SİNEMA 11 Ağustos 2026
135 OKUNMA     5 PAYLAŞIM

ABD Bağımsız Sinemasının Önünü Açan Karı-Koca İkilisi: John Cassavetes ve Gena Rowlands

Yönetmen John Cassavetes ve oyuncu eşi Gena Rowlands'ın kendi başına film olacak hikayesi.

yönetmenler ve favori oyuncularına örnek vermek gerekirse, yönetmen john cassavetes ve oyuncu eşi gena rowlands demek de gerekir elbette…

koskoca amerikan sinema tarihinde şöyle derin etki sahibi bir ikili çıkarabilecek kaç kişi var acaba? çünkü bu ikili aslında başlı başına bir hareket, bir düşüncedir aynı zamanda.

gena rowlands’u bugünün izleyicisi oğlu nick cassavetes'in yönettiği the notebook filmindeki hafıza sorunları yaşayan yaşlı kadın rolünden hatırlar (ne acıdır ki gena rowlands 2024’te alzheimer’a bağlı demanstan ötürü hayatını kaybetti.) ama bu kadının ve eşinin arkasında bir türe damgasını vurmuş koskoca bir tarih yatar.

john cassavetes ve gena rowlands amerikan bağımsız sinemasını başlattı desem yalan olmaz, abartmış da sayılmam. çünkü 70’lerin çoğu kafası karışık yönetmeni onların stüdyo dışı çabasına bakıp "biz de yapabiliriz" diye düşünmeye başladı. john cassavetes kendi parasıyla, kendi arkadaş çevresiyle, stüdyo sisteminin hiçbir kuralına uymadan filmler çekti. senaryo üstünde saatlerce prova yapıp sonra kamerayı açıp oyunculara nefes alacak alan bırakan o yarı doğaçlama tarz bugün de birçok yönetmenin özendiği ama pek de hakkıyla beceremediği bir şey.

gena rowlands bu hikayenin sadece "yönetmenin eşi" tarafı değildi tabii, tam tersine cassavetes'in filmlerinin kalbiydi

a woman under the influence'daki performansı amerikan sinemasında görülmüş en cesur, en muhteşem oyunculuk anlarından biri bence.


cassavates imzalı faces, opening night, gloria, love streams filmlerinde gena rowlands'un canlandırdığı kadın karakterleri hep kırılgan ama asla acınası olmayan, özgün bir sinema tarihi yazdı. gerçek hayattaki evlilikleri filmlerine de sızmıştı bir bakıma, o yüzden kamera önündeki güven öyle taklit edilebilir bir şey değildi. gena rowlands sinema oyunculuğunun çehresini sonsuza dek değiştiren, sinema tarihinin hakkı tam olarak teslim edilmemiş kadın oyuncularından biridir.

bugün bağımsız sinema deyince akla gelen ilk yönetmenlerden biri jim jarmusch mesela, katıksız bir cassavates hayranıdır. kendisi cassavetes'in açtığı yoldan ilham almıştır. jim jarmusch’un night on earth’ün açılışı olan new york episodunda gena rowlands’u oynatması tesadüf değil gibi gelir bana. hayranı olduğu yönetmene ve onun sinemasının ayrılmaz parçası olan eşine hem saygısını göstermiş hem de neferi olduğu bağımsız sinemaya damgasını vurmuş ikonik bir kadın oyuncuyu filminde oynatmış olmanın gururunu yaşamıştır herhalde.

john cassavetes’in kendisi de aslında popüler bir oyuncuydu ve kendi filmlerini finanse etmek için hollywood janr filmlerinde oynamasıyla da bilinirdi. rosemary's baby'deki guy woodhouse'u ya da the dirty dozen'daki rolü onu geniş kitlelere tanıtan işlerdendi, ama o fimlerden kazandığı paralar hep bir sonraki bağımsız filmi çekmeye gidiyordu.


mesela cassavestes’in oynadığı "horror freak"ler de vardır. kendisini the incubus ve the fury gibi filmlerden de hatırlayabiliriz. yani bir yandan kendi bağımsız, deneysel sinemasını yaparken bir yandan da tam zıttı sayılabilecek janr filmlerinde kamera karşısına geçmesi, ona hem sanatçı hem de işini bilen bir usta kimliği kazandırdı. bugünkü bağımsız yönetmenlerin çoğunun imrendiği ama tam anlamıyla beceremediği bir denge bu aslında.

son olarak

neredeyse tam iki yıl önce ölen (14 ağustos 2024) gena rowlands’un the academy’ye verdiği röportajın linkini de bu yazının sonuna eklemek isterim:


dört buçuk dakikalık kısa bir röportaj ama özellikle john cassavates ile ilgili bölümünü izlerken duygulanmadan edemiyorsunuz (en azından ben)… cassavates’in paraları bittiğinde başka filmlerde oynayıp kazandığı paraları kendi bağımsız filmlerine aktardığını, ne kadar zor ama heyecanlı bir hayat yaşadıklarını, her türlü zorluğa rağmen kendi istedikleri işi yapmanın mutluluğuyla harika bir hayat yaşadıklarından bahsediyor. ve tabii gena rowlands’un bence sinema tarihinin en muhteşem kadın oyuncu performanslarından birini sergilediği "a woman under the influence" hakkında söyledikleri de ayrıca önemli. oldukça zor ve karmaşık olan bu rolü john cassavates özellikle gena rowlands için yazmış. ona “bu rol tamamen sana ait” diyerek rolünde özgürlük tanıması, yönetmenin ona verdiği bir hediye gibi gelmiş. sonra sözü son olarak oğlu nick cassavates’e getirip “the notebook” filminde merhum eşinin izlerini oğlunda görmesinden bahsetmesinin ardından söylediği son söz de bir kenara not edilecek türden: “filmleri seviyorum, çünkü yaşanabilecek çok çeşitli hayatları seviyorum.”

sinema tarihine silinmez bir damga vuran bu muhteşem ortaklık, ardında hollywood'un sahte kalıplarını yıkan ham bir hakikat ve tam da gena rowlands’un söylediği gibi, tek bir ömre sığmayacak kadar 'çeşitli hayatlar' bıraktı.