Almanya Gerçekten de Modern Dünyanın Hızına Yetişemeyip Gerilemeye mi Başladı?

"Almanya batıyor mu?" şeklindeki uzun süreli görüş ne kadar doğru? Doğruysa sebepleri neler? Bunların fotoğrafını çeken detaylı bir analiz, buyrun.
Almanya Gerçekten de Modern Dünyanın Hızına Yetişemeyip Gerilemeye mi Başladı?

tarihte başarılı olmuş her uygarlık kendine özgü bir formülü uygulayarak tarihin bir noktasında başarılı olmuş, akabinde de o formülün işlemez olduğu noktada sistemi revize etme kapasitesi ve yeteneğiyle kaderini çizmiştir.

örneğin orta avrupa’da fırtına gibi esen osmanlı akıncılarına karşı, avrupa orduları tercio formasyonuna geçince bu süvarilerin mızraklı tercio piyadelerine karşı etkisizliğini osmanlı kurmayları görmüştür görmesine ama buna karşı yapılması gereken tüm tüm orduyu hat piyadesi olarak örgütlemeyi ve şekillendirmeyi, osmanlı’nın yönettiği topraklardaki kurumsal kapasite eksikliğinden başaramamışlardır. işte bazen sorun ve sorunun çözümü oldukça aşikardır ama büyük yapılar ve organizasyonlar için o reformları yapmak her zaman o kadar kolay değildir.

bugün almanya batmış, batıyor analizlerini yapanların da aslında demek istedikleri şey benzin 2 euro, ritter çikolata 1.5 euro oldu değildir. bilhassa geleceğe yönelik bir öngörüdür, burada denmek istenen mevcut alman iş yapış şeklinin çağa ayak uyduramadığı ve sorun çözme konusunda yetersiz kaldığı yönündedir. bu analizi yapmakta kâhinlik ya da karamsarlıktan bağımsız olarak eldeki donelere bakıp yapılabilecek bir öngörüdür ve dediğim gibi bu analiz şuna odaklanmaz: 10 sene sonra bu ülke nerede olacak sorusuna odaklanır.

yoksa sosyal medyada "almanya nasıl batıyor, batmaz, bu ay istihdam artmış" diyen, "elektrik üretimi artmış diyen" kişiler oluyor. böyle günlük verilere odaklanırsanız çok şeyi kaçırırsınız. çünkü zaten devletler öyle bir günde batmaz, zamana yayılan bir biçimde gerileme dönemine girer.

işte konuya o düzlemden bakınca asıl tartışılması gereken nokta, 19. yy’da alman sanayini uçuşa geçiren mass production ve micromanagement mantalitesi bugünün ihtiyaçlarına cevap verebiliyor mu sorusunu tartışmak aslında almanya battı mı batacak mı tartışmasının cevabını da otomatik olarak verir.

Mass production: Seri üretim.
Mikro yönetim (micromanagement): Bir yöneticinin çalışanların işlerini aşırı kontrol ettiği, detaylara gereğinden fazla odaklandığı ve bağımsızlık alanı bırakmadığı otoriter bir liderlik tarzıdır. Bu konu hakkındaki genel görüş, güvensizlik ve iletişimin kopukluk yarattığı ve çalışanların yaratıcılığını körelterek verimliliği düşürdüğü yönündedir.

zannımca bu sistemin kendini reforme edemeyecek olmasının en büyük sebebi, bu mass production mantalitesinin almanca konuşulan ülkeler özelinde sadece sanayiyle kalmayıp hayatın her alanına zerk edilmesidir. ben şahsen sanattan çok anlamam ve ilgilenmem lakin almanya’da sanatçı olan ya da okuyan arkadaşlarımdan duyduğum da hep, bu mass production mantalitesinin sanat gibi özgür ve yaratıcı bir alanı bile tamamen domine etmesidir. adamlar her meseleye bu yaklaşımla yaklaştıkları için hiçbir alanda critical thinking gelişemiyor.

çünkü özünde bu eğitim sistemi ve dünyaya bakış penceresi, her konuda bir standardizasyon beklediği için toplumda değer gören de herkesin kabul ettiği doğruyu benimsemek, zira onu benimsediğiniz ölçüde narsisist bir gururla diğerlerini ezme ve dışlama hakkını da elde ediyorsunuz. toplumda zamanla değer kazanan şey de orijinal bir fikre sahip olmaktan ziyade çoğunluğun parçası olmak oluyor. o yüzden mesela, adam ben dünyanın en zengin 3. ülkesinde yaşıyorum ama neden ev almak benim için imkânsız, neden 70 yaşıma kadar ayda 2-3k nete çalışmak zorundayım diye sormak yerine alman medyasının eline verdiği boş boş meseleleri tartışıyor. türk futbolcu neden bozkurt selamı verdi vs...


mesela geçen hafta bir haber gördüm, ünlü stuttgart 21 projesinin açılışı 1000 km kablonun yanlış döşenmesi sebebiyle 2031 yılına ertelenmiş, ki inşaatın başlaması 2010, projenin çizimi 2008. sorunun kaynağı muhtemelen bu mass production gibi inşaata uygulanamayacak bir mantalitenin uygulanmaya çalışılması. aşırı hiyerarşik bir yapıda, herkesin baştakine biat ettiği, kimsenin de bir inisiyatif almadığı bu sistemle inşaat gibi sürekli yerinde yaratıcı çözümler bulunması, inisiyatif alınması gereken bir işe girerseniz böyle patlarsınız işte. bunun örneği de çoktur, berlin havalimanı vs.

