Osmanlı Zamanında Köle Olarak Çalıştırılan ve Sonrasında Anadolu'da Kalan Afro Türkler

ABD'de yeniden alevlenen ırkçılık tartışmaları akıllara "bizde hiç kölelik olmuş muydu" benzeri sorular getiriyor ister istemez. Sorunun cevabı için Osmanlı Devleti'ne ve sonrasındaki Cumhuriyet dönemine bir bakmak gerekiyor.
Osmanlı Zamanında Köle Olarak Çalıştırılan ve Sonrasında Anadolu'da Kalan Afro Türkler

malûm, abd'nin siyahî vatandaşları yine bir ırkçılığa maruz kaldılar ve ayaklandılar. aslında özellikle abd'de ve avrupa'da çok yakın tarihe kadar siyahîlere karşı yapılan ırkçılık gayet normaldi. ben ise bu bağlamda başka bir konudan, mustafa kemal atatürk'ü bugün hâlâ minnetle anan afrika kökenli türkiye cumhuriyeti vatandaşlarından bahsedeceğim.

nâm-ı diğer afro türkler hakkında; osmanlı devleti yıkılıp türkiye cumhuriyeti kurulduğunda tarih kitaplarımızda pek konu edilmeyen bir meselemiz daha vardı: afrikalı köleler!


bugün afro türkler dediğimiz ve özellikle ege bölgesi'nde yaşayan siyahî vatandaşlarımızın atalarının neredeyse hepsi bir zamanlar köle olarak bulunuyorlardı bu topraklarda.

birinci cihan harbi ve millî mücadele döneminde bu vatan için çarpışan siyahîler olduğunu da biliyoruz ki onlardan en tanınanı zenci musa'dır. kuşçubaşı eşref ile birlikte balkanlardan arap topraklarına değin bir yığın görevde başarı sağlamışlardır. 

Zenci Musa

hani günümüzde özellikle sosyal medyada paylaşılan bazı görsellerde ve yazılarda memleketemizde saat satan siyahîlerle ilgili "bu vatana ihanet ettikleri hiç görülmemiştir" denir ya o misaldir işte. belki bilmeyenler vardır; halifelik henüz kaldırılmamışken osmanlı padişahının cihat çağrısına araplar dahi sırt çevirmişken tâ madagaskar'dan gönüllü gençler gelip türkler ile aynı safta savaşmışlardır.

osmanlı diplomatları ingilizler tarafından güney afrika'da tutuklandıklarında bu ülkede çıkan ilk isyanlardan biri istanbul'un işgaline karşı olan ayaklanmalardır. aynı dönemde istanbul'daki şeyhülislam ve rıza tevfik, refik halit gibi bazı kimseler, istanbul'un ingilizlerin himayesine bırakılmasını, anadolu'daki kuvâ-yi milliye hareketlerinin son bulmasını istemekteydiler.


elbette mustafa kemal de tüm bu olup bitenlerin farkındadır. nitekim türkiye cumhuriyeti de siyahî vatandaşlarını sahipsiz bırakmaz. topkapı sarayı'nda köle olarak bulunan siyahîlerden çoğu memur yapılır ve yine burada çalışmaya devam ederler.

daha sonra her biri türk vatandaşı kimliği kazanır bu kölelerin. tabii artık köle değillerdir. hatta soyadları dahi vardır. neredeyse hepsine "zenci" soyadı verilmiştir. şimdi ayıp mı bilmem ama o zamanlar zenci tabiri hiçbir hakaret maksadı taşımamaktadır.

evlenmeleri de artık serbest hâle gelince aile kurup bu topraklarda yaşamaya devam ederler. hatta içlerinden kimileri iş kurarak gayet zenginleşmişlerdir.


1923'ten 2020'ye geldiğimiz bunca zamanda türkiye cumhuriyeti topraklarında asla sistematik bir ırkçılığa maruz kalmayan siyahî dostlarımız da hem biz türklere hem de gazi mustafa kemal atatürk'e olan sevgi ve saygılarını her daim göstermektedirler.

bugün, afrika'da nice avrupalının mezarı yerle bir edilmişken milli mücadele kahramanı bir aile olan efendizâdeler, güney afrika halkı ve tarihi için en az bizler kadar önemli konumdadırlar ve ailenin vefat etmiş kimselerinin mezarları büyük bir özenle korunmaktadır.

Pek Bilinmeyen Bir Tarihi Gerçek: Libya Türkleri