1990'lı Yılların Başında PKK ile Mücadele İçin Tansu Çiller Hükümetinin Aldığı Silah: HK23

90'ların başında terör örgütü PKK eylemleri hız kazanmışken Çiller hükümetinin başa gelir gelmez eğildiği bir konu da terörle mücadele için silah alımlarına yoğunlaşmaktı. Bu sırada da Alman yapımı HK21 ve HK23 ile yollarımız kesişti.
1990'lı Yılların Başında PKK ile Mücadele İçin Tansu Çiller Hükümetinin Aldığı Silah: HK23


hk21 veya hk23, alman makineli tüfekleri

(hk21 ve hk23'ün ikisi de birbirlerine namlu ve mekanizma eklenerek hızlıca dönüştürülebilen silahlar. hk da bildiğim kadarıyla bunları tek kasa olarak üretip namlusunu falan ayrı satıyor.)

tarihi arkaplan

türk ordusunun piyade tüfeği olarak 1967'de alman g3 tüfeğini seçmesi ile o yolun taşları da da döşenmiş olur.

hk21/23 serisi heckler / koch firmasının g3 ilk üretildiğinde hemen "yav bu askerlere g3 verdik bunun bir de makineli tüfeğini yapıp verelim" anlayışı sonucu dizayn edilip üretilmiştir. yani asıl amaç g3 almış ülkelere g3'e çok benzeyen bir makineli tüfek satmaktır. ama ona rağmen g3 kullanan ülkelerin ağababası, g3'ü icat eden ülke olan batı almanya mesela bu hk21/23'leri kendi ordusunda kullanmaya meyletmez. 1942 yılından beri kullandıkları genel maksat makineli tüfekleri olan mg42/mg3'ten gayet memnundurlar. bir de üstüne yeni makineli tüfek alıp lojistik zincirini falan bozmak istemezler. öyle bir şeye ihtiyaçları da yoktur, sovyetler birliği falan saldırsa geçmişte iş görmüş olan mg3 dizaynı yine iş görecektir. ama mesela portekiz ordusu falan bu silahları beğenip alır. biz de almanya gibi g3'ü mg3 ile beraber kullanagelen bir ülkeyiz. bu aklımızda şimdilik kalsın.

G3

hk21/23'ün tasarımı aslında ilginç ve hoş bir şeydir

silah genel olarak g3'ü andırsa da bu iki silahın birbirleriyle parça alışverişi pimler ve vidalar seviyesini (%19 falan) pek geçmez. birinin mekanizmasını alıp diğerine takamazsınız. ancak silahın genel kullanım tarzı, kurma kolunun yeri, gezin arpacığın falan konumu g3'le çok benzeştiği için temel askeri eğitimini g3 ile almış bir askerin hk21/23 tarzı silahlara geçmesi için gereken eğitim süresi çok çok kısadır. hk kitapçıklarında bu bir artı olarak reklam olur. hk21/23 serisinde ayrıca çok ilginç olarak bir makineli tüfeğin alamet-i farikası olan özelliklerden biri sayılan üst kapak takımı yoktur. herhangi şeritle mayonla beslenen bir başka makineli tüfekte mermi bittiğinde üst kapak takımını açar yeni şerit koyar ve kapağı kapatırsınız. hk21/23 böyle değildir, g3'e benzeme sevdası yüzünden üst kısım aynı şekilde muhafaza edilmiş ve bunun sonucu silahın beslemesi namlu seviyesinin daha altından girmek zorunda kalmıştır. bu da bu silahı akranlarından ayıran bence en büyük özelliğidir. mermiyi silaha tepeden besleme hiram maxim ilk makinelitüfeği icat ettiğinden beri john browning gibi ustaların bile "evet bu daha iyi" dokunmayıp aynen bıraktığı oldukça basit bir sistemdir. merminin fişek yatağına tepeden düşmesi makineli tüfekler söz konusu olduğunda hep norm, aşağıdan yukarıya çıkması ise hep istisnadır. hk21/23 serisinde atılacak mermi fişekyatağına girmek için işte böyle aşağıdan yukarıya çıkar.

