Mona Lisa'yı Dünyanın En Ünlü Tablosu Yapan Özellikleri

Sıradan görünümlü bir kadın nasıl bu kadar ünlü oldu? Tarihte onu çalmak için yapılan hırsızlık girişimleri yüzünden mi? Yoksa meşhur Da Vinci’nin Şifresi mi onu bu kadar ünlü yaptı?
Mona Lisa'yı Dünyanın En Ünlü Tablosu Yapan Özellikleri

fransa’nın ünlü louvre müzesi'nde 35 binden fazla tablo var. ancak bunlardan sadece bir tanesi kurşun geçirmez bir camın arkasında tutuluyor. tablo, müzedeki diğer eserlere göre oldukça küçük olduğu için büyük beklentiyle gelen ziyaretçiler şaşkınlığa uğruyorlar. resimdeki kadın oldukça sıradan bir görünüme sahip. saydam bir örtü ve koyu renkli bir elbise giymiş, gösterişli takıları bile yok. arkasında da belli belirsiz ve bulanık bir manzara var. boyanmasından bu yana geçen 500 yılın onu ne kadar yorduğu üzerindeki çatlaklardan belli oluyor. ancak bu tablo, müzedeki diğer tüm eserlerden daha fazla ilgi topluyor. onu bırakın satın almayı, sigortalatmak bile neredeyse 1 milyar dolara mal oldu. resim öyle bir sembol haline geldi ki fransa yasalarına mona lisa’nın halka ait olduğu ve asla satılamayacağını söyleyen bir madde bile eklendi.


peki bu sıradan görünümlü kadın nasıl bu kadar ünlü oldu? tarihte onu çalmak için yapılan hırsızlık girişimleri yüzünden mi? ya da şu meşhur da vinci’nin şifresi mi onu bu kadar ünlü yaptı?

mona lisa’nın bu kadar ünlü ve ulaşılmaz olmasının arkasında gizemli bir geçmiş, hırsızlık girişimleri ve yaşamış en ünlü dahilerden biri var. leonardo da vinci, rönesans döneminde italya’da yaşamış bir ressam, mühendis ve bilim adamı. leonardo, italya’nın vinci şehrinde doğduğu için vinci’li anlamına gelen da vinci soyadını almış. leonardo, sanatçı kişiliğinin yanında olağanüstü mühendislik yeteneklerine de sahipti. leonardo’nun yetenekleri osmanlı padişahlarının kulağına kadar gitmişti.

Leonardo da Vinci

haliç’e büyük bir köprü yaptırmanın hayalini kuran padişah 2. beyazıt, ünlü mühendis leonardo da vinci’ye ulaşılması emrini verdi. padişah’tan gelen haberi alan leonardo, istanbul için büyük bir köprü tasarladı ve çizimleri bir mektupla padişaha ulaştırdı. ancak dönemin şartları nedeniyle bu köprü hiçbir zaman hayata geçirilemedi. köprü bu olaydan yüzlerce yıl sonra ise, tasarımından etkilenen norveçli bir mimar tarafından oslo şehrine inşa edildi.

leonardo’nun yaşadığı dönemde avrupa’da bilim ve sanat yapılması kilise tarafından engelleniyordu. doğu ülkeleri bilim açısından avrupa’dan daha ileri bir konumdaydılar. ancak leonardo da vinci bu baskılara rağmen bilim ve sanatta büyük eserler vermeyi başarabilmişti. leonardo kuşları gözlemleyerek uçan makineler tasarladı ve bu makineleri çizerek defterlerine kaydetti. çizimleri arasında helikopter, paraşüt, zırhlı tank gibi günümüzde kullanılan modern araçlar da vardı. yaşadığı dönemde bu makineleri yapıp çalıştırmak mümkün olmasa da kendinden sonraki bilim adamları için ilham kaynağı olmuştu.

leonardo, insan vücudunun yapısıyla da ilgileniyordu. hayatını kaybeden 30’a yakın insanın vücudunu inceleyerek o güne kadar hiç yapılmamış kadar detaylı anatomi çizimleri yapmıştı.


