TELEVİZYON 29 Haziran 2026
109 OKUNMA     2 PAYLAŞIM

Person of Interest'in Yerinin Ayrı Olmasını Sağlayan Özgün Kadın Karakterleri

2011-2016 arası yayınlanan dizi nasıl oldu da kısa süre içerisinde bir klasiğe dönüşmeyi başardı? Neden hala yeni izleyiciler çekebiliyor?

person of interest... malum ortama geldikten sonra yeniden bitirdiğim dizi. final bölümünü bu akşam izleyeceğim.

kim dizi önerisi istese ilk önerdiğim dizi bu benim. sadece özgünlüğü, sürükleyici olması vs nedeniyle değil. şu an sjw akımının içine ettiği yapımlarla kıyaslıyorum ister istemez. ve şaşılacak derecede çok öge barındırmasına rağmen asla sırıtmamasına bayılıyorum.

eşcinsel karakter: var.
hayvan: var. (canım bear.)
mülteci: var.
siyahi ana karakter: var.
güçlü kadın karakter: var.
şişman karakter: var.

özgünler ama. ve organikler. lionel fusco gibi bir karakter var bir kere. adamın özel yeteneği dedektif olması. üstelik one hell of a detective olması.

ama bu özel günü poi kadınlarına adamak istiyorum

tüm tabuları yıkan ana karakterler ve yan karakterler olarak muazzam yazılmışlar ve muazzam performanslar çıkarmış oyuncular.

kara stanton, ajan mesela. tam bir ajan.


grace hendricks, finch'in büyük aşkı. zarif, entelektüel, ressam, aşkının yasını asilce tutmuş bir kadın... finch ile birlikte olduğu sürece onun özel alanlarına saygı duymuş, olduğu insanı sevebilmiş ve başına kötü şeyler gelmesine rağmen aydınlık tarafı seçmiş bir kadın.


control, tam bir taktiksel deha olmasının yanında tek bir amaca kilitlenebilmiş, belki samaritan'ı direkt relevant olarak kodlamış ilk devlet yetkilisi. güç zehirlenmesi asla yok kadında. tam bir görev insanı. işine hakim, ajanlarına hakim ve lakabını bu yüzden sonuna kadar hak ediyor.


zoe morgan karakterine resmen aşığım. erkeklerin dünyasında (!) çok zarif, çok güzel üstelik korkunç akıllı bir pro kadın ya. drama diye bir kavram yok mesela o dişiliğine rağmen. gücünü aklından aldığı için zarafetinden, şıklığından ve lüksünden ödün vermez.


joss carter gerçekte var olsaydı, kesin o kişi taraji p. henson olurdu. soğukkanlı, zeki, seksi ve cinayet dedektifi. buna karşın yüksek ahlaki standartlarını, muhakeme yeteneğini, insani yönünü ve adalete olan inancını hiç kaybetmemiş bir anne. çocuğunu korumak adına eşine rest çekmiş bir polis. her türlü ağır silahı ustalıkla kullanabilir, oyun kurabilir, güveneceği kimse olmadan koca bir suç şebekesini çökertebilir. ama bara gidilecekse de ortalığı yakacak kadar seksi görünebilir. boku bokuna öldürdüğün çin affetmeyeceğim nolan the junior.


samantha groves a.k.a r00t, bütün kadın hackerlar ejderha dövmeli, marjinal renklere boyanmış kısa saçlı olur filan. i'm sorry, have u ever seen root? savaş öncesi ya da normal gün fark etmez. siyah ojelerini sürer, saçlarının maşasını yapar, çift silah kullanır. dimachaerus tekniğiyle dövüşen bir gladyatör adeta. ama asla manly bir tavrı yok. en kritik anlarda bile şuh ve seksi sesi, yan gülüşü, bakışları, deri ceketi ve topuklu çizmeleriyle arz-ı endam edip adanmışlığıyla hayran bırakıyor. axis ıı personality disorder birine aşık oluyor ve onu olduğu gibi, tüm duygusal körlüğüne rağmen deliler gibi sevip kolluyor. finch ve değişen dünya arasındaki ilerici, proaktif köprü oluyor. başlardaki coco puffs (fusco ve lakap takma becerisi kalp) deliliği son ana kadar devam etti ama karakter dönüşümünü izlemek çok keyifliydi. öldürülen dostundan sonra yalnızlığı seçmişti root, ölürken yanında bir değil, iki dostu birden vardı.


jessica... reese'in yıllarca normal hayata dair tek çapası. machine'in simülasyonlarına göre reese onu kurtarabilseydi bile yine de birlikte olamayacaklardı. ama bu jessica'nın en az görünen karakter olsa da en önemli karakterlerden biri olduğu gerçeğini değiştirmedi. reese'in iyi yanıydı jessica. kendine göre çok da cesur bir kadındı. reese'i beklemeye hazırdı. beklerdi de.


ve bence en tv tarihinin gördüğü en başarılı ajan, sameen shaw. soğukkanlı bir eski doktor. eski marine esk, isa operative. bağlanmaz, duygusal kör, emir komuta zincirinde sarsılmaz, konuşurken son derece kısık sesle ve dudaklarını çok oynatmadan konuşur. root ile olan sahneleri herkesin favorisi, ben de bayılıyorum ama asıl seyir zevkini reese ile çıktığı operasyonlarda yaşıyorum. ikisinin birbirine duyduğu o sarsılmaz operasyonel güven, aynı zeka ve müdahale yeteneğine sahip, benzer eğitimler almış iki ajanın arasında gelişen o dostluk. tek kaşın kalkmasıyla, ya da ufak bir hakaretimsi sevgi gösterisiyle aralarındaki bağı seyirciye geçirebilmelerine bayılıyorum. çünkü shaw sanıldığının aksine duygusuz değil, duyguları bastırılmış bir kadın. bu onu daha az dişi yapmıyor ama. kesinlikle bir erkek fatma değil. yemek yemeyi çok seviyor ve dostlarını -çok yok biliyorsunuz- kaybettiğinde yasını onları onurlandırarak tutmayı tercih ediyor.


ve en önemlisi bu kadınların hiçbiri birbiri ile çatışmıyor

shaw, carter'a yardım ediyor. carter shaw'ın silahına hayran olup belirtebiliyor. zoe'nin custom ayakkabılarının farkında ve övüyor. zoe, diğer kadınların hepsi de harika görünürken onlara asla tehdit olarak bakmıyor. dayanışmayı da aşkı da güçlerini de gözümüze gözümüze sokmadan hayatın içinden yansıtmak organik hissettiriyor işte tam olarak.

poi'yi bu yüzden çok seviyorum

varyasyonlarla dolu bir evren ve kimse kimliği, yönelimleri, cinsiyetleri ile öne çıkmıyor. yetenekleri, zekaları, hataları, zayıflıkları ile sadece karakterler var. kadın ya da erkek değil. hetero ya da homoseksüel değil. insani ne varsa makine onlardan öğrendi ve kim bilir, belki öğrenmeye devam ediyordur...