Gent Gezi Rehberi: Belçika'nın Henüz Pek Keşfedilmemiş Şehrine Gideceklere Tavsiyeler

son 6 aydır sık sık gent'te kaldım, gördüklerimi aktarayım
- belçika'nın en büyük şehirlerinden biri olduğu için bir metropol havası var. evet 200bin nüfusuyla metropol gibi takılıyorlar. sinemalar, kültürel aktiviteler, film festivalleri, ligde ve şampiyonlar liginde iddialı futbol takımlarıyla köylü olmaktan uzak kentli bir halka sahip.
- son derece uluslararası bir ortamı var. üniversitesi ve hollanda gibi ülkelerden göçerek burada yaşayanlar bunda çok etkili. hemen herkesin en az bir, çoğunun birkaç yabancı dili birden var. kentte ingilizce ana dil ayarında konuşuluyor.
- zaten inanılmaz olan tarihi dokusu geceleri ışıklandırılınca muazzam oluyor. gece görüntüsü olarak floransa ile beraber avrupa'da gördüğüm en güzel şehre dönüşüyor. kent gündüz bu kadar etkileyici görünmüyor göze.
- gent'te fiyatlar pahalı. restoranlarda çok da abartı olmayan olağan bir yemeğe 15-20 euro ve fazlasını vermeye hazırlanın. bunun üzerine daha içecekler falan eklenecek. kent halkı bu yüzden yurt dışına arabayla gittiklerinde arabalarını erzakla doldurup geliyorlar.
- en iyi restoranlardan iki tanesi mosquito coast ve uncle babe's. hayatımda yediğim en iyi burger'i babe's'de yedim.
- flixbus ile almanya'da düsseldorf ve köln'den geçerek tey dresden'lere kadar uzanan bir otobüs hattı var. trene mecbur değilsiniz.
- gent volvo trucks'ın en büyük üretim tesislerinden birine ev sahipliği yapar.
- geente feesten gerçekten bayağı gırgır şamata geçiyor.
- şehrin göbeğindeki türk caddesinde yan yana türk restoranları var. hoşuma giden ise bunların almanya'dakiler gibi döner büfesi değil harbi harbi büyük türk mutfağı restoranları olmaları. gent'liler sık sık gidiyorlar mekanlarda sadece türkler değil yabancı müşteriler de oluyor. gök isimli restoranı özellikle tavsiye ederim. kuzu sac kavurma, tas kebabı falan on numara. aynı caddede berber falan ne ararsanız var.
- yine türk caddesinde oldukça büyük bir türk süpermarketi var. aklınıza gelen her şeyi bulabiliyorsunuz. evde atıyorum çiğ köfte yoğurmaya girişsen burdan malzemeleri eksiksiz toplarsın. ürünler kaliteli ve fiyatları da uygun.
- türk caddesindeki fırınlar da başarılı. türk stili ekmek dışında her türlü börek simit vs ne ararsan güzelinden yapıyorlar.
- gent'in yerel kızlarının yüzleri pek güzel değil. hollanda genlerinin o detaysız kemik yapısı görülüyor. ama sporcu olduklarından bakımlı ve inceler. bacağı dekolteden saymadıkları için özellikle yaz günü dakikada 10 tane mini etekle bisiklete binen kız önünüzden geçince kafaları yiyebilirsiniz.
- gent'in dışına doğru olukça büyük bir göl ve etrafını çevreleyen devasa yeşil alan üzerinde her türlü spor alanları ve tesisleri var. burası yazın göle girmek için toplanan yüzlerce gent'liyle ev sahipliği yapıyor. yaz kış tesislerde sürekli spor yapan birileri oluyor.
- gent ve brugge'nin tarihi dokuları ve lezzetleri değişik. brugge daha saf ortaçağ havasına sahip. gent yoğun orta çağ havasının üzerine eklenmiş modern sanatı da içeriyor diyeyim.