da vinci, mühendis olmasının yanı sıra harika bir ressamdı. 14 yaşında yanına çırak olarak girdiği sanatçı andrea verrocchio’dan ressamlıkla ilgili her şeyi öğrenmişti. leonardo ressamlığa öyle yetenekliydi ki, ustası o geldikten sonra bir daha eline fırça almadı.

da vinci, sanat hayatı boyunca bugün ünlü olan bir çok resim yaptı. insan vücudunun mükemmel bir oranla resmedildiği vitruvius adamı. hazreti isa ve havarilerinin yediği son yemeği anlatan son akşam yemeği. ya da 450 milyon dolar fiyatıyla tarihte satılan en pahalı resim olan salvator mundi adlı resim. mona lisa’ya göre çok daha az bilinen bu resim 450 milyon dolara satıldıysa mona lisa kaç paraya satılırdı diye düşünmemek çok zor. muhtemelen şu an dünyada kimse mona lisa’yı satın alabilecek kadar zengin değildir.

neyse biz şimdi mona lisa’nın gizemli hikayesine geri dönelim. da vinci, tabloyu yapmaya floransa şehrindeyken 1503 yılında başladı. italyan ipek tüccarı olan francesco del gioconda, leonardo’dan karısının resmini yapmasını istedi. lisa gioconda, francesco ile 16 yaşında 3. karısı olarak evlenmişti. aslında francesco bir bakıma lisa’yı babasından parayla satın almıştı. belki de kadının yüzündeki buruk gülümseme bu yüzdendir. mona lisa isminin anlamı ise türkçe’ye bayan lisa ya da lisa hanım olarak çevirilebilir.


o dönemki notlara göre lisa gioconda, resim yapılmaya başlandığında 25 yaşındaydı ve 4. çocuğuna hamileydi. tablonun yapımı yaklaşık 4 yıl kadar sürse de leonardo, tabloyu francesco’ya hiç teslim etmedi. bunun nedeninin tabloyu çok sevdiği ve onu başkasına vermek istememesi olduğu düşünülüyor.

aslında pek bilinmese de mona lisa’nın da vinci ya da onun öğrencileri tarafından yapılmış olan iki tane kopyası da bulunuyor. bu kopyaların leonardo tarafından boyanmaya başlandığı ve öğrencileri tarafından yapıldığı düşünülüyor. bu kopyalardan ikisinde de lisa’nın arkasında iki tane sütun var. bu sütunlar orijinal tabloda bulunmuyor. (bkz: prado mona lisa) (bkz: isleworth mona lisa)

leonardo, 1516 yılında fransa kralı tarafından fransa’ya davet edildi. burada sağ koluna felç gelene kadar mona lisa’yı boyamaya devam ettiği düşünülüyor. da vinci hayatını kaybettikten yıllar sonra mona lisa 14. louis ve napolyon gibi ünlü fransız krallarının yatak odasını süslemeye devam etti. napolyon tabloyu o kadar çok seviyordu ki banyo yaparken bile onun karşısında yıkanıyordu.

mona lisa muazzam ününü sonradan kazandıysa da, leonardo’nun yaşadığı dönemde de son derece ünlüydü. da vinci, tablodaki kadını hafif çapraz duracak şekilde konumlandırmıştı. o güne kadar yapılan portrelerde insanlar ya tam düz ya da tam yan olacak şekilde duruyorlardı. mona lisa’dan sonra insanlar çapraz poz vermeye başladılar. hatta günümüzde bile fotoğrafçıya gittiğimizde hala bu şekilde poz veriyoruz.

da vinci, tabloyu yepyeni bir teknikle boyadı. sfumato adı verilen teknikte resim çok ince katmanlar halinde yapılıyordu. her bir katman kuruduktan sonra üzerine yenisini yaptı. bu sayede resimde keskin çizgiler yerine yumuşak geçişler oluşuyordu. bu yüzden mona lisa’nın zaten ince olan kaşları neredeyse kaşsız gibi boyanmıştı. ayrıca resmin öznesi ve arkadaki manzara arasında harika bir derinlik sağlanıyordu. tıpkı günümüzde akıllı telefonlarda bulunan portre modunda arkanın bulanık, fotoğrafı çekilen kişinin net gözükmesi gibiydi.


