Pfizer ve BioNTech'in COVID-19 Aşısı Tam Olarak Nasıl Çalışıyor?

Pfizer ve BioNTech'in geliştirdiği ve en az %90 koruyuculuk sağladığı belirtilen aşının çalışma mekanizmasına dair aydınlatıcı bilgiler.
Pfizer ve BioNTech'in COVID-19 Aşısı Tam Olarak Nasıl Çalışıyor?

bnt162b2 (aşının bilimsel ismi): daha çok bilinen adıyla biontech (alman) aşısı. pfizer (usa) ile beraber medyada daha çok alman amerikan iş birliğiyle lanse edilse de fosun pharma (çin) ortaklığı da vardır. bu aşı bir m-rna aşısıdır. eğer ipi göğüslerse ilk kez bu teknolojiyle bir aşı insanlar için piyasaya sürülecek.

bu aşı nasıl çalışıyor?

ön bilgi: insan genomu dna’dan oluşur. hücremiz bir protein sentezlettireceği zaman dna’dan bir takım yöntemlerle bir rna kodu çıkarır. bu kod son aşamada m-rna türünde olur ve hücremiz istediği proteini bir takım hücre içi elemanlara bu m-rna kodu aracılığıyla sentezlettirir. virüsler ise dna ya da rna genomuna sahiptir. ikisinden birisi olur. sars-cov-2 rna virüsüdür.

ön bilgi 2: sars-cov-2 vücuda girdikten sonra bağışıklık sistemimizden kaçarsa hücrelerimize gelip tutunuyor. sars-cov-2’nin spike proteini denilen bir parçası var ve bu parça bizim hücrelerimizle bağlantıyı kuran hücrelerimize tutunan kısmı. (bu tutunan parça çokomelli unutmayın.) 

bu bağlantıyı sağladıktan sonra çeşitli proteinlerini ve genetik materyalini(rna) salıyor hücremize. bu salınan proteinlerin vs. etkisiyle hücremiz adeta imperius lanetinin etkisindeymiş gibi virüsten gelen tüm emirleri dinleyerek istediği her şeyi yapıyor ve sonucunda binlerce virüs kendi hücrelerimizin içinde oluşuyor. sonra bunlar yeni hücrelere tutunuyorlar olay katlanarak bir artışla ilerliyor. 

şimdi bu mekanizmada virüsün tutunması olayının en önemli rolde olduğunu basitçe öğrendik. çünkü tutunamazsa, çoğalamaz çoğalamazsa hasta edemez diyebiliriz.

ön bilgi 3: bağışıklık sistemimiz vücudumuzdaki her şeyi tanır. bağışıklık sistemimiz sürekli olarak elinde bir listeyle gördüğü herkese gbt yapar. bu sayede en ufak yabancı bir şeyi bile farkeder. eğer elindeki listede gbt yaptığı şeyin kaydı yoksa onu kendi içindeki mekanizmalarla yok etmeye çalışır.

bu kadar ön bilgi yeterli, şimdi aşı nasıl çalışıyor kısmına geri dönelim

rna aşılarında virüsün bu genetik kodunun (rna’sının) tamamı kullanılmaz. virüsün genetik kodunun belirli bir parçası (rna’sının tamamı değil de bir kısmı) kullanılır. bu virüste de bizim açımızdan en önemli parça yukarıda da çokomelli unutmayın dediğim spike proteini. işte bu spike proteininin m-rna kodlarını (yukarıda da yazdığım bizim hücremizde protein sentezlettirebilen kod türünü) aşıda kullanmışlar.

komplo teorisyenleri için ara not: bize aşılayacakları genetik materyal parçası ile genetiğimiz değişemez çünkü genomumuza dahil olamaz. çünkü enjekte edilen materyal rna kodunda, biz ise dna kodundayız. 

zaten genomumuza dahil olabilecek olsaydı virüsle enfekte olan herkesin genetiği bozulurdu. yukarıda da anlattığım gibi virüs hücrelerimize tutunduğunda tüm genetik materyalini salıyor hücremize, bu da genomumuza dahil olmuyor, sonucunda kendini çoğaltıyor.
tüm bu mekanizmaların dışında virüs enfekte ettiği hücrede genomumuza dahil olsa bilse işlev göremeden o hücre bir şekilde iptal olur. 

