SİYASET 23 Eylül 2026
200 OKUNMA     4 PAYLAŞIM

Amerika'nın Seçim Tarihinde Yaşanan ve Bugün Kulağa İnanılmaz Gelen Usulsüzlükler

ABD'de seçim usulsüzlüğü denince akla çoğunlukla son yıllardaki tartışmalar geliyor. Oysa Amerikan seçim tarihinin geçmişinde, bugün kulağa neredeyse inanılmaz gelen çok daha açık usulsüzlük örnekleri bulunuyor.

donald trump, yaklaşan abd kongre seçimlerinde sözde oy hilesini önlemek amacıyla tüm eyaletlerde geçerli olacak ülke çapında kurallar getirilmesini savunuyor. ancak bunun için biraz geç kalmış sayılır; çünkü amerikan seçimlerindeki gerçek usulsüzlükler esas olarak 19. yüzyılda ve 20. yüzyılın ilk yarısında yaşanmıştır.

amerika birleşik devletleri tarihindeki en fazla usulsüzlük iddiasına konu olan başkanlık seçimlerinden biri 1876 seçimleriydi. iç savaş’ın ardından amerikan ordusu, yeniden yapılanma olarak adlandırılan süreci yürüten yöneticilere destek sağlamak amacıyla bazı güney eyaletlerini hâlâ işgal altında tutuyordu. o yıl yapılan seçimlerde demokrat samuel tilden 184 seçici kurul oyu aldı. bu mutlak çoğunluk için gereken sayıdan yalnızca bir eksikti. cumhuriyetçi rutherford hayes ise 165 seçici kurul oyunda kaldı. bu sırada florida, louisiana, güney karolina ve oregon’daki seçim sonuçları tartışmalıydı. taraflı bir kongre komisyonu, henüz hangi adaya verileceği kesinleşmemiş olan yirmi seçici kurul oyunun tamamını hayes’e verdi.

güney eyaletleri, daha sonra 1877 uzlaşması olarak anılacak anlaşmayla seçim sonucunu kabul etti. cumhuriyetçiler başkanlığı elde ederken, güney eyaletlerindeki işgal sona erdirildi. ayrıca bu eyaletlerin, siyahi seçmenleri bundan böyle oy kullanma hakkından fiilen mahrum bırakan jim crow yasalarını yürürlüğe koymalarına da göz yumuldu.

1880’ler ve 1890’larda, “yaldızlı çağ” (gilded age) olarak adlandırılan dönemde, her düzeyde sistematik yolsuzluk yaşanıyordu. oylar açıkça satın alınıyor, sandıklardan seçmen sayısından daha fazla oy pusulası çıkıyor ve seçmenler oy verme yerlerinde sindiriliyordu. oy gizliliği henüz yoktu. seçmenler oylarını açıkça kullanıyor, dolayısıyla parti yöneticileri kime oy verdiklerini denetleyebiliyordu. new york'ta birçok kamu görevi demokrat parti üyeliğine bağlı olduğundan, pek çok kişi sırf işini korumak için bu partiye oy veriyordu. o dönemden bu yana seçim yasaları önemli ölçüde sıkılaştırıldı.

“bulunan” oylar

birçok güney eyaleti gibi teksas da bu konuda oldukça geride kalmıştı. seçimlerde usulsüzlük adeta bu eyaletin yerleşik bir parçası hâline gelmişti. örneğin lyndon johnson, 1948’de kimin senatör olacağını fiilen belirleyen demokrat parti ön seçimlerini (o dönemde teksas’ta cumhuriyetçilerin kayda değer bir ağırlığı yoktu) 87 oy farkla kazandı. gerçi seçim günü rakibi öndeydi, ancak beş gün sonra alice adlı küçük bir kasabada johnson lehine 200 ek oyun bulunduğu bir sandık ortaya çıktı. daha sonra abd başkanı olacak johnson, bu ön seçimi 47 oy farkla kazandı ve bu sayede “landslide lyndon” (ezici farkla lyndon) lakabını aldı.

donald trump 2020’de georgia’nın en üst düzey seçim yetkilisinden 17.000 ek oy “bulmasını” istediğinde, bu yönteme başvuran ilk amerikalı siyasetçi değildi. yetkilinin bunu reddetmesi ise mevcut sistemde en azından bu tür girişimleri engelleyecek bazı güvencelerin bulunduğunu gösteriyor.

1960 başkanlık seçimlerinin de muhtemelen çalındığı öne sürülüyor. john f. kennedy’nin teksas ve ıllinois’deki zaferi en hafif tabirle tartışmalıydı. kennedy’nin başkan yardımcısı adayı lyndon johnson’ın güçlü bir siyasi nüfuza sahip olduğu teksas’ta, en az bir ilçede oy sayımının manipüle edildiği iddia edildi. ıllinois’nin chicago kentinde ise dönemin belediye başkanının kennedy’nin eyaleti kazanmasında etkili olduğu ileri sürüldü. nixon itiraz etse de seçim sonucunu kabul etmeyi tercih etti. bunun nedenlerinden biri, kendi eyaleti california’da da seçimlerle ilgili usulsüzlük iddialarının bulunmasıydı. seçim gecesi kennedy öndeydi fakat posta yoluyla kullanılan oylar sayıldıkça nixon öne geçti ve eyaleti kazandı.