ayrıca leonardo, yıllar boyunca insan vücudunu incelediği için portre yapımında muazzam bir yeteneğe sahipti. insan vücudundaki altın oran gibi doğal oranlara son derece hakimdi, bu sayede insan çizimleri gerçeğe çok yakın görünüyordu.

ancak yine de bütün bunlar bir resmi bu kadar ünlü yapmaya yetmezdi. sonuçta harika tekniklerle yapılmış olan bir çok eser daha vardı. onu bu kadar ünlü yapan başka şeyler de olmalıydı.

21 ağustos 1911’de mona lisa’nın asılı olduğu louvre müzesindeki duvarın boş olduğu farkedildi. mona lisa çalınmıştı. bu olay üzerine müze 1 hafta boyunca kapatıldı ve polisler inceleme yaptı. çalan kişinin para karşılığında fidye isteyeceği düşünülüyordu ancak böyle bir şey olmadı. olay bütün avrupa’da infial yaratmıştı. mona lisa’nın çalındığını herkes duydu ve tablo muazzam bir ün kazandı. ünlü ressam pablo picasso bile şüpheli olarak gözaltına alınıp sorgulandı.

tablo çalındıktan 3 yıl sonra vincenzo peruggia adlı biri tarafından italya’da bir müzeye satılmaya çalışırken ortaya çıktı. vincenzo tabloyu italya’ya geri kazandırmak istediğini söylese de asıl amacı para kazanmaktı. mona lisa 3 yılın ardından louvre müzesindeki yerine getirildiğinde fransız halkı onu bir zafer sembolü olarak görmeye başladı. tablo çalınıp bulunduktan sonra daha da ünlenmişti.


bazı ünlü ressamlar bir tablonun böyle önemli bir sembol haline getirilmesine karşı çıktılar. ünlü fransız ressam marcel duschamp mona lisa’ya sakal ve bıyık çizerek yayınlayarak dalga geçmeye çalıştı. bunun sonucunda bıyıklı mona lisa, alaycı bir sanat akımı olan dadaizmin sembolü haline gelmiş oldu. yapılan her şey onun daha da ünlenmesine enden oluyordu.

1940’lı yıllarda ikinci dünya savaşı devam ederken almanya, paris’i işgal etti. mona lisa, nazilerin fransa’dan almak istedikleri sanat eserleri listesinin en başındaydı. bu yüzden louvre müzesi’nin müdürü mona lisa ve diğer önemli eserleri müzeden çıkarıp güvenli kalelerde sakladı. eserlerin önem dereceleri kutularına işaretlenen kırmızı noktalarla belirlenmişti ve sadece mona lisa’nın kutusunda 3 kırmızı nokta vardı. tablo yakalanmamak için ambulansla taşınıyordu ve 2. dünya savaşı sırasında 5 defa yer değiştirmek zorunda kalmıştı. saklandığı kalelerden biri olan amboise şatosu ise leonardo da vinci’nin yaşarken kaldığı yerlerden biriydi. ilginç bir tesadüf eseri yüz yıllar sonra aynı yerde buluşmuşlardı.

bu kadar ünlü olunca düşmanlarının olmaması da beklenemezdi. 1956 yılında bir kadın mona lisa’ya büyük bir taş atarak zarar verdi. restore edilmesine rağmen sol dirseğine yakın olan kısımda taşın verdiği zarar açıkça görülebiliyor. taş saldırısından kısa bir süre sonra başka biri tabloya asit attı ve alt bölümünün zarar görmesine neden oldu. bu saldırılardan sonra mona lisa diğer tabloların yanından alınarak kurşun geçirmez bir camın arkasında sergilenmeye başladı.

işte tüm bu ilginç olaylar ve inanılmaz tesadüfler, zaten her açıdan eşsiz olan bu tabloyu dünyanın en ünlü sanat eseri haline getirdi.