Marlon Brando'nun Efsane Bir Karizmayla Gerçekleştirdiği Oscar Protestosu

1973 yılında düzenlenen Oscar Ödül Töreni'nde Marlon Brando'nun, kazandığı 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü almaya gitmeyerek kendi yerine Kızılderili asıllı Sacheen Littlefeather'i gönderdiği bu protesto Oscar tarihine geçen efsane olaylardan biri.
Marlon Brando'nun Efsane Bir Karizmayla Gerçekleştirdiği Oscar Protestosu
Marlon Brando yerine çıkan Kızılderili asıllı oyuncu: Sacheen Littlefeather


marlon brando
'nun hollywood'un kızılderililere yaklaşımını ve amerika'nın kızılderililer üzerindeki soykırımını protesto etmek amacıyla oscar ödülünü almaya gitmeyip yerine sacheen littlefeather adında genç bir kızılderili asıllı oyuncuyu göndermiş. sahneye kızıldereli kıyafetleriyle çıkan littlefeather, brando'nun ödülü reddettiğini açıklamıştı.


marlon brando'nun tören sırasında kızılderili bölgesinde bir kızılderili kayığı ve yerli arkadaşları ile balık tutuyor olması da başka bir şahane durumdur. yanisi bu dünyadan böyle taşşaklı adamlar geçti. bakmayın (birkaçı hariç) soytarı dolu olmasına şimdilerde bu alemin.

Marlon Brando adına sahneye çıkan  Sacheen Littlefeather'in yaptığı konuşma

"200 yıl boyunca toprağı, yaşamı, ailesi ve özgür olma hakkı için savaşan yerli halka şöyle dedik: 'indir silahını arkadaş, gel beraber oturalım. indirirsen eğer silahını arkadaş, barıştan söz ederiz senle, anlaşırız senin hayrına.'

silahlarını indirdiklerinde ise onları katlettik biz. onlara yalan söyledik. onları topraklarından koparmak için kandırdık. onları açlığa mahkûm ettik, ki hiçbir zaman sadık kalmadığımız ve adına antlaşma dediğimiz o kağıtları zorla imzalasınlar. onları, yalnızca yaşamın anımsayabileceği kadar uzun bir süredir yaşam vermiş bu kıtada dilencilere döndürdük. ve tarihi nasıl yorumlarsanız yorumlayın, ne kadar çarpıtırsanız çarpıtın: biz doğru davranmadık. ne adil davrandık ne de dürüst. onlara ne haklarını iade etmek zorundaydık ne de antlaşmalarımıza sadık kalmak.. çünkü gücümüzün üstünlüğü bize diğerlerinin haklarına saldırma, mallarını gaspetme, yalnızca yaşamlarını ve özgürlüklerini savunmaya çalışırken yaşamlarını ellerinden alma hakkını sağlıyordu. onların erdemleri suça dönüşürken bizim ahlâksızlıklarımız erdem oluyordu.

fakat bu sapkınlığın ulaşamayacağı bir şey var, o da tarihin büyük hükmü. emin olun tarih bizi yargılayacaktır. ama umurumuzda mı? bu nasıl bir ahlâki şizofrenidir ki, tüm dünyanın işitmesi için ulusumuzun en tepesindeki sesle ciğerlerimiz patlayana kadar taahhütlerimizi yerine getirdiğimizi haykırırız da, tarihin tüm sayfaları ve amerikan yerlilerinin son 100 yıl boyunca geçirdiği tüm o aç, susuz günler ve geceler bu sesin dediklerinin tam tersini söyler.

görülen o ki, bu bizim ülkede ‘komşunu sev’ ilkesi ve bu ilkeye saygı artık işlemez hâle gelmiş ve tüm yaptığımız, gücümüzle yapmayı başarabildiğimiz ancak ve ancak, dost da olsa düşman da, yeni doğan ülkelerin umutlarını yok edecek şekilde onlara bizim insancıl, uygar olmadığımızı ve sözümüzü tutmadığımızı göstermek olmuştur.

belki de şu anda kendi kendinize, 'hay aksi şimdi bunun akademi ödülleri ile ne ilgisi var canım!' diyorsunuz. 'bu kadın burada ne arıyor, hem akşamımızı berbat etti, hem de bizi ilgilendirmeyen konularla yaşamlarımıza girdi, üstelik umurumuzda bile değil. zamanımızı ve paramızı harcadığı gibi bir de evlerimize istemeden girdi.'

sanırım bu sorulmamış soruların cevabı, sinema dünyasının da en az diğerleri kadar yerlileri küçük düşürmekle, onları vahşi, düşmanca ve kötü göstererek karakterleriyle alay etmekle sorumlu olmasında yatıyor. bu dünya çocukların büyümesi için zaten yeteri kadar zor. yerli çocuğu televizyon izlerken film de izler ve soyunu filmlerde anlatıldığı gibi görünce o zihinlerin nasıl zedelendiğini bilmemiz mümkün değildir.

geçenlerde bu durumu düzeltecek birkaç sendeleyen adım atıldı, ancak çok az ve çok aksak.. öyle ki, bu mesleğin bir üyesi olarak, bir birleşik devletler yurttaşı olarak bu gece bu ödülü kabul etmek içimden gelsin. öyle düşünüyorum ki bu ülkede şu anda ödül almak ya da vermek, amerikan yerlilerinin durumları önemli oranda düzeltilmediği sürece uygun değildir. eğer kardeşimizden sorumlu olamıyorsak en azından celladı olmayalım. bu gece doğrudan sizinle konuşuyor olabilirdim ancak yaralı diz’e (wounded knee) gidip, ırmaklar aktıkça ve otlar büyüdükçe onursuz kalmaya devam edecek bir barışın kurulmasını engelleyebilmek için elimden gelen yardımı yapmakla daha yararlı olabileceğimi hissettim.

ümit ederim ki şu anda dinleyenler bunu kabalık olarak addetmez de, yaşayan hafızanın ötesinden beri yaşamlarını destekleyen bu toprakların üzerinde tüm insanların özgür ve bağımsız kalma hakkı olduğuna inandığımızı söylemeye hakkımız olup olmadığı gibi önemli bir konuda dikkati çekmek için yapılmış samimi bir çaba olarak görürler.

bayan littlefeather’a gösterdiğiniz incelik ve nezâket için teşekkür ederim. hepinize teşekkür ederim ve iyi geceler dilerim."

kaynak

Hollywood'u Kurallarına Göre Oynamayı Reddeden Efsane Oyuncu: Marlon Brando