Sezon Öncesindeki Beklentilere Göre NBA Takımlarının Genel Analizi

Sezonun tam ortasına gelmişken beklentiyi karşılamayanlar, beklentiyi tam olarak verenler ve beklentinin üzerine çıkanlar olarak gruplandırabiliriz bütün takımları.
Sezon Öncesindeki Beklentilere Göre NBA Takımlarının Genel Analizi

nba 2020-2021 sezonunda araya geldik. all-star arası dediğimizde zaten 72 maçlık sezonun 36’lık bölümü bitmiş oldu. bu kaotik sezonda –her sezon arası yapmaya çalıştığım şeydir- beklentilerin üstüne çıkan, altında kalan ve bekleneni aynen veren takımları sıralamak istiyorum. burada olay salt skor ve galibiyet sıralaması değil, takımlardan sezon başında ne beklendi ve hangi takımlar beklenmedik şekilde iyi veya kötü gitti kıyaslaması. bir de beklentileri aynen karşılayanlar var.

1) ligin tembelleri

burası şu ya da bu şekilde beklentilerin altında kalmış, “başarısız olmuş takımlar” listesi. sezon başı ne bekledik, onlar neler yapıyor?!

a) doğu konferansı

atlanta hawks (16-20)

bu yazı yazılırken koçları pierce’ı şutladılar. boşuna değildi. lige geniş ve kadro ve büyük potansiyelle girmeleri bir olay, sakatlıklar başka olay. buna itiraz edilemez ama soyunma odası, oyuncular arası denge ve takım içindeki isimlerin hadlerini bilmeye gerek görmeden herkesin ağa/paşa moduna girmesinden işlerin buraya geleceği belliydi. hunter-capela ikilisi iyi bir savunma duo gibi gözükse de maç sonlarında –özellikle savunmada- sürekli döküldüler ve trae young’dan başlayan sorunlu savunma takım bilinci ile kapatılmak yerine sorunlar yumağının oluşmasıyla kolektif bir uyumsuzluğa evrildi. bogdanovic sakatlandı, rondo, dunn gibi isimler, hunter gibi isimler sakatlıkardan çok çektiler ama bu yine de collins’in sorun haline gelmesi, young’ın yetersiz ve kırılgan olması sonuçlarını engellemedi. galinari kendine oynuyor gibi bu arada. play-off yapacak yeteneğe sahipler ancak oraya çıkacak sertlik ve mücadeleden yoksunlar. artık nate “brutus” mcmillan var. 2. yarıda takıma “indiana etkisi” sunabilirse onlarda hala iş var.

toronto raptors (11-19)

“king in the north” finalinden, “we the north” ortamından “good fuckin south” enlemine geldiler ve yiğidin harman, brady’nin efsane olduğu tampa florida’ya geldiler. bu onlar için kolay değildi ve bir yere kadar bu bir bahane sayılsa da gasol ve ibaka’nın performanslarını oyunda ikame etmeleri, kadronun forma girişini sağlamaları çok uzun sürdü. son dönemlerde aslında “beklentileri karşılayan” sınıfına yaklaşmış olsalar da tüm sezonu düşününce onların notu kırık. lowry yeteri kadar iyi değildi, powell, annouby gibi isimler formsuzken, siakam “acaba battı mı” konumundayken toronto gerçekten de “yıkın burayı rebuilding başlasın” dediğimiz zavallı bir konumdaydı. kötü setler, zorlama hücumlar ve formsuz bir coaching ile beraber üstlerine toprak atılacaktı. neyse ki boucher, siakam, powell, vanvleet biraz da annouby derken torono ivme kazandı ve yeniden geniş rotasyonla rakibi bozan sisteme döndüler. yine de cepten çok yediler. genel olarak izleyiciyi çok üzmelerini unutmamak lazım.

miami heat (18-18)

son lig finalistinin biraz daha mücadeleci, “oyunu çözmüş” bir modda olmasını beklerdim. miami ise crowder’ın ve jones’un gidişlerinin teknik eksikliklerini hiç çözemedi. buna ek olarak “playoff dragic” ortadan çekilince (sakatlıklar vs) takım bir anda çok kötü bir hale düştü çünkü butler da sakatlıklar ve covid kısıtlamalarından çekti! adebayo, herro, robinson ve nunn ile yapabilecekleriniz sınırlı. bam elinden geleni yaptı, butler da bu aralar form tuttu ama gelin görün ki lig finalistinin, doğu şampiyonunun 2 all-star kalibresindeki ismi bu sene all-star seçilemedi! burada bir başarısızlık olduğu kesin ancak bu coach hatası değildi. florida’ya gelenin yamulması gibi bir durumla karşı karşıyayız! toronto-miami ayrı, orlando ayrı yamuldu.

