2000'li Yıllarda İlk Kez Dinle Tanışıp Müslümanlığı Seçen Afrika Kabilesi Pigmeler ve İlginçlikleri

Sözlük yazarı "kumesizsoyutidealist", bu ilginç kabilenin yine ilginç özelliklerinden bahsetmiş. Okurken yok artık dedirtecek ilginçliklerle dolu ilkel kabileyi inceliyoruz.
2000'li Yıllarda İlk Kez Dinle Tanışıp Müslümanlığı Seçen Afrika Kabilesi Pigmeler ve İlginçlikleri


pigme kelimesinin kökeni bilinmemektedir. mısır'da 75 cm uzunluktaki eski ölçü birimi "pi-mahi" kelimesinden ya da hellencede kısa boylu çirkin yaratık olarak adlandırılan "pygma" kelimesinden türemiş olabilir. eski mısır'da cüce insanlar ilahi dansçılar olarak bilinirdi. ortaçağda da ormanların içlerinde yaşayan cüceler çocuk masallarına konu edilmiştir.

eski mısır'da pigmelerden söz edilirken, sık sık güneydeki ağaçlı bölgeden bahsedilir. bilindiği kadarıyla o zamanlar buralarda uzun boylu ırklara (bantular ya da sudanlılar) rastlanmıyordu. pigmelerin diğer ırklarla ilişkileri sembolik düzeydeydi. bu durum alışverişlerine bile yansıyordu: ormanda pigmelerin satışa çıkardığı eşyaları sergiledikleri belirli yerler vardı. buraya eşyasını koyan pigme, daha sonra ortadan kayboluyordu. 

ertesi gün ise aynı yere gelerek takas ettiği malı alıyordu. diğer ırklara güvenmediklerinden bu takasa yanlarında zehirli oklarla birlikte geliyorlardı. bu takas kültürü sonradan gelişim göstermiş, alışveriş merkezi haline getirilen köyler ortaya çıkmıştır. (bkz: kelemanbe) mısırlılar'dan sonra pigmelerle ilk temasa geçen (keşif demiyorum) 1870'te alman etnolog georg schweinfurth olmuş ve yaklaşık 10.000 yıllık kültürel gelişmenin bu insanlar üzerinde hiçbir etki bırakmadan geçip gittiğini, taş devrinde olduğu gibi avcılık ve toplayıcılıkla geçindiklerini saptamıştır.


pigmeler, ekolojik açıdan son derece adapte olmuş bir şekilde hayatlarını sürdürürler. genellikle 60-80 kişilik gruplar halinde yaşarlar. mevsime bağlı olarak yiyecek sağlamak için nehir ve derelerle bölünen 400 km'lik alanda göçebe yaşamı sürerler. konakladıkları her yerde yaklaşık 4-6 hafta kalırlar. (bkz: pigmelerde baraka yapımı) sürekli gezici oluşlarının nedeni tam olarak bilinmemektedir. ancak satış yaptıkları sergi alanlarının barakalarının çevresinde olması ve burada her türlü haşaratın çoğalması bir etken olarak düşünülebilir. yine de onlarla uzun süre kalan antropologlar bile bu davranışlarının nedenini anlayamamışlardır.


kabile reisleri yoktur. ancak her yerleşim yerinin saygı gösterdiği yaşlı bir pigme vardır. evlilik ilişkilerinde monogami ve ekzogami hakimdir. evlilik dışı çocuk sahibi olmak hoş karşılanmaz. toplum yaşantısında kadın ve erkek arasında iş ve görev bölümü yapılmıştır. kadınlar baraka yapımı ve meyve kökleri toplamayla, erkekler de avlanmayla ilgilenir. erkekler avlanma yöntemi olarak ağ, mızrak ve zehirli ok kullanmayı tercih ederler. komşuluk ve akrabalık ilişkileri çok güçlüdür. avlanan hayvanın paylaşılması, toplu sigara içilmesi ve sözlü atışmalar önemli sosyal etkinliklerdir. bu davranışlar ile oldukça kısıtlı alanda barınmaları nedeniyle aralarında yaşanabilecek gerginliklerin ve asabi havanın giderilmesine hizmet eder. 

kadınlar, bebeklerini sol taraflarına astıkları geyik boynuzu derisinden yapılan boyun kemerlerinde taşır. bebeği sol tarafta taşımalarının nedeni sağ ellerini kullanmaları ve kalbin sol tarafta bulunuşu nedeniyle kalp atışlarının ritmik seslerinin bebeği sakinleştirici etkisi olduğuna inanmalarıdır. gittikleri her yere bebeklerini de beraberlerinde götürürler. bebeğin arzusu üzerine her an emzirmeye hazırdırlar. annenin emzirme merasiminin psikososyal açıdan önemi vardır. (bkz: bebeklerde yabancı korkusu


1 yaşından sonra anne sütüne ek olarak tatlı orman meyvelerinin sularını parmak uçlarıyla bebeklerini yalatırlar ya da ağızdan ağıza verirler. pigmelerde ağızdan ağıza beslenmeye yetişkinler arasında da rastlanır. bu durum özellikle fil avından sonra yaşanır. tuzağı kuran pigme ölen hayvanın etine sahip çıkar. avın üstüne oturarak hayvanın etinden kestiği küçük parçaları ağzında depolar ve ağızdan ağıza paylaştırır. ağızdan beslemeye dünyanın birçok bölgesinde görülen arkaik bir insan davranışıdır. örneğin, brezilya yerlileri wayanalar domuzlarını bile bu şekilde besler. meksika'da, köpeği ağzıyla besleyen bir kadının tasvir edildiği 3000 yıllık heykel bulunmuştur. endüstrileşmiş toplumlarda da sürmektedir; örneğin sevgililerin sevgi ifadesi olarak birbirlerinin ağızlarına yedikleri yemekten bir parça vermeleri.

erkeklerin boy ortalaması 144 cm. kadınların 137 cm.'dir.

2004-2009 yılları arasında ilk kez dinle tanışan ve müslümanlığı seçen pigmelerin 30 nüfuslu köyüne 2 adet camii inşa ettirilmiş. bu tarihe kadar hiçbir dinden haberleri olmayan pigme halkı, katarlıların ve ihh'nin çalışmalarıyla dinle tanışıp; müslümanlığı seçiyor.

köyden şef fouer ise daha önce dünya ile herhangi bir bağ kurmadıkları için hiçbir dinden haberdar olmadıklarını belirterek, “islamiyet’ten önce başka bir dinimiz yoktu. bu yüzden islamiyet’i seçmek bize hiç zor gelmedi” demiş.

köyde müslüman olan kişinin ilk olarak ibrahim ismini aldığını daha sonra müslümanlığı seçtiği söyleniyor.