seçimlere müdahale

tam anlamıyla hileli sayılmasa da florida yönetiminin 2000 yılında hazırladığı oy pusulası oldukça sorunluydu. hazırladıkları kelebek oy pusulası ile epey gurur duyuyorlardı: pusula, sol ve sağ olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. pusulanın ortasında ise dikey olarak sıralanmış bir dizi siyah nokta bulunuyordu. seçmen, kalem benzeri bir araçla bu noktalardan birine bastırarak oyunu kullanıyordu.


noktalar alt alta sıralanmıştı; adayların isimleri ise sırayla pusulanın sol ve sağ tarafında yer alıyordu. cumhuriyetçi aday george w. bush’un adı sol üstte, en üstteki noktanın yanında bulunuyordu. demokrat rakibi al gore’un adı onun hemen altında yer alsa da gore’a ait nokta sıralamadaki üçüncü noktaydı. ikinci nokta ise pusulanın sağ tarafında en üstte yer alan aday pat buchanan’a aitti. buchanan, sağcı ve sert söylemleriyle tanınan bir siyasetçiydi.

ne olduğunu tahmin edebilirsiniz: insanlar ikinci siyah noktanın gore’a ait olduğunu düşündüler ve bu nedenle buchanan şaşırtıcı derecede yüksek sayıda oy aldı. yüksek mahkeme yeniden sayımın durdurulmasına karar verdikten sonra gore, florida’yı 537 oy farkla kaybetti. bu, siyasi bir müdahaleydi.

seçim sürecine müdahalenin daha yaygın bir biçimi, birçok eyalette sabıka kaydı bulunan seçmenlerin seçmen listelerinden çıkarılması uygulamasıdır. seçmen listelerine yönelik bu tür düzenlemeler elbette keyfîdir. uygulamada bundan etkilenenlerin, istatistiksel olarak açıklanamayacak ölçüde, siyahlar ve diğer azınlıklar olduğu görülmektedir.

florida, 2018 yılında yapılan bir referandumun ardından, belirli koşullar altında hüküm giymiş kişilerin haklarını yeniden tanıyan bir yasa çıkardı. ne var ki florida’nın muhafazakâr yüksek mahkemesi, bu kişilerin öncelikle ödenmemiş tüm para cezalarını ödemelerini şart koşarak referandum sonucunu etkisizleştirdi.

seçim kuralları ve siyasi fırsatçılık

trump’ın itiraz ettiği 2020 seçim sonuçları, belki de şimdiye kadar en çok yeniden sayılan, en kapsamlı şekilde araştırılan ve en sıkı biçimde denetlenen seçim sonuçlarıydı. seçimlerde hile yapıldığına dair hiçbir kanıt bulunamadı. trump altmış dava açtı ve bunların hepsini kaybetti.

bu arada, eyaletlerin seçiciler kurulundaki delegelerin nasıl belirleneceğine kendilerinin karar verebilmesi, arizona ve michigan’daki trump destekçilerini, partileri oyların çoğunluğunu alamamış olmasına rağmen kendilerini meşru delegeler olarak ilan etmeye yöneltti. eyalet yasama organlarının kendilerine arka çıkacağını düşünüyorlardı. ancak işler hiçbir zaman o noktaya gelmedi ve bu kişilerden bazıları yaptıkları nedeniyle mahkûm edildi (gerçi trump tarafından affedildiler).

eyaletler, senato ve temsilciler meclisi seçimlerini de kendi yöntemlerine göre düzenler. önümüzdeki 3 kasım’da yapılacak seçimler de buna dahildir. bununla birlikte, abd anayasası, kongre’nin istediği zaman yasayla farklı kurallar koyabileceğini açıkça belirtir.

kongre de 1964 ve 1965 yıllarında çıkardığı medeni haklar yasalarıyla bu yetkisini kullandı. bu yasalar, eyaletlerin siyah seçmenleri çeşitli önemsiz ve keyfî şartlar öne sürerek seçimlerin dışında bırakması uygulamasına son verdi. ancak seçimlerin düzenlenmesi esas olarak eyaletlerin sorumluluğunda kalmaya devam etti.

trump yönetimindeki cumhuriyetçi parti’nin şimdi federal düzeyde, ülke genelinde geçerli kuralları savunması oldukça çelişkili bir durumdur. oysa son 75 yıldır özellikle cumhuriyetçiler eyaletlerin hakları anlayışını, yani mümkün olduğunca fazla yetkinin eyaletlere bırakılmasını savunuyordu. trump’ın şimdi ülke çapında geçerli kurallar istemesi tamamen fırsatçılıktır. bunun seçim hileleriyle mücadele etmekle hiçbir ilgisi yoktur.

dahası, elli farklı eyaletin elli farklı seçim düzenlemesine sahip olması, tüm sistemin yozlaştırılması ihtimalini azaltır. bu durum, hile şüphesi bulunan vakalarda itirazda bulunmayı da kolaylaştırır. ülke çapında geçerli tek bir düzenleme ve merkezi denetim ise görevdeki başkan veya çoğunluğu elinde bulunduran parti tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kullanılabilir. bu nedenle, trump yönetimindeki adalet bakanı’nın, bu konuda herhangi bir yetkisi bulunmadığı hâlde eyaletlerin seçmen kayıtlarını talep etmesi kaygı verici bir işarettir. birçok eyaletin bunu reddetmesi ise olumlu bir işarettir.