boston celtics (19-17)

miami’de 2 all-star bu sene evlerinde ama bir başka hayal kırıklığı takımda 2 isim all-star!!! bu normal. ancak boston’ın içinde bulunduğu durum tamamen gm danny ainge’in eşşeklik etme sevdasından kaynaklandı. geçen sezondan daha kötü bir kadroya sahipler, hayward’ın oyunda 48 dakikaya yaydığı devamlılık artık yok ve kemba sakat, ardından fomsuzken çok kötü olmasalar da eski durumlarında olmadıkları açıktı. smart da sakatlanınca iyice saçmaladılar. tatum ve brown harika oynadılar. pritchard gibi bir piyango çaylak çıktı ama tatum-kemba-brown-smart dışında şampiyonluk seviyesinde bir takımda oynamayı hak edecek başka bir isim yok. aferin danny ainge, aferin. o trade exception da boşa giderse massachusets’de bir gece yarısı suikastçı robotların hedefi olacaksın haberin olsun!!! kanatlardan oyun kurmaya çalışıp birebir zorlamaya dönen zavallı bir oyun tarzı… neyse ki kemba son hafta forma girdi ve 2. yarıda yukarı çıkmaları beklenen bir durum.

washington wizards (14-20)

siz ne dengesiz, ne iş bilmez, ne ruh hastası bir ekipsiniz arkadaş! ellerinde ligin sayı kralı var, tarihin big o dışında gördüğü en önemli 2. triple double ismi russell westbrook, ish smith’i upgrade etmeye gelmiş. hachimura gelişiyor, avdija seçimi var, bryant gibi bir ortalama yetenekte sağlam pivotunuz var ve güm! bir takımın savunma yapmayı öğrenememesi tek bir kişiye yazar; coach brooks! ligin en kötü koçu olduğuna inanıyorum ve hala kovulmaması geçtiğimiz 10 günde manyak bir sıçrama yapmalarından kaynaklandı. thomas bryant sezonu kapattığı için ciddi sorun yaşadılar ancak bir şekilde toparlamış gözüküyorlar. savunmada berbat, hücumda dağınık (westbrook) ve dengesizler. tüm bu hengamede bradley beal’ın liderliği onları play-off yarışına sokacak gibi dursa da bu potansiyelin yarım sezon boyunca çektirdiği eziyet (oynadığı oyun diyemeyiz) gerçek bir dramdı. bu arada bu yazı yazıldığı sabah clippers’ı yendiler ve son 15 gündür cidden delirmiş durumdalar ama peki ilk 2 ay??? ha bu arada bir de bertans var. russ ve koçun onu oyunda kullanımı arttıkça takımın hücum verimliliği artıyor. ancak brooks gitmeden buralar hala zarar ziyan. kongre baskını çok sarstı çocukları…

b) batı konferansı

denver nuggets (21-15)

ligin mvp adayı jokic’in düzenli olarak destansı oynamasına rağmen denver’ın geçen sezon batı finalisti olduğunu ve şu anda play-off sınırında alt sıralarda olduğunu unutmamak, onların eksiklerini göz ardı etmemek lazım. michael porter jr. ve murray beklendiği kadar iyi başlamadılar. daralan rotasyonda porter kendini geliştirmemiş gözükmekle beraber morris, barton ve harris gibi isimler de yeteri kadar elini taşın altına sokmuyorlar. bu da biraz jokic-ball etkisi bu arada. jamychal green ve campazzo iyi eklemeler ancak özellikle campazzo’nun yapacağı daha çok şey var. onların şu an en büyük eksiği 2-3-4’ü switch ederek savunabilecek bir oyuncu. sahi, kim istemiyor ki onlardan? işin özü; jokic temelli başarılı hücum ve ligin dibi seviyesinde bir savunma. kesinlikle daha iyi olmaları gerekirdi. bu da murray ve porter jr’a yazar.

dallas mavericks (18-16)

doncic uçacak, porzingis kaçacak, herkes şut sokacak, dallas havalanacaktı. şu anda 8-2'lik bir seri ile batıda 8. sırayı yakaladılar ancak geçen sezon nba’in en iyi hücum verimliliğine sahipken bu sezon sadece seth curry’nin gidişine rağmen daha kötü hücum ederlerken savunmayı iyileştirmesi gereken josh richardson’a rağmen hala çok kötü savunma yapıyorlar. porzingis sakatlıktan dönüşte iyi işler yaptı ancak onun o aşırı “şımartılması ve poh pohlanması gereken” basketbol tarzı dallas’a zarar veriyor. doncic tutuk başlasa da muazzam götürüyor ancak ona kapasitesinin en üst noktasında yardım eden isim jalen brunson olunca işte böyle kalıyorsunuz. tamamen vasat çizgide ilerleyen richardson, hardaway jr, burke, finney-smith’lerle siz “first round exit medal of honor” takar şezlonga gidersiniz. daha fazlasını yapıp herkesi yenebilecek bir potansiyelin şu hale gelmesi çok kötü. tek iyi şey son 3 haftadır form durumlarını yükseltmiş olmaları.