yani demek istediğim basitçe şu ki gün içinde virüslerden de bağımsız olarak da tüm vücudumuzda milyonlarca reaksiyon oluyor ve bazılarında mutasyonlar gerçekleşiyor ki bunların sayısı da gerçekten de çok çok fazla. bazen kodlamada bir sıkıntı oluyor (yani illa dış mihrakların kodumuzu bozmasına gerek yok kendi kendimize yetiyoruz hehe) yanlışın farkına varan hücre intihar ediyor, etmezse savunma sistemi gbt yaparken "al bunun al al al" diyor yok ediyor. yanlış kodlar oluşsa bile oluşan her kodun bir karşılığı yok evrimleşirken kendimizi öyle bir güvenceye almışız. 

tabi bazen bu yanlışlıklar silsilesi çözülemiyor ve kansere neden oluyor. ama kansere neden olması öyle kolay bir olasılık değil. her gün vücudumuzda sürüyle mutasyon oluyor. trilyonlarca yaşam boyu devam ettirdiğimiz mutasyonlar sonucunda kanser görülebiliyor. yani 3 basamakta anlattık diye hesaplanabilecek bir olasılık değil. (piyangovari bir olay tabii yok sayılabilecek olasılıklar ne yazık k gerçekleşiyor.)

dolayısı ile bu aşı kanser yapacak çığırtkanlığı yapmak bana saçma geliyor. yüzde yüz yapmaz diyebilecek birisi de değilim zaten böyle bir kararı bir kişi de veremez, böyle bir karar kurumlardan çıkar. fda gibi, ema gibi kurumların vereceği onaylara bakacağız. komplo teorisyenleri için ara notumuz bitmiştir.

aşıya bu rna parçaları lipid kılıflarla konuluyor. neden lipide konuluyor? çünkü hücre zarımız herkesi damsız içeri almaz. elini kolunu sallayarak giremezsin öyle. lipid dediğimiz şeyden komplo teorisi zaten çıkmaz bildiğin yağ. evet böylece enjeksiyonlar sonrasında genelde o bölgedeki hücrelerimiz bu lipid kılıflı rna parçalarını içeriye alıyor. stoplazmamızda (hücre içindeki organize sanayii) bir takım hücre içi elemanlar tarafından kodlar okunuyor ve spike proteini üretiliyor ve hücremizin dışında yüzeyinde bir yere geçiyor. işte tam bu noktada bağışıklık sistemimiz gbt yaparken bir bakıyor ki elindeki listeyle hücrenin yüzeyi uyuşmuyor. oradaki yabancı proteini gören bağışıklık sistemi amerikan başkanı dahil herkese haber verip ortalığı ayağa kaldırıyor ve saldırıyor. işte bu noktada aslında tek başınayken bizim hücre yüzeyimizde hastalık yapamayan spike proteinini bağışıklık sistemimiz tanıyor nasıl yok edeceğini öğreniyor ve bağışıklık sistemimiz bu proteinle bir daha karşılaştığında onu hemen yok etmek için timler ayarlıyor.

Mesajcı RNA: Sentezlenecek bir proteinin amino asit dizisine karşılık gelen kimyasal şifreyi taşıyan bir moleküldür.

ileriki bir dönemde vücudumuza sars-cov-2 virüsü girdiğinde bağışıklık sistemimiz tek tek gbt bakarken yine bir yabancı protein olarak virüsle de karşılaşacak. virüsün spike proteini parçasını etkisiz hale getirmeye eğitimli ve hazır olduğu için derhal harekete geçecek spike protein başta olmak üzere saldıracak ve virüsün hücrelerimize tutunmasını önleyecek. beklenti yukarıda da yazdığım gibi şudur, virüs hücreye tutunamayacak, tutunamayınca çoğalamayacak, çoğalamayınca hasta edemeyecek.

aşı 1 kişiye 2 doz uygulandığında istenilen etki düzeyine ulaşıyor. yani ilk doz vurulduğunda bağışıklık sistemimiz gbt yapıyor, yakalıyor, öğreniyor ve sisteme atıyor. ama ilk kez karşılaştığında yeterince uyarı oluşmuyor. aradan fazla zaman geçmeden 28 gün sonra ikinci dozda bağışıklık hücrelerimiz gbt yaparken bu sefer ciddiye alıyor ve artık uzun bir süre nasıl saldırması gerektiğini unutmuyor, birlikleri de hazırda tutuyor.

mekanizma herkesin anlayabileceği şekilde basitçe böyleydi.