diğer bir özelliği de kapalı mekanizmadan atış yapıyor olmasıdır. bu yüzden artı özellik olarak tek tek atışlarda diğer herhangi bir makineli tüfekten daha isabetlidir. kapalı mekanizmada tetiği çektiğiniz anda gerilerden gürül gürül yaldır yaldır kopup gelip kurulan bir mekanizma olmadığından silahın titremesi ve merminin bundan etkilenmesi minimumdadır. ancak bu sistemin eksi tarafı da işte soğuma problemleridir. mg3 gibi açık mekanizmadan atış yapan makineli tüfeklerde tetiği bıraktığınızda mekanizma komple geride takılı kaldığından boş kovan haznesinden falan püfür püfür hava dolaşımı sağlandığı için silahlar çok daha efektif soğutulabilir. kapalı mekanizma ise cayır cayır sıcak mekanizmaya mermi sokup kilitlediğiniz için hemen soğuyamaz. soğumadığı gibi de o mermi kafasına göre etrafını kuşatan aşırı sıcaktan "cook off" olup patlayabilir.

bu serinin bir diğer çok ilginç özelliği ise beslemenin hem şerit/mayon hem de şarjörle yapılabiliyor olmasıdır. nasıl yani? şöyle, atıyorum çatışmadasınız ve hk21 makineli tüfekçisinin mermisi bitti. yanındaki arkadaşından g3 şarjörü alıp silahına takıp darbeli atışlarına aynı şekilde devam edebilmektedir. g3'de hk21'de hem aynı mermiyi hem de aynı aşağıdan beslemeyi kullandığı için hk21 2 saniyede takılan bir aparat sayesinde şarjörle de atış yapabilmektedir.

bu hk23'ün türk ordusunda envantere girişi de tansu çiller dönemindeki yoğun silah alımları esnasında olmuştur

o dönemi anımsayanlarınız varsa haziran 1993 sonrası çiller geldiğinde tsk'nın vaziyeti biraz karışıktır. turgut özal, eşref bitlis gibi teröre dair farklı planları olan kişiler hep o yılın ilk üç ayında ölmüştür. terör örgütleri en cevval zamanını yaşıyor mayıs ayında bingöl'de 33 eri otobüslerden indirip tarayıp şehit edecek kadar ileri gidebiliyorlardı. silahlı kuvvetler ise 1984'te pkk ilk palazlanmaya başladığında ekipman olarak ne kullanıyorduysa 11 yıl sonra hemen hemen aynı tas aynı hamam gidiyordu. tek erin muharebe silahı g3, tim makineli tüfeği mg3. bu yani. o kadar. pkk ise ak serisi saldırı tüfekleri üstüne bunların abisi ablası olan rpk pkm üstüne bir de dshk 12.7x108mm uçaksavarları da katır sırtında intikal ettirebiliyordu. erdal sarızeybek'in anılarını falan okursanız 92 civarlarında düşmanın ateş gücünü daha yüksek bulur. para mara toplayıp körfez savaşı sonrası ıskarta olan ırak makineli tüfekleri falan almaya çalıştıkları vakidir.


işte bu çiller başbakanlığa geldiğinde bir tufan gibi geçen 1993 yılının da etkisiyle teröre karşı alınacak önlemlerde silah alımları en başa gelir. 92'de anlaşması yapılmış olan sikorsky uh60 helikopterleri falan teslim edilmeye zaten başlanmıştır, sonradan astarı yüzünden pahalıya gelecek cougar helikopterleri, abd'nin envanterden çıkardığı kobra atak helikopterleri yüklü sayılarda alınmaya başlanır. işte piyade tüfeği gibi hafif silahlarda ise devlet zamanında g3 için yaptığı gibi uzun vadeli bir plan yapmaktan imtina ederek spot ihtiyaç listesi gibi gidip çok farklı kaynaklardan çok farklı silah alımları yapmaya başlar. svd dragunov, pkm, rpg 7 roket atarlar gibi silahlardır bunlar. öyle ki bu doğu bloku silahları ondan daha 2 sene evvel sovyetler birliği ayaktayken, dünyada hala soğuk savaş sürerken bir nato ordusu olarak enventerimize girmesi hiç beklenmeyen şeylerdir. soğuk savaş bitince türkiye ihtiyacını öyle nereden olursa olsun karşılamaya çalışacaktır çünkü ortamdaki tehdit o derecededir ki bir saniye beklemeye hacet yoktur. bu dönemdeki bir diğer detay olarak da mesela kardak kayalıklarına çıkan sat komandolarının falan kullandığı m60, m16a1 gibi amerikan tipi silahlar da bu dönemde araya kaynatılıp alınır. konuyla alakasız ama onlar 1974'te abd'nin kıbrıs yüzünden uyguladığı ambargodan sonra türkiye'nin (f16 harici) aldığı herhalde ilk amerikan ekipmanıdır.