new orleans pelicans (15-21)

dış rotasyonu aşırı kısıtlı olan pelicans lige çok sorunlu bir giriş yaptı ve takas marketine ilk oyuncu açan takım oldu ancak koç van gundy zion’ı bir nevi point wrecking forward olarak oynatmaya karar verdiğinden beri takım en azından hücumda etkinliğini arttırdı. peki ya savunma? savunma neydi? savunma emekti. steven adams ise emekli… beklenmedik şekilde sorunlu bir savunmaları var. dış rotasyon çok kısıtlı ve kira lewis jr’la falan yama yaparak kapanacak bir açık değil o! mutlaka iyi bir ball handler bulmaları lazım. sahi, george hill neden gitmişti? steven adams için. o mu daha fayda sağlardı yoksa george hill mi? görünüşe bakılırsa sonuç ortada. bu arada bir de jaxson hayes var. büyük hayal kırıklığı. büyük embesil. bir şampiyonluk adayı takımda 13. 14. oyuncu olması gereken çok fazla oyuncu bu takımda gereğinden çok öneme sahip. ingram ve zion ise bu takımın hem bugünü hem de geleceği için 2 umut ışığı. ingram’a bu kadar sevgi saygı besleyeceğime inanmazdım.

sacramento kings (14-22)

fox’a takımın geleceğisin dediler, o da oyununu geliştirdi. hield kalburüstü bir şutör, bu ikisine ek olarak holmes, harrison barnes, bagley, bjelica, cory joseph, hassan whiteside gibi bir kadro derinliği oluştu. hepsinin üstüne nba’de benim son 3 4 sezondur en çok etkilendiğim çaylan olan tyrese haliburton kucaklarına düştü ve dev bir oyun zekası kattı. sonuç ? rotasyondan atılmış bjelica, verimsiz hield, tekeri patlamış bagley (sen dev bir hayal kırıklığısın) ve hepsinin mimarı bir luke walton. bagley yerine haliburton’la ilk 5 başladıklarında rakiplerine maç başına 16.8 sayı fark atan uyumlu bir 5 var ama savunmaları o kadar kötü ki. hücumdaki ahenksizliği biraz olsun örte neyse… aşırı verimsiz hücum, resmen bok gibi savunma!!! koç joerger’i kovan, bagley’i doncic’in önünde takas eden bir divac vardı hatırladınız mı?

houston rockets (11-23)

yani kötüleri yazarken seviye o kadar düştü ki buralara hiç girmemek lazımdı aslında. sezon başında girdikleri krizden bolca draft hakkı alarak, geleceklerini kurmaya başlayabilecekleri draft hakları ve harden-russ vedasıyla girdiler. sezon aslında christian wood’un çıkışı, wall’un basketbola dönüşü ile iyi başladı ancak son 13 maçlarını kaybetmiş bir takım için artık çanlar da çalmıyor. üstlerine toprak atılıyor şu dakika. bazı bireysel iyi çıkışlardan söz edebiliriz ancak 2021 draft lotaryasına tek gidiş bilet aldılar. kısıtlı hücum yetenekleri, yetersiz dış atıcılar ve çaylak koç silas’ın duruma hiç müdahale edemeyen, izleyen tavrı houston’ı son 30 yılın en kötü sezonuna getirmiş durumda. bu dakikadan sonra wood geri dönüp wall ve oladipo’yla beraber harika oynasa da önemi yok. hazır oladipo extension reddetmişken dünyayı kurtaran adam’daki tarz bir “inişe geçiyorum” senaryosu yaşarsa önümüzdeki 10 yılı kurtaracak bir çaylak bulabilirler.

minnesota timberwolwes (7-29)

al sana bir başka facia. koçu kovmaları beklenen bir şeydi ancak son 9 maçlarını kaybetmelerinde koç dışında etkenler de oldu. öncelikle kat (yine) uzun süre ortalıktan kaybolmak zorunda kaldı. (covid) bu arada dlo’da yine ortalıktan kayboldu. geçen sezon bir araya getirilip takımın geleceği denen bu ikili şu ana kadar sadece 5 maç oynayabildi bu da kayıtlara geçsin!!! edwards “first draft pick benim, o zaman daha çok şut atmalıyım” havasında, rubio bir şeyi organize edemez halde, okogie dipte, cullver, reid, nowell gibi isimler ileri gitmek için iyi bir mentor ve coaching ihtiyacı duyuyorlar ancak towns’a haber bile vermeden toronto’nun asistan koçunu getirdiler. bu sezon da gitti ve 2021 lotaryasına da salça olacakları belli oldu. sahi kim satın alır bu takımı?


