SİNEMA 4 Haziran 2026
50 OKUNMA     2 PAYLAŞIM

2025'in Hit Filmlerinden Sentimental Value'nun Anlatmaya Çalıştığı Esas Şeyler

Sentimental Value (Manevi Değer) nasıl? Norveçli yönetmen Joachim Trier'in son filmini biraz daha kurcalayalım.

anne-baba travması yaşamış birisi olarak konusu evlilik, ilişki olan filmleri seyretmiyorum. ama bu film o kadar övüldü ki, inadımı kırıp seyrettim. film bittiğinde kendimi bir kazadan sonra arabadan çıkan bir kazazede gibi hissettim. kaza yapanlar bilirler, kazadan hemen sonra kolunu, bacaklarını hareket ettirir insanlar. bir yerimde kırık var mı, yaralı mıyım, şeklinde ufak çaplı bir sağlık testi yaparsın. sadece sağ dirseğim ağrıyor, çarpışmanın etkisi, önemli değil, demek büyük bir kaza değil deyip arabadan inersin. sonra arabanın halini görürsün, ön taraf parçalanmış, kaput katlanmış, aks kırılmış, camlar patlamış. işte o an anlarsın, ne kadar büyük bir kaza yaptığını ve ben nasıl bir şey atlattım, ölümden dönmüşüm dersin. bende de film bittikten sonra neler gelmiş başıma bu hayatta duygusu hasıl oldu.

normalde hep travmaları gömmeyi öğrettiler bize, ne olursa olsun normal yaşamamız gerektiği konusunda şartlandırdılar. çünkü günümüzde hayat tökezlemeye gelmiyor, hep başarılı olmak, hep güçlü olmak zorundasın. nora'nın çocukluk travmaları, sahne korkusu kimsenin umrunda değil aslında. etrafındaki herkesin tek derdi var, nora çıksın, oyununu oynasın, show must go on. bazen önemli bir iş yaparken aklıma gelir, babamın gittiği gün. herhalde genel müdüre desem ki, babamın evi terk ettiği o gün aklıma geldi yine, kusura bakma, iş yetişmedi, hemen işten atın bu deliyi diye insan kaynaklarını arar herhalde. nora daha şanslı, hem iyi bir oyuncu olduğu için, hem de daha bir insanların yaşadığı bir kuzey ülkesinin vatandaşı olduğu için. fakat zaman coğrafyadan ari herkesi benzer biçimlendiriyor. artık hiçbir yerde sentimental valuelere yer yok, herkes kendisinin farklı bir geçmişi yokmuş gibi aynı şekilde, aynı telefonlarda, aynı uygulamaları kullanarak yaşıyor, hepimiz küçük burjuvalar haline gelmişiz. filmde sanatsal üretimin tıkanmasının nedeni olarak da bu sıradanlaşma gösteriliyor. ucuz kasko peşinde koşan james joyce'un ulysses'i yazabilmesi mümkün mü diye soruluyor. bence de mümkün değil artık.


filmde baba bağışlanmayı arzu etse film çok daha kolay bağlanabilir, ama bu sefer de basit bir film ortaya çıkarmış olurdu trier. babanın bağ kurmak isterken kendisinden çok taviz vermeden bağışlanabilmesi etkiyi artırmış.

mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu ise kendine özgüdür diyor ya tolstoy anna karenina'nın başında. aslında mutsuz ailelerin mutsuzluğu bir zincirin parçası gibi nesiller boyu uzayıp gitmekte. baba sevgisi, anne şefkati görmeyen birisinin iyi anne, baba olması çok zor. kaderci bir insan değilim, gel gelelim filmde de babaannenin intiharı nora'nın babasız büyüyüp hep bir üzüntüyle yaşamasına neden oldu. kaderin bir yerde tutsaklarıyız. insan ne yaparsa yapsın, ailesinden kalan yıkık evi tamir edemiyor. sentimental value bu gerçeği çok iyi bir şekilde anlatmış.