi zekası ve yeteneklerine itimat etmemesini öğütler. zira milyonlarca yıldır olduğu gibi bazı türler gelişirken, diğerleri geriler veya yok olur. insanlığın gezegendeki bu hükmünün baki olacağı kesin değildir.

Pierre De Boulle

kitapta insanlığın gerileyerek yerini başka türlere bırakmasının temelinde yatan iki neden vardır

1. gelişen imkanlarla birlikte her şeye kolay erişebilmenin getirdiği tembelleşme ve motivasyon kaybı (ki bu kitap 1960’larda yayımlanmış, bugün istediğimiz her şey bir tıkla ayağımıza geliyor).

2. insanın ne kadar gelişirse gelişsin onu asla terk etmeyen vahşi içgüdüleri, yani saldırganlığı.

insanı insan yapan en önemli unsurlardan bir diğeri ise merakı ve öğrenme arzusudur

medeniyetin bu denli gelişmesinin temelinde insanlık tarihinin başından beri süregelen bilgi birikimi ve bunun sonucunda da elde edilen teknolojik ilerlemeler var. bu sayede emek yoğun işleri ortadan kaldırarak zaman kazanıyoruz. yazar bu gidişatın insanlığın sonu olabileceğini söylüyor. insanlar her şeyin kolayına alıştıkları için en ufak fiziksel veya zihinsel efor gerektiren şeylerden kaçınmaya başlıyor. hatta merakının peşinden gitmeye ve kafa yormaya bile üşeniyor, sonunda da düşünme becerilerinin körelmesinden kaçamıyor. ironik bir şekilde, insanlığın gelişmesinin beraberinde getirdiği bu rehavet, onu insan yapan şeyleri elinden alarak gerilemeye mahkum ediyor.

kitapta da insan en aşağılarda yer alıyor

maymunlar gezegenin baskın türü oldukları için insanları keyfi avlıyor (hatta öldürdükleri insanlarla fotoğraf bile çektiriyor), kafeslere kapatıyor, deneylerde kullanıyor. buraları okurken, tüm bunlar bizim mensubu olduğumuz bir ırka yapıldığı için tabii ister istemez empati kuruyorsunuz. zaten yazar da aslında bizim diğer hayvanlara nasıl davrandığımızı tüm çıplaklığıyla göstermek için bunu yapmış. bu arada bu gezegenin ismi soror - latince'de kız kardeş demek. tıpkı dünya gibi ilk bakışta doğal güzellikleriyle cennet gibi gözükse de yine dünya’da olduğu gibi gezegenin en gelişmiş türü diğer canlılara eziyet ediyor. yani aslında cennetten ziyade bir cehennem (bkz: maymunlar cehennemi).