2) “bundan ne olur dediysek o oluyor” tayfası

iyisiyle de kötüsüyle de beklenenin beklenen yerde olduğu takımların kısa listesi:

a) doğu konferansı

milwaukee bucks (22-14)

zirve adayı olurlar ama zirvede olamazlar diye düşündüğümüz bir ekibi aynen bu konumda görüyoruz. dahası bir “big 3” yaratacağız derken kadro genişliğini sıfırlamış bir takım kendileri. klasik “budenholzer giannıs’e ne oynatabilir ki” basketbolu oynadıkları için başta brook lopez’den kaynaklanan önemli defoları var. jrue holiday’i olabilecek en verimsiz haliyle kullanmaları da şahane(!). onsuz bir 5 maçlık seri geçirip 5 yenilgi aldılar, ardından geri döndü 5 galibiyet üst üste aldılar. 5 yenilgiden önce bir 5 galibiyet serisi de yaptılar ve böyle böyle düşe kalka gidiyorlar. bu kadroyu, bu biçimde bir kadroyu playoff için kurdular. orada verimli olmak için. o yüzden nihai karar için play-off beklemeliyiz. ve bence sonrasında koçu kovmalıyız.

indiana pacers (16-19)

aslında lige harika girdiler. sabonis de gerçekten bir all-star ancak oladipo gitti, lavert olayında yaşananlar malum. e bu takımda içeri drive edecek, rakibin savunmasını delecek oyuncu yok. hatırlatmak gerekir ki tj warren da sakat. brogdon-sabonis ikilisine sarılıp play-off kovalamak zor ancak oldukları yer fena değil. tam indiana pacers vasatı. play-off kovalayan iyi oynayan gururlu takım. evet daha modern oynuyorlar ama kapasitelerinin %100’ünde oynamaları falan bunlar artık fix senaryolar. tam olarak burada olmaları gerekiyor.

chicago bulls (16-18)

satoransky out coby white in! haliyle zeka da out, dangıl dungul oyun da in! neyse ki zach lavine artık bir batman ve bulls’u mücadelenin içinde tutuyor. ama buraya kadar. oyun kurma becerisi aşırı kısıtlı, lavine dışında hep defoları bulunan oyunculardan kurulu bir takımla gideceğiniz yer belli. yumuşak bir oyuncu olan markkanen, mücadeleci olmasına rağmen çaylak olan patrick williams, yetenekleri gerilemiş otto porter jr. kendinden başka bir şey düşünmeyen coby white ile siz ancak 9. sıra maçını zorlarsınız. lavine olmasa takımı izlemek de eziyet ama lavine’in varlığı işleri çok değiştiriyor. o artık büyük bir oyuncu.

cleveland cavaliers (14-22)

lige çok acayip savunma verimlilik istatistikleri, galibiyet serileri ile başladılar ama son 9 maçlarını üst üste kaybedip ait oldukları yerlere döndüler (!). andre drummond lige süper girdi ve pota altında takımın façasını düzeltti, garland oyun kurucu sexton skorer okoro savunmacı kanattı. larry nance jr ise takımın defansif tutkalıydı. sonra ne mi oldu? jarett allen’ı harden takasında kucaklarında bulup piyangoya kondular ancak drummond’ın yaldızları döküldü ve iğrenç kişilik moduna girdi. nance jr. sakatlandı ve işler kötü gitmeye başladı. cleveland için en üzücü kısım şu; her oyuncu belli bir rolün takımdaki 1 numaralı uygulayıcısı durumunda ancak günümüzde her şeyi yapabilen oyunculara sahip olmanız lazım. çok yönlü olmadıkları için de özellikle savunmada kevgire dönüp hücumda da bireyselleştiler. o yüzden beklenen yerdeler. dibin biraz üstü.

detroit pistons (10-26)

şimdi grant övelim diyecekler olabilir. ancak olaya bütün olarak bakalım; en büyük skoreriniz jerami grant. pota aldı generaliniz mason plumlee, kısa rotasyonu sakat hayes, mikhailiuk, josh jackson ve delon wright. takımın yıldız kontratlı ismi ise blake griffin. allah kurtarsın kardeş, sabırlar diliyorum. diptesiniz, beklenen yerdesiniz.

