Çok Satmasına Rağmen Barış Manço'yu Yanlış Tanımanıza Neden Olabilecek Albüm: Mançoloji

Esasında hem bir stüdyo albümü hem de best of olan bu box set, çok satmasına ve herkes tarafından bilinmesine rağmen biraz sıkıntılı bir toplamadır. Neden mi?

mançoloji çok ballı bir derleme albümüdür

normalde bu albümün, bırak derleme olmayı, yayınlanması bile olay çıkarma sebebidir. çünkü içerdiği şarkıların orijinallerine hakaret derecesinde alaturkadır arabesktir, aranjmanlarda o anadolu rock dokusu yok edilmiştir. nerelerde okudum bilmiyorum, doğruluğundan da emin değilim ama barış manço'nun ölmeden önceki son yıllarda maddi sıkıntıya girdiği ve o sebepten dolayı, bu albümü yaptığı iddia ediliyordu. ne olursa olsun, bu albüm bir "modernleşme" denemesi değildir, batılı müziği alıp arabesk formata çevirmek ile modernize olunmaz. daha da kötüsü, bu albüm yapı itibariyle bir gerilemedir. mançoloji'deki versiyonlar, o şarkıların orijinalleriyle yarışamaz.

ne yazık ki, bu albüm barış manço'nun zamansız ölümünden sonra, ufuktaki indiroğlu potansiyeli görülünce acele acele yayınlanmıştır ve arkasından müthiş bir pompalanma yapılmıştır. albüm kapağındaki ajitasyon, medya desteğiyle toplumda histeri yaratmış, albüm kırtasiyede, bakkalda, kasapta bile bulunur olmuştu. bu reklamla albüm çok iyi sattı tabii... rahmetlinin arkasından birileri güzel indiragandi yaptı. bizlere ise, ne yazık ki '85'ten itibaren duraklama devrine giren, ince mizahi anlayış ve "pop" müzik anlayışı etrafında şekillenen barış manço müziğinin, en garip işi kalmıştır geriye yadigar...

mançoloji'nin nasıl olduğunu anlamadığım şekilde bir geçiş albümü görevi gördüğünü de belirtmek gerek. yeni nesil ki buna doksanlarda çocuk olmuş olanlar da dahil, bu albümde derlenen şarkılara daha hakimken, barış manço'nun asıl kral dönemleri olan '70lerdeki işlerini çok az biliyorlar. yani bugün, gülpembe'yi, can bedenden çıkmayınca'yı, unutamadım'ı bilen çok adam çıksa da, yetmişlerden bir ne ola yar ola, ölüm allah'ın emri, lady of the seventh sky gibi değerleri bilen az çıkar. hem plakların üretiminin durması, hem bu albümlerin cd ve kaset olarak düzgünce yayınlanmaması ve internet gelene kadar, bilgi olarak aktarılmaması gibi sebepler verilebilir bu duruma... barış manço'da, mançoloji'de bu şarkılara sırtını döndüğünden, harbici işleri genelde geride kalmıştır.

kısacası, fiyasko bir albümdür. ne yapın ne edin, bu albümle takılacağınıza manço'nun yetmişler dönemine bakınızdır. keşke üç cd olsa, daha bilinmeyen şarkılar da yorumlansa ve alaturka/arabesk takılmak yerine anadolu rock tandansı güçlenerek yaşatılsaydı, bambaşka bir eser olurdu. belki az satardı ama en azından düzgün bir veda olurdu. olmadı, oldurmadılar, ham meyvayı kopardılar dalından.

Bir eleştiri daha

gerek içeriği ve düzenlemeleri, gerekse adamın ölümünün ardından ortaya çıkan halkın yas duygularını olabildiğince sömürecek şekilde yapılan kartonet ve promosyon tasarımlarıyla mide bulandıracak denli rezil bir derlemedir. çok sevdiğim ve acayip de saygı duyduğum barış manço'nun, zamanında yaptığı ve çağdaş türk müzik kültüründe önemli yeri olan, her biri klasikleşmiş şarkılarını alıp, arkalara yaylıları, çümbüşü dayayıp abuk subuk efektlerle bezeyip bunu bir de "müziğimi bugüne uyarlıyorum, modernize ediyorum" şeklindeki beyanatlarla savunmuş olduğu için, ortaya çıkan "şeyleri" dinledikten sonra kendisinin tez zamanda müzik yapmaktan elini eteğini çekmesini istemiştim, ki ona kalmadan öldü zaten. 70'lerde ünlü olanların, güzelim şarkılarını "modern çağa uyarlıyorum" teranesiyle içine etmesi furyasının ilk örneği değildir, nilüfer ve ajda pekkan da bu işi yapmışlardı ama sanırım barış manço'nun yaptığı en kötüsü oldu. eski şarkılarına sırt çevirip, bu yeni yaptığı "düzenlemeleri" modern olarak değerlendirmesi, acaba bu adam modernizmi arkaya döşenmiş dıptıs elektronik ritmlerin üzerine yaylıları döşemek olarak mı algılıyor sorusunu aklıma getirmiştir. hele bu albümde bir gülpembe vardır ki, düşüncelerimi buraya yazmak, ölünün arkasından bayağı bir kötü konuşmak olacak.

tabii bu albümü daha da mide bulandırıcı hale getiren emre plak'ın ölümünün getirdiği ilgi rüzgarını almak üzere hemen piyasaya sürmesi, sürerken de kapağına adamın fotoğrafını bulutlar içinde falan montajlayıp "o bizi çok sevmişti" "1949-...." falan filan yazmasıydı. beni o zaman da tiksindirmişti ama büyük bir satış yapmasına engel olmadı bunlar. böyle müthiş bir adamın sonu böyle olmamalıydı diye düşünürüm hep.