TARİH 7 Temmuz 2026
110 OKUNMA     3 PAYLAŞIM

Fransızlar 18. Yüzyılda Patatesten Neden Korkuyordu?

Fransızlar bir zamanlar patatesi şeytani bir bitki olarak görüyordu.

fransızlar bir zamanlar patatesi şeytani bir bitki olarak görüyordu

18. yüzyılda fransa'da patates, uzun yıllar boyunca insanların yemesi için uygun görülmüyordu. o dönemde birçok kişi patatesin cüzzama yol açtığına inanıyor, hatta yer altında yetişmesi ve incil'de adının geçmemesi nedeniyle ona şüpheyle yaklaşıyordu. yeni dünya'dan gelen bu garip görünümlü bitki, tıp bilgisinin oldukça sınırlı olduğu bir dönemde hastalıklarla ilişkilendirildi. patatesin pürüzlü kabuğunun cüzzam yaralarına benzemesi de bu korkuları artırdı.

bu nedenle fransa'da patates, uzun süre insanlar tarafından tüketilmesi uygun olmayan bir ürün olarak kabul edildi. ancak bu önyargıyı değiştiren kişi, eczacı ve tarım öncüsü antoine-augustin parmentier oldu.

parmentier, yedi yıl savaşı sırasında prusyalılara esir düştü ve yaklaşık üç yıl boyunca büyük ölçüde patatesle beslendi. buna rağmen sağlığını koruyarak fransa'ya döndü. bu deneyim, patatesin sanıldığı gibi zararlı olmadığına onu kesin olarak ikna etmişti.

ancak halkı yalnızca bilimsel açıklamalarla ikna etmenin mümkün olmadığını fark etti. bunun üzerine oldukça zekice bir yöntem geliştirdi.

1780'li yıllarda kral xvi. louis, paris yakınlarındaki sablons'da parmentier'e geniş bir arazi tahsis etti. parmentier bu arazinin tamamına patates ekti ve tarlanın etrafına silahlı muhafızlar yerleştirdi. insanlar, böylesine sıkı korunan bir ürünün mutlaka çok değerli olduğunu düşünmeye başladı.

muhafızların ise gizli talimatları vardı: gündüz hırsızları engelleyecekler, ancak gece patates çalmak isteyenlere bilerek göz yumacaklardı. hatta tarlaya girmek isteyenlerden küçük rüşvetler almalarına bile izin verilmişti.

plan işe yaradı. kısa süre içinde parisliler geceleri gizlice tarlaya girerek patates çalmaya ve kendi bahçelerine ekmeye başladılar. bir zamanlar korkuyla yaklaşılan bu sebze, artık insanların sahip olmak istediği değerli bir ürüne dönüşmüştü.

parmentier bununla da yetinmedi. dönemin önde gelen isimlerine patates yemeklerinin servis edildiği gösterişli davetler düzenledi. konukları arasında amerikalı devlet insanı benjamin franklin de vardı. ayrıca patates çiçeklerini kral xvi. louis ile kraliçe marie antoinette'e sundu. kraliçe çiçekleri saçına taktı, kral ise ceketinin iliğine iliştirdi. kısa süre içinde patates çiçekleri fransız sarayında moda hâline geldi.

1780'lerin sonlarında fransa büyük tahıl kıtlıklarıyla karşı karşıya kaldı. verimsiz topraklarda bile yetişebilen, buğdaya göre dönüm başına çok daha fazla kalori sağlayan ve zorlu hava koşullarına dayanıklı olan patates, binlerce insan için gerçek anlamda bir kurtarıcı oldu. bir zamanlar insanların yemesi sakıncalı görülen bu bitki, açlığın önlenmesinde önemli rol oynadı.

parmentier 1813 yılında hayatını kaybetti ve paris'teki père-lachaise mezarlığı'na defnedildi. günümüzde bile birçok ziyaretçi, onun fransa'da patatesi yaygınlaştırmadaki katkısını anmak için mezarına patates bırakmaktadır.

kaynak