Türkiye'den Neden Israrla Büyük Yazılım Firması Çıkmıyor?

Apple ve Microsoft'u gördükçe aklımızda beliren bir sorudur bu, dünyadaki büyük meseleleri kendi ülkemizle kıyaslama alışkanlığımız kendini gösterir. Sözlük yazarı "ubeydullah", bu soruyu madde madde güzelce açıklıyor.
Türkiye'den Neden Israrla Büyük Yazılım Firması Çıkmıyor?
iStock.com


türkiye'den büyük bir yazılım firmasının çıkmamasının nedeni; özet olarak düşük maliyetle, az zamanda çok para kazanma hırsıdır.

genellikle projeler başlangıç aşamasındayken; bir yazılımcı üzerine iş analistliği, yazılım geliştirme, test ve destek işleri yüklenir. firma sahiplerinde: "fazladan elemana ne gerek var, zaten yazılımcı bu işlerin tümünü yapabilir. fazladan eleman alırsak boş otururlar." düşüncesi hakimdir. bunun yanında yöneticilerde de "az maliyetle çok iş çıkartıyor desinler, çalışanların sıkıntılarından bana ne" düşüncesi mevcuttur.


genellikle bir ya da bir kaç yazılımcının üzerine yıkılmış projeler ilerleyen zamanlarda öyle bir hal alır ki, iş ve de kodlar artık içerisinden çıkılmaz, arapsaçı gibi bir hal alır.

bu projelerin tipik özellikleri genellikle aşağıdaki gibidir:

* kodlar analiz olmadan, zaman içerisinde gelen müşteri taleplerine göre doğaçlama olarak geliştirilir. (bkz: kervan yolda düzülür)

* kodları geliştirenler genellikle tecrübesizdir ve kodlar denetimden geçmez. aceleyle ve sadece bir kişinin inisiyatifiyle yazılan kodlar zamanla daha da kalitesiz bir hal alır.

* ilerleyen zamanlarda, müşterilerden projenin alt yapısına aykırı talepler gelir. para için bu taleplere "hayır" denmez. müşteri taleplerini yerine getirmek için zaten kalitesiz olan kodlar gittikçe daha da kalitesiz bir hal almaya devam eder.

* altyapıya uygun olmayan talepler yerine getirilmeye çalışılırken, kodlarda başka yerler bozulur. tester eksikliği ile geliştirmeler yeterince test edilmez ve bozulan kısımlardan ötürü diğer müşteriler şikayet etmeye başlar.

* yazılımcı, projelerin selameti için daha fazla eleman alınması gerektiğini bildirir. fakat yönetim onun mız mızlandığını düşünür. onlarda bu aşamada "daha fazla para harcamaya ne gerek var, işler bir kişiyle zaten yürüyor" düşüncesi hakimdir.


* yazılımcı bir yandan gelen şikayetlerden, bir yandan ne istendiği tam olarak belli olmayan taleplerden, bir yandan da "ne zaman biter" sorularından artık oldukça usanır ve en sonunda işten ayrılır.

* ortada yeni başlayacak yazılımcı için ne bir doküman ne de ona yardımcı olacak bir kişi vardır. yeni başlayan yazılımcıya "kodları inceleyerek öğrenmelisin" talimatı verilir. kısa zaman sonra bu yazılımcı da işlerin sıkıntısından usanır ve o da işten ayrılır.

* yönetim artık bir yazılımcı ile işlerin yürümeyeceğini anlar. bir tester, değmeyecek / yapıya aykırı taleplere hayır diyebilecek bir iş analisti ve bir ya da daha fazla yazılımcı istihdam etmeye karar verir. fakat artık çok geçtir. ortada dokümanı çıkartılmadan, yama usulü ile yapılmış talepler, bugfixler ve arap saçına dönmüş bir kod yığını durmaktadır. bu saatten sonra, istenildiği kadar eleman alınsın, bir enkazı andıran bu yapıyı adam etmek adeta lastiği patlamış bir aracın lastiğini, araç hareket halindeyken değiştirmeye benzemektedir.

* yeni ekip kodların en baştan, dokümante edilerek yazılması gerektiğini bildirir fakat yönetim yeni ekibin zaman geçirerek boşuna maaş almak istediğini düşünür. onlara göre zaten çalışan bir sistem vardır ve baştan yazılmasına gerek yoktur.


zamanla yeni ekip de iş yükünden usanır ve işten ayrılır. firmanın adı yazılım camiasında kötü bir şekilde anılmaya başlar. artık yeni eleman bulmak da güçleşir ve bu döngü böyle devam eder.

bu zihniyet var olduğu sürece, türkiye'den büyük bir yazılım firmasının çıkması çok zor muhteremler...