Sinemada Bazı Seyircilere Baygınlık Geçirten Rahatsız Edici Korku Filmi: Terrifier 2

ABD'deki gösterimleri sırasında bazı seyircileri bayıltan, rahatsız edici korku filmi Terrifier 2'nin analizi.
Sinemada Bazı Seyircilere Baygınlık Geçirten Rahatsız Edici Korku Filmi: Terrifier 2

terrifier 2, rahatsız edici ve sinir bozucu filmler başlığında, uzun yıllar boyunca oldukça üst basamaklarda yer alacak, sinir sisteminizi alt üst etme potansiyeli taşıyan bir film. yaklaşık 2 saat 15 dakika (135 dakika) boyunca yaşayacağınız çin işkencesine hazır olup olmadığınız konusunda, pek de emin değilim. ancak filmin, içerdiği vahşet sahneleriyle, benzerlerine rahmet okuttuğunu rahatlıkla söyleyebilirim. karşımızda duran bu film, şiddeti ve sadizmi normalleştiriyor, bir süre sonra ekrana bakamamanıza ve lavaboyu ziyaret etmenize sebep oluyor. filmi izledikten sonra, çok çirkin kabuslar görmeniz de muhtemel. dolayısı ile bu filmi izledikten sonra bir çok kişi, "keşke filmi sonuna kadar izlemekte hevesli olmasaymışım" demiş olmalı.


genel anlamda filmi beğendim. aslında bu film, bu sene vizyona giren kaliteli korku filmleri ile aynı sınıfta yer almıyor. bu film, tipik bir b-movie. hani şu 80-90'larda video kaset kiralamada, ya da 2000'lerde vcd/dvd koleksiyonerlerinin gizli gizli favorisi olan, ancak sinemaya katkısı kısıtlı olan 2. sınıf filmler. hollywood'daki tanımı ise, sinema salonlarında 2 film birden seanslarında gösterilen, çok düşük bütçeli ve içinde yıldız barındırmayan filmler şeklinde yapılıyor. dolayısı ile bu filmi, dünyanın bir çok yerinde vizyona giren, belli bir standardın üzerindeki filmlerle kıyaslamamız hata olur. filmi, kendi çapı üzerinden değerlendirmemiz gerekir.


filmi neden beğendiğim konusuna gelirsek; bir kere filmde, aslen makyaj uzmanı olan yönetmen damien leone (yönetmenin ismi ve soyismi de mükemmel bu arada) tarafından yaratılan şeytani karakter art the clown'un şimdiden korku sinemasına damga vurduğunu söyleyebiliriz. yönetmen leone tarafından bundan yaklaşık 12 sene önce, yapılan bir kısa filmle hayatımıza giren bu korkunç figür, aslında çok bilinen bir korkudan besleniyor. o korku da tabii ki, "palyaço korkusu". art the clown, elbette bize stephen king'in romanı it'i de hatırlatıyor. ancak bu filmdeki palyaço, hiç konuşmuyor ve kıyafeti pandomim sanatçılarına benziyor. yani bu karakter, sanatın diğer dallarının da korkutuculuğunu içinde barındırıyor. ayrıca film boyunca hiç konuşmaması ve tek kelime bile etmemesi, o'nu daha da korkunç bir fantastik figüre çeviriyor. demem o ki, bu karakter testere'nin meşhur billy'si ile jigsaw toy billy , stephen king'in o romanının palyaçosu arasında bir yerde duruyor. it - "o" (2017) ayrıca filmde art the clown'un korkunç yancısını oynayan kız çocuğuna yapılan makyaj da muazzam. yönetmenin makyaj konusundaki ustalık seviyesini net olarak görebiliyoruz. 


filmin başrolünde yer alan oyuncu lauren lavera'nın, bu filmden sonra şöhreti roketledi. kendisi, oynadığı karakteri tamamen içselleştirmiş ve oyunculuk adına her şeyini vermiş. oyuncunun gerçekten iyi bir oyuncu olup olmadığını, bu filmle anlamak biraz zor. bunu anlamak için, oyuncunun bu rolden bağımsız, başka bir filmde, ters köşe bir rolün altından kalkıp kalkamadığına göre karar vereceğiz. çünkü geçmişte bir çok örneğini gördüğümüz üzere, bazı oyuncular bir rolde kültleşip, aşırı parlıyorlar, daha sonra o rolün önüne geçemeden ya da kendi yeteneklerini genişletemeden, vasat veya vasat altında kalıyorlar. kendisi de bu rolüyle uzun yıllar hatırlanıp, daha iyi bir projede yer alamayabilir. nedense öyle bir hisse kapıldım o'nu izlerken. umarım beni yanıltır.

