Siyasetçilerin Ev Hallerini Gösteren Fotoğraflar Neden Yayınlanır?

Siyasetçilerin samimi hallerini gösteren ev halleri, ülke fark etmeksizin basında arada sırada mutlaka yayınlanır veya bizzat bu kişilerin kendisi tarafından paylaşılır. Peki neden?
Siyasetçilerin Ev Hallerini Gösteren Fotoğraflar Neden Yayınlanır?

türkiye'de en çok konuşulan konuların başında gelen ve kitleleri etkileme noktasında da bayağı rağbet gören bir yöntemdir siyasilerin ev hallerini görüntülemek ve yaymak.

halka arz edilen politikacı ve iş insanlarına ait bu tür görüntülerin tarihsel arka planına bakmak faydalı olacaktır. çünkü kavramlar ve olgular da insanlar gibidir; doğum ve bebeklik hikayeleri, yetişkinlikleri hakkında iyi fikirler verir.

bunun için halkla ilişkilerin kurucusu ivy lee nam-ı diğer poison ivy (zehirli sarmaşık/batman karakterlerinden biri) ile tanışmak gerek. bu herif, araştırmacı gazeteciliğin çıkış yakalayıp politikacıların ve büyük patronların halk nezdindeki itibarlarını yerle yeksan edip başlarını ağrıttığı bir dönemde ilk basın bülteni fikrini ortaya atarak boy gösteriyor.

bilmeyenler için kısaca basın bülteni: kişi veya kurumların, kendileri ile ilgili her türlü söylenti ve gelişme hakkında medyayı ve kamuoyunu bilgilendirme metni.

1906 yılında pensilvanya demir yolu şirketine bağlı bir trenin kaza yapması sonucu 53 kişi ölüyor. ivy lee şirkete, gazetecilerin olayı araştırıp halka açıklamasındansa, onların ilk elden kamuoyunu bilgilendirmesinin daha faydalı olacağını bildiriyor. tarihteki ilk basın bülteni böyle yayınlanıyor.

Ivy Lee

daha sonra ivy lee'nin yolu türkiye'deki komplo teorisyenlerinin de vazgeçilmez arzu nesnesi olan rockefeller ailesi ile kesişiyor

o dönem john davison rockefeller'in başı colorado'daki madenlerinde çalışan işçi eylemleri nedeniyle fena halde dertte. uzun süren eylemler ve grevler nedeniyle milyonlarca dolarlık zarara uğrayan rockefeller, eylemleri bastırmak için hükümet aracılığı ile askeri güç kullanıp çoğu çocuk onlarca kişinin yaşamını yitirdiği ludlow katliamı'na sebebiyet veriyor. j.d. rockefeller, katliam ve işçilere yönelik tutum nedeniyle ülkede aleyhine oluşan tepkiyi dizginlemek için paison ivy'den bir halkla ilişkiler çalışması talep ediyor. ustaca işlenmiş bir halkla ilişkiler çalışması sonunda, kısa süre içinde ülkedeki algı tamamen işçilerin aleyhine olacak şekilde dönüşüm sağlıyor. yaratılan algıya göre ludlow katliamının asıl sorumlusu, yangını bilerek çıkaran işçi provokatörlerdir. polis ve askerlerin işlediği cinayetlerden ise tek kelime bir edilmemektedir.

ivy lee, bununla da yetinmeyip rockefeller'in imajına da bir çeki düzen verir. o yeşilçam'dan da aşina olduğumuz ceberut, şımarık, kibirli, işçi ve halk düşmanı, bornoz giyip adam dövdüren suratsız "fabrikatör saim bey" imajının yerine; işçileri iş yerinde ziyaret eden, tulum giyip onlarla aynı sofraya oturmaya tenezzül eden, onlarla foto çekinip gülümseyen, abartıp onlara barbekü partisi düzenleyen, hatta bokunu çıkarıp işçilere çıplak elle dokunan bir imajını yerleştirir ivy.

işte rockefeller'in, ivy'nin bu halkla ilişkiler çalışmasının meyvelerini yediğini görmüş olmalılar ki, daha sonra tüm politikacılar ve sermaye çevreleri arasında bu imaj yaratma çalışması inanılmaz bir hızla yayılıyor. bugün her seçim öncesi dünyanın her yerinde gördüğümüz taksi durağında çay içmeler, çatkapı evlere dadanmalar, tulum giyip madenlerde işçilerin sofrasına beleşten çökmeler, yer sofrasında görüntü vermeler, eşine bulaşıkta yardım etmeler falan hepsinin esinlendiği şey işte ivy lee yavşağının öncülüğünü yaptığı halkla ilişkiler tarzıdır.


kitlelerin güvenini kazanmak ve onların dünyasına yabancılaşmadığını vs göstermek için bunun bir ölçüde yapılması doğal ve anlaşılabilirdir

ama diğer her şey gibi bunun da fazlasının kaybettirdiği şeyler var. mesela ilkeler. bir yerden sonra tüm toplumun kaderini belirleyecek tarihsel süreçlerde rol almaya aday tiplere yaklaşımda mevzu dönüp dolaşıp onun kişisel/özel yaşamında sergilediği performansta düğümleniyor. oysa politik süreçlerde asıl belirleyici olan ilkeler ve bu ilkelerin sivil katılıma açık mekanizmalarla denetlenebilirliği, tartışılabilirliği ve yeri geldiğinde değiştirilip dönüştürülebilirliğidir. bir insanın ev yaşamı, hele hele kameralar önündeki yaşamının, kamusal alanı ilgilendiren konularda yeterli ipucu sağladığına dair yanılgıların nelere yol açabileceğini hep beraber görüyoruz. bu anlayış yüzünden ülkenin yarısı için özel yaşamdaki seküler duruş otomatikman demokratlığa, adilliğe, özgürlükçülüğe işaret iken; diğer yarısı için kameralar önündeki geleneksel ve dindar yaşayış harama el uzatmamaya, zulüm etmemeye, vicdanlı oluşa, halkın menfaatini esas almaya işaret ediyor. eğer kiralık katillerle, tecavüzcülerle, hırsızlarla, talancılarla, katliamcılarla, işkencecilerle yatıp kalkan yöneticileri, evlerinde kedilere kızgın şiş basıp eşlerini jiletliyor, çocuklarını kemerle dövüyorken hayal ediyorsanız, çok büyük yanılgı içindesinizdir. evinde piyano çalan, heykel oyan, kedi besleyen, çocukları ile oyun oynayan, resim çizen soykırımcıları, tecavüzcüleri, işkencecileri az görmedi insanlık.

dediğim gibi, bu tür imaj yaratım çalışmalarının dozu kaçtığı zaman, yönetici profilinde tek referans, şahsi yaşamları olur. bunun da nelere gebe olacağını asla bilemezsiniz. bu yüzden tartışmaların merkezine ilkeleri koymak her zaman çok daha faydalı olacaktır.