b) batı konferansı

los angeles lakers (24-13)

son şampiyon harika gözüken bir off-season geçirmiş gözükse de bu sezonu götürürken offseason katkılarından yeteri kadar faydalanmamış gözüküyor. dahası a.d. calf sakatlığı sebebiyle 1 ay sahalardan uzak kaldı (2 hafta daha yok) ancak ondan öncesinde de -eğer sakatlık etkisiyle değilse- tam bir “şampiyon olduk abi reçete belli işte, play-off’da sıkarız” basketolu oynuyordu. istikrarsız da olsa kuzma, schröder ve harell’dan belli bir katkı alabildiler ancak sezonun ilk yarısını “lebron’la varlar lebron’la yoklar” diye özetlemek mümkün. adam 36 yaşında mvp olmaya karar verince gerçekten de inanılmaz şekilde limirlerini zorlamaya başladı ve ne kadar büyük bir atlet olduğunu herkese gösteriyor. oyuna etkisi rakamların da ötesinde ancak davis’in “sezona yarım gelmesi”, rol oyuncularının istikrarsızlığı derken lige açık ara en iyi takım olarak başlayan lakers’ın bu trendi sürdüremediği kesin. lebron beklentilerimizi aşsa da kalanların durumu lakers’ı suyun üstünde tutmuş oldu.

portland trail blazers (21-14)

evet ben de biliyorum onlara “death star inşa ediyorlar” dedim ve batının en iyi 3. takımı olacaklar dedim. ne değiştir de 21-14’le batıda 5. sırada olmalarını normal karşılıyoruz? mvp seviyesinde lige giren cj mccollum gitti. pota altı generali nurkiç elini kırdı. (büyüğe kalkan el kırılır kardeş, yapmayacaksın) bu şartlar altında normalde bir nba takımının abd ve dünya satıhında scout koşturup çatlatması gerekirdi. ama ne mi oldu? hehe… damian lillard gezegenimizin en büyük clutch time oyuncusu. gerekirse 60 sayı atar gerekirse de clutch time da sizi öldürür. 1 numara. şu an durant ve kyrie’nin de önünde olacak şekilde dünyanın en iyi maç kapatıcısı. kabul edelim. nurkic’in yokluğunda pota altında enes kanter sayı ve ribaundlarda double-double yapsa da nurkiç’e rahmet okutturacak derecede kötü savunmacı. yine de kısa süreli sezon içi ikamesi olmaya çalışıyor. gary trent jr. bubble sonrasında devam ediyor, simmons kısa süreli olarak işe yarıyor. covington’ın adeta sezonu sattığı, jones jr’ın ise kısıtlı hücum katkısı sunduğu bu ortamda carmelo anthony hall of fame biletini kesin olarak almış durumda. kariyerinde en son new york’da bu kadar övülmüştür. lillard bu takımın lideri ama rekabette melo olmadan portland olamazdı. tüm zamanların en çok sayı atan 12. oyuncusuna selamlar. ancak portland’ı bu sezon tanımlayan esas şey lillard’ın sürekli denizleri ortadan ikiye yarması, göğe yükselmesi ve mucizelerle insanları iyileştirmesi… yaptığı hiçbir şey insan sınıfında değil. yapılacak en büyük hata “lillard 29.8 sayı 8 asistle oynuyor” demek. onun yaptıkları gerçekten de bunların çok ötesinde.

golden state warriors (19-18)

play-off için son 4’ün içinde olmaları ve play-off’u 2. dörtlü içinde bulmaları onlardan beklenen şeydi ve şu an 9. sırada olsalar da sezon içinde sürekli ilk 8’de kaldılar. çaylak wiseman taraftarları mutlu etmiş olsa da çok ham olduğu belli oldu. kevon looney’nin ilk 5’e geçişi takımı ileri götürdü. curry ise 2016’dan beri en iyi sezonunu oynuyor. wiggins’ın performansı, dönüştüğü fizikli savunmacı kanat + yardımcı skorer rolü onları kesinlikle mutlu etse de kelly oubre jr gerçekten azap verici maçlar oynadı. wiggins’in savunmada yaptıklarını tam olarak yapamadığı gibi hücumda da allah’a emanet gidiyor. green artık hücumda bir kambura dönüşse de curry’nin top dağıtım görevlerini üstlenerek de katkı sağlamaya devam ediyor. play-off yapabilirler ve şu anda beklenen düzeydeler.