hayır işin komiği de şu, eminim bu proje için planlama yapıyoruz ayağına dünyanın en uzun toplantılarında en küçük s*kimsonik detaylar bile (3 hafta tek bir duvarın konumu üzerinde tartışan alman mühendis gördü bu gözler) tartışılmıştır ama işte bazı işlerin işleyiş biçimi çamaşır makinesi üretmek gibi değil. insanlara yaratıcı alan, inisiyatif alacak motivasyon vermek gerekiyor. eğitimi olmayan prusya köylüsünün eline alaybozan tüfek vermiyorsun sonuçta; sorumluluk verdiğin, çalıştığın adam eğitimli mühendis, mimar, yazılımcı.

bu durumu özetleyen ekşi sözlük yazarı anglachelm’in battle of britain diye bir yazısı vardı. ingiliz tarihçi liddell hart, kraliyet hava kuvvetleri’nden çok daha iyi olan luftwaffe’nin neden savaşı kaybettiğini inceliyor. fark ettiği şey şu: alman uçakları çok daha iyi, pilotlar dünyanın en iyisi, sanayi zaten canavar ama alman genelkurmayı sürekli boş beleş meselelerle birbirine micro management yapmaya çalışan daly*raklardan müstakil. ingiliz genelkurmayı sürekli savaşın içindeki büyük resme yahut grand strategy’e odaklanırken, koca koca alman generaller uçak yere bomba atarken hızı kaç km/s olsun, açısı ne olsun tarzı meselelerle zamanlarını harcıyorlar. o noktada muhtemelen çok zekice bir iş yaptıklarını düşünüyorlardı…

bu sistem 19. yy’da başarılı olmuştur evet, zira sanayi devriminde başarılı olmanın formülü kalifiye bir tekniker kadroya sahip olup (o dönemde şimdiki gibi elini sallasan tekniker, mühendise çarpmadığı için), itaatkâr ve süreklilik arz eden bir işçi sınıfıyla mükemmelleştirilmiş bir formülü (mesela bir çamaşır makinesini) milyar kere basıp geçmekten ibarettir. bu sistemde işçinin veya teknikerin inisiyatif alması, zeki olması, pratik çözüm bulması beklenmez; dokümantasyon, öngörülebilirlik ve yönetici için her dişli üzerinde sonsuz hâkimiyet gerekir.

ancak günümüzde ekonomiyi yazılımın sürklase ettiği dünyada bu formül işlemiyor, işlemediğini de henüz idrak edemiyorlar. çünkü o sorulması gereken sorular alman medyası tarafından engellendiği ve halk dünyanın en iyi sisteminin, en iyi kültürünün bu olduğuna sorgusuz sualsiz biat ettiği için karşısındakilerle girdikleri ikili ilişkide de ondan bir şey öğrenme çabası içerisinde değil, tam tersi papağan gibi ezberlediği şeyleri tekrarlayarak karşısındakine hiyerarşik bir üstünlük kurma motivasyonunda. bu tarz bir üstünlük kompleksi de gerileme dönemindeki her uygarlıkta sıklıkla görülen bir patterndir.

ha ben zaten sokaktaki sıradan adamın bunu görmesini beklemenin adil olmadığının farkındayım ama tepedeki yönetici kadrosunda da bunu yapma iradesi ve kapasitesi yok. zira onlar da o koltuklara gelene kadar 40 sene boyunca üstündekilere ağam paşam çekmiş, sorgusuz sualsiz biat etmiş, inisiyatif almadığı için yükselmiş tipler olduğu için oradan da öyle bir irade çıkması çok mümkün gözükmüyor.

neticede her toplumun kendi coğrafyası ve tarihi çapında şekillenen sorun çözme metodları ve potansiyelleri var. her yere uygulanan, her sorunun üstesinden gelebilecek bir formül yok; buna en yakın kabul edilebilecek küresel norm haline gelmiş anglo-sakson formülü bile çoğu coğrafyada iş yapmıyor, çünkü tarih orada farklı bir yönden akmış. alman sistemi ve elitleri de bu ülkenin ihtiyaçlarını görüp o iradeyi gösterecek mi göreceğiz.

ama yazıyı bitirmeden önce şunu da eklemek istiyorum

benim gördüğüm elitler zaten ülkeden umudu komple kestikleri için yatırım yapmak, yenilik yapmak yerine aceleyle keselerini doldurma telaşındalar gibi gözüküyor. musluk akarken dolduralım tarzı bir hava seziyorum ben. keza son 1-2 senede yapılan hamleler de özel sektörü yatırıma teşvik etmekten ziyade kamu eliyle piyasayı canlandırma çabasından ibaret. küreselleşme de dünyayı öyle bir yere getirdi ki, eskiden bir ülkenin çökmesi o ülkenin elitlerine de zarar vereceği için gerekli hamleleri yapmaya iterken şu an sermayenin sınırsız dolaşımı sebebiyle yerel elitlerde dünyanın hiçbir yerinde içinden çıktıkları topluma bir bağlılık hissetmiyor.

kısaca, sorunlara yaklaşımı ve bakış açısı sebebiyle 10 sene sonrasının bugünden iyi olmayacağını düşündüğüm ülkedir almanya...