Attack on Titan Mangasını Animeye Uyarlayan Wit Studio'nun Başına Gelen İbretlik Şeyler

Wit Studio'nun yaşadığı şeyler, Japon kültür endüstrisinin adeta özeti gibi.
Attack on Titan Mangasını Animeye Uyarlayan Wit Studio'nun Başına Gelen İbretlik Şeyler

attack on titan... dışarıdan bakıldığında tüm dünyayı kasıp kavuran, her sezonuyla küresel popüler kültürün zirvesine oturan bir animenin arkasındaki stüdyonun bu işten parayı kırıp ihya olduğunu düşünenlerin fena halde yanıldığı; japon anime endüstrisinin acımasız sömürü çarkını ve wit stüdyo ile mappa arasındaki o meşhur bayrak devrinin perde arkasının sektörün yapısıyla alakalı olduğunu gösteren animedir.

anime dünyasında bir işin deli gibi tutmasıyla o işi kan ter içinde, uykusuz gecelerle çizen animasyon stüdyosunun zengin olması arasında maalesef uzaktan yakından hiçbir nedensellik bağı yok. burada bütün mesele, japon animelerinin neredeyse yüzde doksanını esir almış olan yapım komitesi sistemi denilen konsorsiyum düzeninde yatıyor.

normal şartlarda bir anime yapılacağı zaman tek bir şirket bu devasa maliyetin altına girmek istemiyor. bu yüzden manga yayıncısı, müzik ve ev videosu şirketi, televizyon kanalı ve reklam ajansı gibi devler bir araya gelip bir yapım komitesi kuruyor. parayı bu komite havuza koyuyor, risk bu şirketler arasında pay ediliyor ve doğal olarak işin sonunda ortaya çıkan ve manga satışları, müzik telifleri, uluslararası yayın hakları, figürler ve lisans gelirlerinden oluşan büyük pasta tamamen bu komite üyelerine hisseleri oranında dağıtılıyor. ilk üç sezonu çeken wit stüdyo için sıkıntılı durum ise bu komitede yer almaması.

attack on titan başlayacakken wit stüdyo 2012'de kurulmuş, çiçeği burnunda bir stüdyoydu. komiteye sermaye koyacak bir paraları olmadığı için masada yatırımcı olarak değil, adı animasyon yapımı olarak geçen, işi teslim etmek üzere sabit bir prodüksiyon bütçesi alan taşeron bir atölye olarak yer aldılar. yani komitenin bir üyesi değil, çalışanı olarak yer alıyorlardı. kodansha (manganın yayınevi) cilt üstüne cilt satar, pony canyon (müzik ve figürleri yapan şirket) ürünlerden ve müziklerden kasasını doldurur, crunchyroll (yurt dışı yayın haklarının sahibi) yurt dışı lisans gelirlerini komiteye akıtırken wit stüdyo'nun bu devasa kârdan tek bir kuruş dahi hisse alma hakkı yoktu. adamlara verilen sabit bir işçilik parası vardı ve o parayla haftalık bölümleri yetiştirmeleri bekleniyordu.

işin felakete dönüştüğü nokta ise wit stüdyo’nun çıtayı arşa çıkarma deliliği oluyor

resmen işini iyi yaptığı için başına bela açılıyor denilebilir. sağlam sinematik aksiyon sahneleri, animatörlerin ciğerini solduran 3d manevra teçhizatı sekansları ve detaylı çizimler komitenin verdiği sabit bütçeyi fersah fersah aştığında aradaki mali farkı komite değil, doğrudan wit stüdyo kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyordu. yani stüdyo animeyi dünya çapında bir fenomene dönüştürürken, aslında her bölümde kendi sermayesini eritip komitenin sofrasına meze ediyordu.

olayların gidişatı da zaten bu trajikomik komite sisteminin bir özeti niteliğinde. ilk sezon ve işe güce yeni başlamış wit stüdyo, projenin bu kadar devasa bir ilgi göreceğini ve iş yükünün bu denli ağır olacağını kestiremiyor. animasyon kalitesini korumak uğruna teslim takvimleri o kadar sıkışıyor ki, wit stüdyo orada burada animatör aramaya bile başlıyor. ilk sezon sektöre damgasını vursa da ama stüdyonun canını da fena halde sıkıyor çünkü zaten tutup tutmayacağı belli olmayan bir işin parasını peşin çoktan almış bile.

ilk sezondan sonra araya giren 4 yılın resmi bahanesi mangadaki hikâyenin ilerlemesini beklemek olarak sunulsa da, aslında ilk sezonla ikinci sezon arasındaki o meşhur 4 yıllık boşluğun asıl nedeni stüdyonun finansal sıkıntılarıydı. komiteden kâr payı gelmediği için ofis kirasını ve animatörlerin maaşlarını ödeyebilmek adına aradaki yıllarda nakit getirecek başka taşeron işler almak ve takvimlerini bunlarla doldurmak zorunda kalıyorlardı.

2. ve 3. sezonlar geldiğinde stüdyo içi iş yükü ve fazla mesai artık sürdürülemez bir hale geliyor. 3. sezonun sonlarına doğru komite manganın finaliyle eş zamanlı ilerleyecek devasa ve uyulması neredeyse imkansız bir teslim takvimine sahip final sezonu talebiyle masaya geldiğinde wit stüdyo yönetimi duruma anca uyanıyor. bu takvimle bu işi yapmak hem çalışanları fiziksel olarak tüketmek hem de sıfır kâr payıyla stüdyoyu mali olarak uçurumdan aşağı atmak demekti ve bu gidişattan dolayı bana göre mecbur kalan wit stüdyo projeden çekiliyor. komite projeyi piyasadaki neredeyse tüm köklü stüdyolara götürüyor ancak imkânsız takvim ve beklentinin devasalığı yüzünden onlarca stüdyo projeyi kabul etmiyor. bu enkazı devralmayı yalnızca mappa kabul ediyor. fakat mappa yönetimi resmen wit stüdyo’nun durumundan ibret alarak piyasa kurallarını çözmüş, adeta işin kaşarı olmuş. projeyi taşeron olarak almayı reddedip bizzat sermaye koyarak komiteye ortak oluyorlar. böylece küresel yayın haklarından ve lisans gelirlerinden pay alma hakkını elde etmiş oldular.

bu sırada wit stüdyo’nun bütçe aşımları ve yüksek üretim maliyetleri nedeniyle sermayesini tükettinden neredeyse iflas durumuna düşecek hale geliyor. wit ancak bundan sonra telif haklarına ortak olabildiği ya da yayıncılarla doğrudan anlaştığı projelere yönelerek mali tablosunu güç bela toparlayabiliyor. yani adamlar en çok tutan işlerden birini yapıp sanatı ve deliliği seçip işin ameleliğini yaptığı ve kaliteyi düşürmemek uğruna teknik olarak seviyeyi çok yüksek tuttukları için bataklığa sürüklenmişken, mappa sektörün kurallarını kavrayıp masaya tüccar olarak oturduğundan pastadan hakkını almış oldu. dünya çapında kült iş yapsan bile sermaye masasında payın yoksa, bu sektörde dev şirketlerin değirmenine su taşıyan bir çark olmaktan öteye gidememeyi bu kadar net gösteren bir örnek olması, iş güç yaparken mali duruma da önem vermenin zaruriyetini anlatıyor. çok şükür ki sonradan bir şekilde toparlayıp mazide kalan hoş bir seda durumuna düşmediler ama attack on titan’ın ekmeğini yiyememeleri de çok acı bir durum.