Edgar Allan Poe'nun Olbers Paradoksunu Uzun Yıllar Önce Bir Şiirinde Çözmesi
milyarlarca yıldız varsa gökyüzü neden karanlık sorusunun cevabını bir fizikçiden 100 yıl önce dünyaca ünlü bir şairin (bkz: edgar allan poe) nun bulması ufkunuzu açabilir.
yıldızların arasındaki karanlık orada olmamalı. herhangi bir yön seçin ve o yönde dışarı doğru ilerleyin. sonsuza uzanan bir evrende bu çizginin bir yıldızın yüzeyinde son bulması gerekir; tıpkı yeterince derin bir ormanda dışarıyı görememek gibi.
yani gece gökyüzü yıldızlarla serpiştirilmiş olmamalı. gökyüzü kesintisiz olmalı, üzerindeki her nokta güneş'in yüzü kadar parlak olmalı. uzaklık bir kurtuluş değildir: iki kat daha uzağa bakarsanız her yıldız dörtte bir ışık gönderir, ama yıldız sayısı dört kat artar. bunlar tam olarak birbirini götürür; katman katman, sonsuza dek.
bu çelişki, 1823'te bunu yazıya döken alman gökbilimci heinrich olbers'in adıyla anılır: (bkz: olbers paradoksu)
gökyüzü karanlıktır, çünkü evren onun parlak olabilmesi için yeterince uzun süredir yaşamıyor. yaklaşık 13,8 milyar yaşında olan evrende, bize ulaşabilmiş ışık o kadar uzaktan geliyor ki; daha henüz varamadı.
üstelik yıldızların kendisi de sonsuz yaşında değil: en eskisi bile evrenle birlikte doğdu. o yıldızlar orada ve ışıkları hâlâ yolda.
1848'de edgar allan poe bunu eureka adlı nesir şiirinde çözdü; fizik ise aynı sonuca varmak için bir yüzyıl daha bekledi.
"görünmeyen arka planın uzaklığı o kadar devasa olmalı ki, oradan gelen hiçbir ışın henüz bize ulaşamamış olsun."
üstelik şairin bu öngörüsü hiçbir zaman yanlış değildi, yalnızca erkendi: gökyüzü gerçekten de her yönde eşit biçimde parlıyor. 1965'te arno penzias ve robert wilson, bir anteni bozan ve nedenini bir türlü bulamadıkları hiç dinmeyen bir fısıltıyı, yani kozmik mikrodalga fon radyasyonuna rastladılar. bu, evrenin yaklaşık 380 bin yaşındayken saldığı ilk ışıktı; ateş gibi parlayan bir gökyüzünün ışığı.
evrenin genişlemesi onu öyle gerdi ki dalga boyu kırmızının da ötesine, mikrodalga bölgesine kaydı ve sıcaklığı yaklaşık 2,7 kelvin'e, yani mutlak sıfırın hemen üstüne düştü.
gözlerinizin göreceği bir şeyi yok, ama eski bir analog televizyonun cızırtısının küçük bir kısmı bu ışık sebebiyledir.
bu gece tepenizdeki siyahlık evrende açılmış bir delik değil. size doğru hâlâ yolda olan kısmı.