Arctic Monkeys'in Cesur ve Bir O Kadar da İlginç Albüm Kapağının Hikayesi

İngiliz indie rock grubu Arctic Monkeys'in ilk albümü Whatever People Say I Am, That's What I'm Not'ın kapağı nasıl çekildi? İşte bu enteresan kapağın hikayesi.
Arctic Monkeys'in Cesur ve Bir O Kadar da İlginç Albüm Kapağının Hikayesi

arctic monkeys... son yıllardaki üzücü "maroon 5'laşma" süreçlerine rağmen favori ilk 5'imden bir türlü çıkaramadığım maymunlar, sheffieldlılar.

madem son yıllarda "bozmaya başladılar" biz de alternatif mi alternatif, afacan mı afacan, sülalem rahat günlerinden bir anektod verelim.


arctic monkeys'in debut albümü olan 2006 çıkışlı whatever people say i am that's what i'm not albümünü dinlemiş olanlar, albümün kapağını es geçmemişlerdir diye tahmin ediyorum. kapaktaki dut gibi sarhoş şekilde sigara içen eleman, chris mcclure, o zamanlar manchester üniversitesinde sosyoloji okuyup, orada burada gitar tıngırdatan bir arkadaş. gittiği konserlerden birinde bizim maymunlara denk geliyor ve gel zaman git zaman arkadaş oluyorlar. hatta albüm çıkmadan önce yapılan bir turda da grubun "gitar akortlama sorumlusu" olarak onlarla beraber gidiyor.

O dönemde Monkeys.

grup, ilk albümünü çıkarmaya hazırlandığı sıralarda ise chris, basçı andy nicholson'dan, sarhoş bir adamın fotoğrafını albüm kapağı yapma planlarından bahseden bir telefon alıyor ve kulağa saçma gelse de neden olmasın diyerek kabul ediyor. bunun üzerine albüm kapağı fotoğrafı çekimi için liverpool'a doğru birkaç arkadaşıyla beraber yola çıkıyorlar ve fotoğrafçıyla buluşuyor. fotoğrafçıyla aralarında geçen dialog ise çok net:

chris: ne yapmamı istiyorsun?
fotoğrafçı: şu parayı al ve hayvan gibi iç, gece 2'de de burada ol.

chris de kendinden bekleneni layıkıyla yerine getirip, arkadaşlarıyla beraber hayvan gibi içiyor ve kör kütük sarhoş şekilde gece 2'de ilgili barda oluyor. hatta çekim sırasında da viskiye devam edip bir kez de kusmasına rağmen çekimi tamamlıyorlar. grup üyelerinin de fotoğraflar aşırı hoşuna gidince çıkan albümde yer alıyor.

albüm önce ingiltere sonra da global olarak patlayınca, chris de hiç beklemediği ve biraz da garip bir ünlülük halinin içinde kendini buluyor. gittiği evlerin yatak odalarında, bilumum barlarda, daha birçok yerde kendi fotoğrafına sürekli maruz kalıyor ve birçok da etkinlik/röportaj teklifi alıyor. düşünün ki 19 yaşındasınız, hem dolaylı hem direkt yoldan değişik bir ünlülüğün içinde buluyorsunuz kendinizi ki ünlü olduğunuz fotoğrafın hemen öncesinde kusmuşsunuz. neresinden bakarsanız bakın saçma olay.


hatta ünlülük olayı öyle bir seviyeye geliyor ki eskiden çalışmış olduğu bir konser alanında sahneye çıkan noel gallagher ile tanışmak üzere, eski çalışan olarak torpili kullanarak kulise gidiyor ve noel gallagher ile aralarında daha tanışamadan şöyle bir dialog geçiyor:

noel: dostum, fotoğrafın evimde asılı.
chris: seninki de bende!

velhasıl, arctic monkeys'in solisti alex "yeni ikoncan" turner ile arkadaşlığı hala devam ediyor ve beraber futbol maçlarına gidiyorlar (umarım sheffield united maçlarıdır). kendisi de öğrenme zorluğu yaşayan yetişkinlerin geldiği özel bir klinikte çalışıyor ve the violet may adlı lokal bir grupta solistlik yapıyor.

grubun spotify linki


zamanında fotoğraf çekimi için sadece 750 pound ve o gece içtiği tüm içkilerin parasını alsa da her satılan albümden 10 penny istemediği için biraz hayıflanıyor (hehe). yine de harika bir "ortamlarda çok güzel satılacak" hikayeye sahip, çok üzülmesin.