Organize İşler Karun Hazinesi'nin İncelemesi: Nasıl Olmuş, İzlenir mi?

16 Ekim'de Netflix'te yayınlanan 8 bölümlük Organize İşler dizisini kısaca bir inceleyelim.
Organize İşler Karun Hazinesi'nin İncelemesi: Nasıl Olmuş, İzlenir mi?

sanatçı dediğiniz insanın hayatla bir derdi olacak. içinde ben bir şey anlatmalıyım, bunu gördüm ve hissettim şimdi de insanlara aktarmalıyım diye bağıran bir ses olacak.

yoksa yeni nesilden yeteneksiz insanları etrafına toplayıp kendine hocam dedirtmekle, sağda solda halı saha anısı anlatmakla sanatçı olunmuyor.

bunun en büyük örneği tabii ki yılmaz erdoğan. daha öncesinde yaptığı bir demet tiyatro, bana bir şeyhler oluyor, vizontele gibi işler hep bir derdi olan, insanın içine dokunan, yeri geldiğinde güldüren, yeri geldiğinde hüzünlendiren hikayelerdi.

ancak özellikle birinci çok güzel hareketler sonrası artık kazandığı para katlandığı için mi, yoksa egosu arş-ı alaya ulaştığı için mi bilmiyorum işlerinin kalitesi giderek düştü.

kin, münaşaka, sazan sarmalı ve inci taneleri gibi bir yığın örnek var burada.

ki bu bir yerde yılmaz erdoğan'ın 'efsane'liğini de tartışmaya açıyor bence. çünkü yapacağını yaptı, artık o kadar efsane işler yapmasına gerek yok argümanını ben kabul etmiyorum.

al pacino 80'inden sonra the irishman gibi bir filmde başrol oynuyorsa kusura bakmayın kariyerinin yarısı eh işte filmler ve dizilerle geçmiş biri, en fazla ülkemiz için keçinin olmadığı yerdeki abdurrahman çelebi olabilir.

elimizdeki en son örnek olan karun hazinesi de buna işaret ediyor. çok uzaklaşmaya gerek yok. orijinal organize işler filmiyle karşılaştırmak bile yeterli.

o film şahane bir kaybeden hikayesiydi. asım noyan sevimli, yırtmaya çalışan, alemi çözmüş ama hep köşeye atılmış bir karakterdi. filmdeki diyaloglar hem zekice, hem mizah dolu, hem de hüzünlüydü.


yeni dizi projesinde ise böyle bir şey yok

öncelikle diyaloglarda yine kelime oyununa gidilmiş. ancak bu kelime oyunları eskisi gibi anlamlı ya da derin değil. örneğini görmek isteyen bir demet tiyatro'nun başlığına bakabilir. bu yeni dizide ise lafı çeviriyorlar ancak konu bir yere bağlanmıyor. kelime oyunu olsun diye kelime oyunu yapılıyor.

ikinci bakacağımız nokta ise hikaye. hikayenin şöyle bir olayı var filmlerde. mesele sadece a kişisinin başına x, y, z olayı şu zaman çizelgesinde geldi değil. amaç o olaylar ile bir fikri, duyguyu, anlık hissi izleyiciye aktarmak.

mesela fargo, sizce bir kadın dedektif cinayet çözmeye çalıştığı için mi bu kadar önemli bir hikaye oldu, yoksa altında yatan başka bir şey mi var?

organize işler'in birincisinde de böyleydi. mesele kimin kimi nasıl dolandırdığı değildi. asım noyan'ın sürüklendiği hayat ve süpermen'in bu işlerin ortasına düşmesiydi. bu dizide ise öyle aman aman takip edilsin denilen bir hikaye ya da o hikayenin aktardığı bir tema söz konusu değil.

üçüncü olarak karakterlere bakalım diyeceğim ama bu ilk organize işler'e hakaret olacak. çünkü birçoğumuz böyle 'kriminal' insanları gerçekte tanımıyoruz. (benim bu tipleri en iyi bilen arkadaşlarım avukat mesela. onun dışında pek kimse yok)

ancak yılmaz erdoğan ve oyuncular orada ne yaptılarsa bu insanları bir şekilde bize tanıdık hissettirmeyi başarmışlardı. asım noyan'ı görmemiş olabilirsiniz ama hali tavrı, atıp tuttuğu sözleri ailenin şeytan tüyü olan borç geri ödemeyen dayısına / eniştesine benziyordu.

üzeyir abi, mahallede falan denk geldiğin kendi halinde ama bir yandan da bir dert sıkıntı çeken insanlara benziyordu.

cem yılmaz'ın canlandırdığı müslüm'ün birebir aynısıyla tanıştım ben. mafya babası değildi tabii toptancıydı ama hali tavrı, konuşması, duruşu, şivesi falan filmden fırlamış gibiydi.

karun hazinesine gelecek olursak, oyuncu ve karakter olarak gerçek hayata en yakın olan kişi şampiyon'du. o da güvercin olduğundan. konuşabilse ona da muhakkak tek boyutlu, karton, gerçeklikle bir gram alakası olmayan bir rol yazarlardı kesin.

mesela demet akbağ'ın karakterine bakalım şimdi. gerçek hayatta var mı böyle bir karakter? yok. bir şeyin parodisi mi bari? hayır. bu şekliyle absürt olsa da komik mi peki? alakası bile yok.

kostümünden mimiklerine, saçından bulunduğu ortama, konuşma tarzından diyaloglarına kadar tamamen insanı yoran bir tipleme.

ve demet akbağ neden, yahu en azından müslüm'ün yarısı kadar bir şey yazamadın mı demez?

ki ilginç olan şu ki kıvanç tatlıtuğ'un aynı dizide aşırı gerçekçi yazılmış ve başarıyla canlandırılmış karakteri var. yani istense yapılabiliyormuş.

sonuç olarak karun hazinesi baştan sona olmamış bir iş

açayım arkada dönsün bile olamamış. keşke bu film yerine sarı saruhan'a spin-off gibi bir şey yapsalardı. en azından o karakterin enerjisi burada sönümlenip gitmezdi.