- gent'te pazar günleri halkın gelip kendi tırıvırılarını sattığı bir bit pazarı var. pejmürdelikte türkiye'yi aratmıyor. avrupa'da mısın çankaya bit pazarında mısın belli değil.
- bisiklet inanılmaz yaygın. en kariyerli ceo'lar bile götünün altında bisikletle koca koca holdinglere gidiyorlar.
- şehir merkezinde otopark büyük sorun.
- antwerp ve gent arası büyük bir çekişme var. gent antwerp'liyi sevmiyor. aksanları da dahil olmak üzere kaba, görmemiş ve ukala diyorlar. bana sorarsan büyük şehir olma hissinde gent antwerp'in tırnağı olamaz. ama bu onu daha kötü bir yer yapmıyor. sadece farklılar hepsi bu.
- şehrin etraf semtlerinden oostakker ve drongen önemli olanları. bir de nehir limanını içine alan haven var. o bölge de kalabalık.
- gent'ten en yakın deniz kıyısı yaklaşık 40 dakika mesafedeki oostende şehri ve kuzeye yönelince hemen girilen hollanda kıyıları. burası da 40 dakika sürüyor.
- gent-antwerp ve gent-brüksel arası 15.30 - 19:00 saatleri arası korkunç bir trafik oluyor. öyle böyle değil. istanbul trafiğine yakın bir kepazeliği ilk defa bu yollarda gördüm. bu saatler arası bulunabiliyorsa tren tercih edilmeli.
- şehrin merkezinde ana meydanda butik takılan bir hamburgerci var. oldukça kötü iş çıkarıyorlar. uzak durulmasını öneririm.
Nereler gezilir?
belçika'da geçireceğim kısıtlı zamandan dolayı brüksel, brugge ve burası arasında kalıp yorumlardan yola çıkarak bir günümü geçirmeyi tercih ettiğim, belçika'nın diğer şehirlerine göre daha gizli kalmış muhteşem şehri.
öncelikle şehir gerçekten çok küçük, tüm turistik alanı yürüyerek gezebiliyorsunuz. günübirlik bile gezilebilecek bir yer, ancak yaz dönemi gittiyseniz gün batımı geç olduğundan dolayı şahsen burada bir gün kalıp gecesini görmenizi tavsiye ederim. ben haziranda gittiğim zaman hava çok güzeldi ve insanlara da bunun neşesi yansıdığı için gece vakti graslei and korenlei denilen nehir kenarı bölgesinde herkes biralarını, şaraplarını almış eğleniyordu.
birçok kuzey avrupa şehrinde olduğu gibi bisiklet de burada yaygın bir ulaşım aracı ama ilk dikkatimi çeken şey hollanda'ya kıyasla burada bisikletlilerin daha yavaş gitmesi ve yayalara yol vermesi oldu. siz yine de gezerken bisikletlilere dikkat etmeye çalışın.
şehirdeki bina yapıları oldukça gotik, hollanda-fransa ile kıyaslarsak ev tipleri fransa'ya daha yakın, ancak dil olarak dutch (flemenkçe) konuşuluyor.
birçok avrupa şehri gezdim ve bunlarda bir sürü kilise/katedral ziyaretinde bulundum. şimdiye kadar gördüğüm en güzel kilise ve katedraller kesinlikle bu şehirde. saint bavo's cathedral, saint nicholas church ve saint michael's church kesinlikle es geçmemeniz gerekenler arasında. eğer vaktiniz olursa şehir bölgesinde olan diğer kiliselere de gidebilirsiniz ama bu üçü oldukça yeterli olup, bunları gördükten sonra diğerleri sizde hayal kırıklığı yaratabilir. saint michael'ı gezerken epey dindar bir kilise görevlisi bize hem kilisenin tarihini anlattı hem de hangi görüşte olursak olalım neden bir tanrıya inanmamız konusunda söylev verdi, kendisi iyi niyetli olduğu için kırmadan konuşmasını dinledik ve kapanışı kendisi tarafından üzerimize kutsal su sıçratılarak yaptık. sanırım ayaküstü bizi vaftiz etti.