lauren lavera demişken, oyuncuya filmde geçen cadılar bayramı için hazırlanan kostüm, kelimenin tam anlamıyla muhteşem. abd'de şimdiden genç kızlar arasında aşırı popülerleşen kostüm, aynı zamanda filmle uyumu maksimuma çıkaran, "savaşçı kadın" simgesi de taşıyor. bu kostümün bunda böyle cadılar bayramında, kadınların favorilerinden biri olacağı kesin:


filmi beğenmemin diğer nedenlerinden biri de, oldukça uzun süresine rağmen, izleyiciyi hiç sıkmaması. film, bir korku filmine göre çok çok uzun. ancak yine de yönetmenin başarılı kurgusu sebebiyle filmin temposu düşmüyor. tam, her şey normalleşecek ve tempo düşüyor diye düşünürken, aniden gözümüze sokulan korkunç bir sahne, her şeyi ters/yüz ediyor. film, sizi ilk 1 saati dolduğunda, hallaç pamuğu gibi atıyor. filmin ilk yarısının sonundaki dehşetengiz kırılma sahnesi bize şunu anlatıyor; "izlemeye hala devam edebilecek misiniz? eğer edebilirseniz, ikinci yarı vitesi 7'ye takacağım, ona göre!" evet, yönetmen biz izleyiciye aynen bu şekilde sesleniyor. ne yalan söyleyeyim, bu iddialı mesaj hoşuma gitti.

insanı müzikle rahatsız etme, sinemada çokça kullanılan bir yöntem. filmin 20. dakikaları civarına tekabül eden, "clown cafe (palyaço cafe)" isimli sekans, ufak çaplı bir başyapıt. bir kısa film olarak, sadece bu sekansı izlemek bile oldukça çarpıcı bir tecrübeydi. palyaço kafe'de genç oyuncular tarafından keyifle söylenen şarkı, insanın sinirlerini zıplatıyor. elbette buna sebep olan direkt şarkının kendisi değil. şarkı çalarken izlediğimiz tahammül sınırlarını zorlayan sahne ve mükemmel biçimde yapılmış set tasarımı. siz de bu "sevimli" şarkıyı linkten dinleyebilirsiniz. leah the princess - the clown cafe

ayrıca filmde yer alan ve 80'lerin izlerini taşıyan ve bol "synth" içeren soundtrack de çok başarılı. bu 80'lere yapılan saygı duruşu niteliğindeki müzik seçimi, çok tatlı! terrifier 2 - synthwave soundtrack


son söz olarak, filmi beğenen biri olarak, bunun bir tavsiye anlamı taşımadığını belirtmek isterim. bu filmi size ancak şu şekilde tavsiye edebilirim; evinize istemediğiniz bir misafir/komşu gelecek, siz onların gitmesini istiyorsunuz ama söylemeye de çekiniyorsunuz. peki bu durumda ne yapıyorsunuz? çok kolay, hemen terrifier 2'yi övgülere boğarak televizyonunuzda açıyorsunuz. filmin daha ilk yarım saati dolmadan misafiriniz, bir daha gelmemek üzere evinizi terk ediyor. evet bu filmi sadece "meraklısına" ya da böyle ekstrem güvenlik önlemi almak isteyenlere tavsiye edebilirim. uyarmadı demeyin.

not: internette başrol lauren lavera'nın yaşı da gündemde. iki farklı kaynakta oyuncunun 42 ve 44 yaşında olduğu belirtiliyor. oyuncu bu iki iddiayı kesin dille yalanladı. ancak doğum yılını da söylemiyor. sadece 14 haziran'da doğduğunu belirtiyor. hatta oyuncu twitter'da da tartışma başlattı. attığı tweet'te kendisinin 90'ların ya da 2000'lerin bebeklerinden biri olduğunu belirtti. bir pr çalışması gibi de görünen bu yaş olayı, bakalım daha ne kadar tartışılacak. kaynağını bulamasam da, ben oyuncunun güney amerika asıllı olduğunu ve yaşının da 30'ların başında olduğunu düşünüyorum. lavera, aslında büyük olup da, yaşından oldukça genç gösteren bir kadınmış imajı çiziyor. 

lauren lavera'nın yaşı konusundaki tartışma. sizce oyuncu kaç yaşında olabilir?