3) beklentileri aşan takımlar

bu sezonun güzel geçmesi öncelikle bu takımlar sayesinde. onlar ligi sürükleyen, kendileri için ön görülenleri yer yer aşan ligin başarılı ekipleri.

a) doğu konferansı

philadelphia 76’ers (24-12)

iyi olmaları bekleniyordu ama bunu kimse beklemedi. dış oyuncuların adaptasyonu kesinlikle iyi seviyede özellikle seth curry çok başarılı. hem top sürüp oyunun yüzünü simmons’dan alabilmesi hem de şutuna ek bir drive tehdidi de oluşturması harika. simmons da istekli ve özellikle savunmayı çok yükseltti. ancak asıl olay belli ; joel embiid şu ana kadar ligin geri kalanından daha fazla 40-10’luk double double ı tek başına yaptı. önüne çıkan her şeyi yıktı geçti ve bu sezon mvp için en önemli 1-2 adaydan birisi. çok konsantre. sürekli olarak kazanma amacıyla hareket ediyor. olağanüstü. bugünlerin mottosu: it’s always sunny at philadelphia!

brooklyn nets (24-13)

durant-kyrie ikilisi nasıl başlayacak, durant sağlıklı mı diye düşünürken anladık ki durant sağlıklı ve eskisi gibi! derken kyrie contaları yaktı ve ortadan kayboldu ve bu süreç harden takasını getirdi. şimdi dar bir rotasyona, kötü pota altı elemanlarına sahipler. ne için mi? nba tarihinin gelmiş geçmiş en durdurulamaz hücum gücü için! rakibi hayatının en iyi günündeyse bile brooklyn onlara 5 sayı daha fazla atıp 154-149 o maçı alabilir. oyun kurucu harden, shooting guard kyrie irving derken durant buraya girdiğinde ortaya çıkan şey dünya dışı! phila 1 galibiyet fazla almış olabilir ama ligde büyük anların 1 numaralı takımı tartışmasız şekilde nets. bu kadar eksiğe rağmen bunları diyorsak önümüzdeki sezon yaşanacak off-season’ın ardından her şey çok değişir. şu anda bile en önemli şampiyonluk adayı olmuş durumdalar.

new york knicks (19-18)

geçen sene bugünler ligin dalga konusu olan, mücadele etmeyen, hemen pes eden loser bir takımın neredeyse hiçbir ciddi değişiklik yaşamadan şu an ligin mücadeleci takımlarından birisine dönüşmesi, yeri geldiğinde 20 sayı gerilerden maç çeviren bir karakter göstermesi bilim adamlarınca açıklanamayan bir durum. açıklamaya en uygun gelen şey koç thibs’in julius randle’ı point forward olarak takımın temen oyuncusu yapan ve modern basketbola uyum sağlarken elindeki kötü kısaların takım üzerindeki zararlı etkisini kısıtlayan sistem. elfrid payton, alec burks, austin rivers gibi isimlere ek olarak new york’un beklemediği şekilde başarılı bir draft seçimi olan ımmanuel quickley dış alanı desteklese de birkaç hafta önce “lanet olası son bir iş dostum, tüm ekibi topluyoruz” diyerek takıma gelen derrick rose’un takıma katkısı açık. obi toppin şu ana kadar “bust çıktı” ancak randle-robinson ikilisi oraları iyi götürdü. bu new york’da takımın sayı ribaund ve asist liderinin aynı isim olduğu başka bir sezon oldu mu acaba? (23.2 sayı 11.1 ribaund 5.5 asist) neyse, ne olursa olsun bu işin sırrı randle’ın dönüştüğü rol ve ligin en iyi 2. savunma takımı olmalarıyla açıklanabilir. artık allstar isimler için new york daha cazip sanki… hele ki ligin dibinde lotarya çekmeleri beklenirken. bu arada ntikilina ve knox’u verip lütfen biraz leğen mandal falan alın. madison square garden’a maç bitimi forma falan asacaklar kurutmak için. bari yoklukları işe yarasın.

charlotte hornets (17-18)

hayward’ın kontratına ne desek az. dedik de… üstüne lamelo ball draft seçimi jordan’ın karnesi sebebiyle iki kere tedirgin etmişti (burada babası da önemli tabii) ancak coach borrego yönetiminde hornets ligin –limitleri dahilinde- en üst düzey basketbol oynayan ekipleri arasında şu anda. rozier-ball-hayward üçlüsü bir maçı kazanabilecek kalitedeler ancak miles bridges (charlotte hornets yerel yayın ekibine selam, orayı ben çok uzun zamandır “çok geniş kapsamda” takip ediyorum.) pj washington hatta hatta bismark biyombo’ya kadar tüm emektar pota altı camiası da onlara efor açısından acayip destek veriyor. hatta pj washington’ı strech five olarak oynattıkları senaryo cidden çok iyi. hornets uzun zaman sonra umut veren bir yapı kurmuş durumda ancak bu yapının tavanı falan başka zamanın konusu. kısa vadede başarılılar. hem hücum hem savunmada ligin vasat takımlarından birisi konumundalar hatta savunmada düpedüz kötüler ama bir şekilde suyun üstünde olabilmeleri büyük başarı.

