Firarın İmkansıza Yakın Olduğu Tarihi Sinop Cezaevi'ndeki Başarısız Girişimler

1999'da kapatılarak müzeye çevrilen "Anadolu'nun Alkatraz'ı" Tarihi Sinop Kapalı Cezaevi'nden firar etmek çok zordu.
Firarın İmkansıza Yakın Olduğu Tarihi Sinop Cezaevi'ndeki Başarısız Girişimler

tarihi sinop cezaevi, hala cezaevi olarak hizmet veriyor iken koridorlarına çok ağır (pişmiş nohut - mercimek - 2 ay havalandırılmamış koğuş) kokular sinmiş olurdu. tabii son zamanlarında türkiye'nin en azılı suçluları yerine daha modere tipler de geldiği için el işi, özellikle de ahşap oyma konusunda mahkumlar inanılmaz eserler çıkartıyorlardı.


osmanlı'dan kalan işkence zindanı, deniz üstü demir ızgara koğuşu falan çok uzun yıllardır kullanılmıyordu. ama bir hapishane olarak dünyada bundan daha iyi yere konuşlandırılmış, iddia ediyorum çok az yapı bulunabilir. hapishanede kayıtlara geçmiş tüm tünel girişimlerinin hepsi yeraltında 4 metrede son bulmuştu. tünel kazıp kaçmak isteyen bir mahkumun taş duvar temelinin diğer tarafına geçebilmesi için yerin altına 4 metre kazması gerekirdi. ancak o derinliğe ulaşıldığında da denize olan yakınlık sebebiyle tünel şıpır şıpır su dolar ve aynı gün suyla dolmuş olurdu. sinop cezaevi'nden tünelle kaçılamazdı.


kaçılabilecek kalan iki noktadan biri buzhane tarafındaki 4 metrelik duvardı. orası da pek çok kaçma girişimine sahne oldu. nöbetçinin oraya bakmadığı iki dakikada yosun kaplı düz duvara kösele ayakkabıyla çıkıp oralardan sırt ve kafa üstü düşüp telef olan mahkum sayısı da az değildir. bel kemiğini kırıp yatalak olarak cezasına devam eden 1986'da ben bir tane anımsıyorum.

son olarak, shawshank redemption (esaretin bedei) gibi paslı kanalizasyon borusundan solucan gibi sürüne sürüne denize çıkmak tek yol kalıyordu; oranın da sonuna bilek kalınlığında demirler monte edildiği için kanalın sonuna kadar gelip geri sürünemeyip çok feci can veren iki kişi vardı.


iyi hatırlarım; şu anki havaalanının oradaki yeni cezaevinin yapılacağı 1987-8 yılında ilk açıklandığında jandarma olaya ciddi ciddi tepki göstermişti. "dünyanın en iyi cezaevi bizde, daha kötüsünü, daha güvensizini tarlanın ortasına neden para harcayıp yapıyoruz" kafasından da il jandarma komutanlığı uzunca bir süre çıkamamıştır. güvenlik açısından çok haksız da değillerdir ama oranın restore edilebilmesi kesinlikle kolay değildi. bir diğer nedeni de osmanlı zamanında oradan kaçınca gidecek hiçbir yer yoktu. sinop'a karayolu bile bulunmazdı. 20. yy gerçekleri ile hapishane, şehrin içinde kalınca ana yapım amacına da bir yerde aykırı olmaya başlamıştı.


yani güzel olan her şeyin bir sonu vardır. sinop'un en güzel binalarından biri nasıl artık ihtiyaca cevap vermiyor diye asli işlevini daha modern ama kişiliksiz bir kibrit kutusuna bıraktıysa, türkiye'nin en yüksek güvenlikli cezaevi de hem adındaki korku faktörü hem de modern nüfusun o boyutlarda bir hapishaneyi kaldırmaması yüzünden eninde sonunda emekliye ayrılacaktı. 


nitekim, işlevsellik söz konusu olduğunda sinop tarihi cezaevi'nin kamerasız, güvenlik telsiz, yer kafessiz, sırf lokasyonu iyi olduğu için başarabildiği şeyleri bugün modern teknolojiyle bile hala yapmakta zorlanan bir dolu infaz kurumu vardır. o yüzden buranın mimarı, mühendisi kimse saygı ve rahmetle anıyorum.