şehirde bir adet graffiti street var. adından da anlaşılacağı üzere burası tamamen grafitilerle kaplanmış bir sokak. mutlaka içinden geçmenizi tavsiye ederim.
genel anlamda gezilecek yerler için tripadvisor listesini incelemek faydalı olacaktır. şehirde 24 saat vakit geçirseniz listenin %80'ini halledersiniz.
bu şehirde ne yenilir ne içilir kısmında çok iddialı tavsiyelerim olmayacak, biz patates kızartması ve waffle kısmını google'da yüksek puanlı yerlerden birini seçerek yaptık. aklınızda olması gereken önemli şey birçok yerin 6-7 gibi kapandığı, o yüzden yemek yemeyi düşündüğünüz yerlerin saatine önceden bakmanızı tavsiye ederim.
bu şehrin cuberdon denilen meşhur bir tatlısı var, şehir merkezinde satan yerler minimum 10'lu satıyor. biz sevip sevmeyeceğimizi bilemediğimizden şehir merkezi yerine bir pastaneden 5'li olandan satın aldık. bana sorarsanız tadı çocuk diş macunlarına benziyor, 10'lu almadığım için sevinmiştim. ama ilginç bir tatlı olduğundan burayı ziyaret etmişken denenebilir.
içki için ise, ekşi sözlük'teki birkaç yazarın yorumlarını dikkate alarak 't dreupelkot isimli bara gittim. pol isimli bir amcamız burayı yıllardır işletiyor ve jenever isimli içkiden bir sürü çeşit yapıyor. kendisine en favori türün hangisi olduğunu sorduğumuzda kesinlikle bir tavsiyede bulunmadı ve hepsi benim bebeklerim edasında hoşlandığımız bir aromaya göre tercih yapmamızı söyledi. o kadar çeşit var ki seçmekte zorlanıyorsunuz ama sonuç olarak tercihlerimizden memnun kaldık, shot versiyonunu içtiğimiz için küçük mekanda çok oyalanmadık. pol amcaya tavsiyeler yüzünden buraya geldiğimi söylediğimde yüzünde bir tebessüm oluştu. bu arada bu mekanı visit gent de tavsiye ediyor.
burayı ziyaret etmeden visit gent sitesini ziyaret etmenizi tavsiye ederim. şehir turizm anlamında yeni yeni ünleniyor, bu yüzden bu konuda inanılmaz çalışmalar yapılıyor. çoğu şehrin kataloğundan daha iyi bir katalog sunup size her konuda tavsiye veriyorlar. şehir daha çok günübirlik ya da tek gece konaklamalık görüldüğünden sanırım turizm olarak bu algıyı kırmaya çalışıyorlar. kaldığınız otelden de şehir haritası isterseniz size çok detaylı bir harita/kılavuz veriyorlar.
pek turistik olmayan ama benim çok hoşuma giden de krook isimli bir halk kütüphanesi var. eğer fırsatınız olursa burayı gezmenizi tavsiye ederim, küçük bir şehir için kocaman güzel bir kütüphane yapmışlar (içinde bedava internet ve telefonlarınızı şarj edebilmeniz adına prizler var, en kötü sırf bu yüzden bile içeri girebilirsiniz).
beklediğimden uzun yazdım ancak gerçekten yolunuz düşerse uğramanız gereken bir şehir olduğunu düşünüyorum.
son olarak da kendi çekmiş olduğum birkaç resmi paylaşarak yazımı biraz daha görselleştireyim.
saint michael köprüsünden saint michael kilise manzarası
saint michael köprüsü gece manzarası
saint michael köprüsü hava kararırken
graslei and korenlei nehir kenarı
ve son olarak patates kızartması :