orlando magic (13-23)

takım üst üste sakatlık görmekten euroleague çeyrek final seviyesine indi ancak vucevic “ben hayattayken hala burası nba” diyor. steve clifford’ı çok sever ve beğenirim. şu şartlarda yaptıkları inanılmaz. aslında “salıp” lotarya kassalar diye düşünüyorum bazen ama savaşçı kültürü oluşturmak çok başka bir şey. keşke mo bamba’dan aaron gordon’a, vucevic’ten fournier’e komple satıp “oklahoma” yapsalar diye düşünüyorum bazen. chuma okeke ve terrence ross’un en nitelikli bench oyuncuları olduğu bir takımdan bahsediyoruz. i-na-nıl-maz.

b) batı konferansı

utah jazz (27-9)

geçen sezon başında onlar için tahmin ettiğimiz hiç bir şeyin olmadığı ve bu sezon da tahmin ettiğim pek çok şeyin ötesine geçildiği rüya gibi bir ilk yarı izledik utah tarafından. açıkça söylemek gerekir ki nba de 2020-2021 sezonunun açık ara en iyi basketbol oynayan takımı oldular. burada ilk başka çok eleştirilse de rudy gobert ve 205 milyon dolarlık kontratının büyük etkisi var. geçen sezon başında derrick favors’la yolları ayırırlarken bogdanovic’le daha hücumcu bir takım hayal ettiler. buna ek olarak mike conley de büyük faydalar sağlayacaktı ancak bunların bir araya gelmesi, uyumun sağlanması -sakatlıkların da etkisiyle- bu sezona kadar sürdü. yarım sezon sonunda geldikleri noktada ligin en iyi hücum ve savunma 5 lerine girdiler (takım perormansı olarak) ve ligde “tek” oldukları bu konum rakiplerine en çok fark atan takım olmalarını sağlıyor. çok hızlı şekilde hücuma çıkıp daha da hızlı şekilde top dolaştırıyorlar. gobert savunmayı ciddi bir seviyeye tek başına getirmişken mitchell tam performans oynamadan, conley ile uyumlu bir şekilde şut/top dolaştırma rollerindeler. jordan clarkson en iyi 6. adam ödülüne koşarken takımda gerçekten de hiç bir şey kötü gitmiyor. geçen sezon bu zamanlar gobert kaynaklı covid krizindeydiler. bugün en iyi konumdalar. beklenti duvarını çoktan kırdılar.

phoenix suns (24-11)

cp3 geldiğinde takımın üst seviyeye çıkacağı zaten kesindi ancak sezon arasına batıda 2. sırada girmeleri beklenmedik!!! chris paul’un ayton üzerinde olası etkilerinden bahsedilirken sezonun en etkileyici isimleri arasında mikal bridges’ın olması özel bir durum. bridges, crowder, johnson, payne hatta kaminski, az oynasa da saric gibi isimlerle geniş bir rol oyuncular katkısı alıyorlar. hem hücum hem savunmada gerçekten iyiler. dahası hücumda devin booker tam olarak yeni yeni devreye girdi ve ayton da beklendiği kadar etkili değilken suns’ın takım olarak ortaya koyduğu şey chris paul komutasında oyuna konsantre, savunmada konsantre, hücumda çok yönlü bir oyun. ligin başındaki dengesizlik ortamında stabil olmayı başladılar ve hala üstüne koyabildikleri şeyler var. iyi olmalarını bekliyorduk ama batı zirvesinde mücadele etmeleri başka bir şey. sezon içi basketbol koşullarını düşündüğümüzde onların bu trendi yukarı çekeceklerini de ön görebiliriz.