tsk'nın kim silah gösterse para çıkarttığı bu dönemde kendi asli piyade tüfeğinin (g3) üreticisi heckler und koch da bu deli harcama ortamını farkedip ışığı hemen görmüş ve anında silahlı kuvvetlere yanaşmıştır. ne istemektedir silahlı kuvvetler? "terörle mücadele koşullarında kullanılmak üzere alınacak atış gücü yüksek silah" ee zaten bütün ordu g3 kullanıyor. atış gücü yüksek silah dersek mg3 gibi bir karayılan dakikada 1200 mermi yağdırıyor. ne kaldı satılabilecek geriye, hk21 ve hk23. almanlar işte böyle zamanında portekizlilere bu silahları nasıl sattılarsa bize de aynı reklam kampanyası ile gelirler. hk21/23 portfolyosu g3 ile beraber kullanım kolaylığı, askerlerin ekstra eğitime gerek duymaması, kolay namlu değişimi, tek tek atışlarda üstün isabet vs ile mütevazi bir pakettir. ama yani böyle oyunun kurallarını değiştiren, devrim yapan bir silah da değildir. migrosa gidip çok da ihtiyacınızın olmadığı ama almış olmak için aldığınız bir şey gibidir. fiyatı da -bir batılı alman makineli tüfeğine göre- hesaplı sayılabilir. işte mercedes yanında vw jetta ayarında gibidir. bütün bunlara rağmen hk21/23 serisi o hesaplı fiyatını da egale ettirecek büyük bir yenilik de getirmez. o fiyata mesela sovyet/rus pkm (biksi) alınsa yeni mermi lojistiği falan da gerekse yalan yok o silah aynı işi daha ucuza ve etkili de yapmaktadır. gerçi daha sonra onu da zibilyon adet alacaklardır ama bu hk21/23 serisine de o ortamda para atmaktan geri durmazlar.

nihayetinde bu silahlar alınır ve jandarmada hemen 1993 sonunda doğu ve güneydoğu'da kullanılmaya başlanır. ama mesela mg3, g3, ve mp5/mp5k silahları için lisans anlaşması yapıp ülke sınırları içinde mke'ye üretim yaptıran devlet bu silahlarla öyle bir yola gitmez. dışarıdan o yıl ne aldıysa o kullanıma girer. ve böyle tüm hk21/23 serisi almanya'da üretilip geldiği için de şıkır şıkır sıfır hata çok kaliteli olurlar. hata payları, fabrika defosu yüzünden kırılma dökülme falan gayet azdır.


tsk'da kullanıma özellikle girenler hk23e 5.56x45 nato kalibresi tüfeklerdir. ordunun o sırada %99'u 7.62x51mm nato kalibresi kullandığından niye 7.62 kullanan ve gerektiğinde o bahsettiğim g3 şarjörlerini de paylaşabilecek hk21 silahı yerine bu daha ufak kalibreli olanlar tercih edilmiştir onu bilen pek görmedim. ama nitekim silahlar gelince timin makineli tüfekçisinin mermi kapasitesi mermiler daha hafif olduğundan bir anda 2.4 katına çıkar (250lik mayon taşıyan mg3 nişancısı aynı ağırlıkta 600 5.56 mermi taşıyabilir) ve hedefe gönderebildiği mermi adedi artar. ayrıca geri tepmenin hafifliği yüzünden isabet de bir miktar yükselir. ama makineli tüfeğin tesirli menzili aynı mermi kalibresi yüzünden en az bir 300m düşerek 500 metre seviyesinde gider. güneydoğuda ise operasyonel açıklık 800 metreleri sıklıkla bulduğundan o mesafeye rahatça mermi yağdıran mg3'ü bırakıp ondan daha az seri ve daha az ölümcül bu hk23e'lere işte ne gerek vardı merak konusu olmuştur. ağırlık denirse işte mg3 11kg civarı, bu hk23 ise 8.7 kg çeker.

nihayetinde heckler & koch firmasının yapabildiği en hesaplı makineli tüfek olan bu hk21/23'lerin fiyat bölü performansı işte ortalarda bir yerlerde iken rus pkm (biksi) 7.62 (ama rus kalibresi tabi 7.62x54r) mermi kullanıp, operasyonel açıklığı sorunsuz kapatıp üstüne aynı işi hk'nın yarı fiyatından ucuza üstüne 7.5 kiloya yaptığı için türk ordusunda da bir biksi furyası o yıllardan beri sürmektedir.


ne öğrendik?

evet kalite çogzel ama bir orduyu belli kalemlerini donatırken de kalite her şey demek değilmiş.

bonus: hk bu silahın bir de hk25 adında 12.7mm kalibresinde 16kg çeken uçaksavarını da yaptı ama ilgi gösteren çıkmadığı için üretemedi.