Her Şeyi Doğru Yaptığınız Halde Kilo Veremiyorsanız Dikkat Etmeniz Gereken Temel Şeyler
yıllarca "kaloriyi azalt, bol bol koş, sık sık az az ye" benzeri önerileri duydunuz.
eğer günde 1200 kalori alıp, açlıktan sinir krizleri geçirip hala kilo veremiyorsanız sorun size verilen yanlış haritadadır. kilo vermek bir matematik problemi (kalori hesabı) değil, tamamen bir hormon problemidir.
mekanizma şöyle çalışır:
insülin: derin dondurucunun kilidi
vücudumuzun enerji depolamak için iki yeri vardır: buzdolabı (glikojen) ve derin dondurucu (yağlar). siz her yemek yediğinizde pankreasınız insülin hormonu salgılar. insülinin görevi enerjiyi depolamaktır.
işin can alıcı kısmı şudur: kanınızda insülin varken, vücut derin dondurucunun (yağların) kapağını asla açamaz. biyolojik olarak yağ yakmanız imkansızdır. siz isterseniz günde sadece 1000 kalori alın; eğer o kaloriyi sürekli şekerli kahvelerden, ara öğün bisküvilerinden alıyorsanız insülininiz hep yüksek kalır. vücut yağ yakamaz, bunun yerine metabolizmanızı yavaşlatır, üşürsünüz, saçınız dökülür ve yorgunluktan ölürsünüz.
"sık sık, az az yiyin" yalanı
diyet endüstrisinin en büyük yalanı günde 6 öğün yemektir. "metabolizman hızlanır" derler. koca bir yalandır. günde 6 kere bir şeyler atıştırmak demek, pankreasa 6 kere "insülin pompala" demek, yani derin dondurucunun kapısını bütün gün kilitli tutmak demektir. insan günde 6 öğün yemeye göre tasarlanmamıştır. avcı toplayıcı atalarımız avlanır, tıka basa yer ve saatlerce aç kalırdı.
sonsuz kardiyo işkencesi (koşu bandı tuzağı)
kilo vereceğim diye her gün koşu bandında 1 saat kan ter içinde kalırsınız. makine "300 kalori yaktınız" yazar. sonra duştan çıkıp bir adet küçük gofret yediğinizde o 300 kalori geri gelir.
sizi zayıflatacak ve zayıf tutacak olan şey kardiyo değil, kas kütlesidir. kas, sizin 7/24 çalışan motorunuzdur. siz ağırlık kaldırıp kas kütlenizi artırdığınızda, o kaslar siz gece uyurken, televizyon izlerken bile kalori harcar. motoru büyütmeden, arabayı iterek (kardiyo) menzili uzatamazsınız.
stres (kortizol) ve can simitleri
"hiçbir şey yemiyorum ama göbeğim gitmiyor" diyorsanız, burayı iyi anlamanız gerekir.
kronik stres altındayken vücut sürekli kortizol pompalar. kortizol, hayatta kalma refleksidir ve enerjiyi en hızlı ulaşabileceği yere, yani karın çevresine (göbek etrafına) depolar. stresinizi ve uykusuzluğunuzu çözmeden o göbekten kurtulamazsınız.
peki sistemi nasıl hackleyeceğiz? (yağ yakma protokolü)
- aralıklı oruç (insülini sıfırlamak): mucize arıyorsanız, işte buradadır. 16 saat hiçbir şey yemeyin (su, sade kahve, çay serbest). o 16 saatin sonunda insülin yerlerde sürünür ve vücut mecbur kalıp derin dondurucunun kilidini kırar. yıllardır dokunulmayan o bel ve basen yağları kana karışıp enerji olarak yanmaya başlar.
- sıvı kalorileri çöpe atın: meyve suyu, buzlu çay, şekerli kahve, kola... sıvı şeker kana saniyeler içinde karıştığı için insülini çok hızlı yükseltir. tokluk hissi vermez ama yağ depolama şalterini anında indirir.
- proteini önceleyin: protein yemek (et, yumurta, balık) termojeniktir; yani vücut proteini sindirmek için bile kalori harcar. ayrıca sizi saatlerce tok tutar. karbonhidratı (ekmek, pilav) ödül olarak sona saklayın.
- yürüyüş + ağırlık: nefes nefese koşmak yerine, özellikle aç karna tempolu uzun yürüyüşler (zone 2 kardiyo) yapın. bu nabız aralığı doğrudan yağı hedefler. üstüne de haftada 3 gün ağırlık kaldırın.
özetle
kilo vermek açlıktan midenizin kazınması, tatsız tuzsuz haşlanmış tavuğa mahkum olmak veya koşu bandında acı çekmek değildir. vücudunuzla inatlaşmayı bırakın. hormonların dilinden konuşursanız, o çok korktuğunuz bedeniniz aslında kendi fazla yükünü (yağları) seve seve yakmak için programlanmış kusursuz bir makinedir.
derin dondurucunun kilidini (insülin) açın, bırakın biyoloji işini yapsın.