los angeles clippers (24-14)

play-off’ların en büyük hayal kırıklığı hikayesini yazıp önce şampiyonluk apoleti bulunan koçlarını gönderdiler. offseason döneminde zar atıyormuş gibi gözüken bazı hamleleri oldu ve sezon başında, “ligin en iyi 6. adamı” ödülünü almış olan 20-10 ortalamalara yakın performans veren enerjik uzunlarını kaybedip üstüne bir de pota altında önemli bir yedek katkısı veren jamychal green’i de kaybettikten sonra tek anlamlı gözüken hamlelerini gerçekleştirip serge ibaka’yı takıma kattılar. işte bu ekleme onlara gerçek bir etkide bulundu. takım artık çok daha mobil ve doc rivers sonrasında aynı “abi” formülünden yola çıkıp tartışmalı bir “tyronne abi” formülü ile ilerleseler de oyun olarak clippers geçen sezondan çok daha iyiydi ve bu onları beklentilerin üzerine çıkardı. belki de sezon başında oynadıkları dallas maçında o kadar çok aşağılandılar ve rezil oldular ki o gün soyunma odasında yemin etmiş falan olabilirler. pg13 gerçekten all-star ünvanına yakışan bir dönem geçiriyor. kawhi da esas adam rolünün hakkını her zamanki şekilde yapıyor. ancak clippers’ın oyununda beklenmedik etkinin takıma yeni katılanlar tarafından görüldüğünü de bir yerde söyleyebiliriz. serge ıbaka takıma inanılmaz bir mobilite, hareket kattı. dahası piyangodan çıkan batum beklenmedik faydalar sağlıyor ve bu da george-kawhi ikilisini maçta istedikleri zaman etkili kılabilecek aktif dinlenme fırsatını da yer yer veriyor. özellikle dallas serisinden sonra ayağa kalkmaları etkileyiciydi. covid protokollerine girmelerine rağmen ayakta kalabilmeleri önemliydi. bu arada hala en önemli sorunları oyun kurucu pozisyonu.

san antonio spurs (18-14)

nba’de özellikle de batı konferansında san antonio spurs kadar yetenek tavanı düşük çok az takım var ancak kendileri yine, yeniden, bir kez daha üzücü ve sıkıcı bir şekilde play-off potasındalar ve oraya çok sıkı şekilde tutunuyorlar. ideal bir şampiyonluk takımında 3. yıldız olabilecek demar derozan bu takımın en iyi oyuncusu ve onun dışında tek kelimeyle “eskimiş” olan lamarcus aldridge, rudy “ölmedim buradayım” gay, keldon johnson, dejountay murray gibi tamamen ortalama ve ortalama çizginin altında isimlerle isimlerle hem modern basketbol prensiplerine uygun hem de popovich anlayışına uygun bir şekilde harika da savunma yapmakta. iyi bir savunma takımı olan spurs’ün bu kötü hücumla hala nasıl suyun üstünde kalabildiği ise en çok derozan ve mills’in maharetine baktı şu ana kadar. normalde 12-20 olsalar kimse şaşırmazdı. covid protokolüne girmezlerse yeniden play-off ortamlarına dönecekler.

memphis grizzlies (16-16)

yaptıklarına bakarak “yuh artık” diyeceğimiz bir takım varsa bu listenin başında memphis geliyor. sezona jjj ve justice winslow’un eksikliğiyle girmişlerken diğer tüm takım sıra sıra sakatlar listesine girmeye başladı ve bu kadar düşük kapasiteli bir takımın bunları başarması gerçekten olağanüstü.ayrıca çaylak seçimleriyle de gönülleri fethettiler. memphis bugüne kadar sürekli olarak “kolej takımı” tadında ve yüksek bir konsantrasyonla oynadı. spurs’de olduğu gibi burada da koça bir kredi yazmalı ve tyler jenkins’e ödül yollamamız gerekiyor. maçı 48 dakika oynayan bir ekip oldular. çaylak tillman ve bane’e tebrikler gönderiyor, jaren jackson junior’ın dönüşünü merakla bekliyoruz. ja morant hakkında da konuşmak lazım; lige harika başladı ancak sakatlık sonrasında performansını tam olarak yakalayamadı. son 2 maçına bakarak bu dönemin bitmiş olmasını umuyoruz.

oklahoma city thunder (15-21)

bu sezonu tamamen gözardı ettikleri ve lotaryada zirve kovaladıkları düşünülürse dönem dönem yaptıkları gerçekten şaşırtıcıydı. shai gildeous alexander gerçek bir lidere evrilirken oklahoma city gelecek yatırımını dort, bazley, diallo gibi isimlerle yapmakta. tamamen geleceğe odaklı bir takım için bu kadarı yeterli; herkes onlardan 10-12 maç kazanmasını beklerken onlar beklentileri yıktılar. sam presti geleceği düşünse de oyuncular bugünlerini düşünüyorlar. ve sürekli olarak gelişiyorlar. ayrıca takas marketine sunacaklar 1 2 iyi isim de olduğu için 2039 draftına kadar her 10 sıranın 8’ine falan talip olmaları hala mümkün.