şimdi gelelim verilere

biontech firmasının 18 kasım 2020 tarihinde yaptığı basın duyurusuna göre etki süresi henüz belli değil. ancak ne kadar etkili onu yaptıkları açıklamalardan biliyoruz.

aşı çalışmaları şu an faz 3 aşamasında 6 ülkede (amerika birleşik devletleri, almanya, türkiye, güney afrika, brezilya ve arjantin) devam ediyor. 150 farklı yerde klinik deney yapılıyor.  43.000'den fazla gönüllüde yapılan çalışmalar sonucunda tüm gönüllü gruplarında önemli bir yan etki gözlemlenmemiş. (baş ağırısı, yorgunluk vs gibi ufak tefek yan etkiler.) 

tüm gruplar içinde sadece 170 kişide covid-19 gözlenmiş. bunların 162'si plasebo grubundan 8'i ise aşı olan gruptan. başarı oranı %95 olarak verilmiş. bu 170 vakadan 10 tanesi ağır vakaymış ve bu ağır vakalardan sadece 1 tanesi aşı yapılan gruptanken 9 tanesi plasebo grubundanmış. tüm denek gruplarında önemli bir yan etki gözlemlenmemiş.

(plasebo grubu: bu gruba denenen aşı yapılmıyor, gönüllü kendisine yapılanın denenen aşı mı plasebo aşı mı olduğunu bilmiyor. kabaca söylersek, aşı çalışmasını etkilemeyecek bir şeyler veriliyor vücuda. plasebo aşıyı uygulayan doktor da plasebo aşı mı denenen aşı mı uyguladığını bilmiyor. yani çift kör sistemle çalışılıyor. her bir gönüllüye yapılan plasebo ya da denenen aşının kendi kodu var merkezdekiler biliyor kime ne uygulandığını. istatistikler o şekilde çıkıyor. bu tüm aşı-ilaç geliştirmelerinde kullanılan gerekli bir yöntem.) 

paylaştıkları tüm bu istatistikler gerçekten insanı heyecanlandırıyor ama şunu unutmayın bu verilere biontech ve pfizer şirketlerinin yaptığı basın açıklaması üzerinden ulaşıyoruz. yani henüz uluslararası geçerliliği olan bir dergi-hakem vs. inceleyip "evet bu bilgiler doğrudur gardeş haklısığız" demedi. 

bunun yanı sıra şirketler, fda'dan, acil kullanım onayı (eua) almak için gerekli kriterlere ulaştıklarını 18 kasım tarihli basın açıklmasında duyurmuştu ve fda'dan acil kullanım onayı almak için 20 kasım'da başvuru yaptıklarını duyurdular

bu basın açıklamasında şu detaya da ulaşıyoruz, uğur şahin tüm bu çalışmalar süresince european medicines agency ile veri paylaşımı yapmış.

ema ile sürekli veri paylaşımı sonucunda onaylar beklediğimizden hızlı gelebilir diye düşünürken ingiltere, mhra'nın (medicines and healthcare products regulatory agency) kararı üzerine ülkede kullanıma geçeceklerini duyurdu

20 kasım tarihli basın açıklamasından öğrendiğimiz kadarıyla avustralya, kanada, japonya'daki kurumlara da başvuruları yapmışlar, süreç devam ediyor.


komplo teorisi güncellemesi

bize aşılayacakları genetik materyal parçası ile genetiğimiz değişemez çünkü genomumuza dahil olamaz. çünkü enjekte edilen materyal rna kodunda, biz ise dna kodundayız.

buna takılarak retrovirüsler üzerinden revers transkriptaz enzimi var denmiş. hakikaten ilginç bir enzimdir rna'yı dna, sağcıyı solcu yapar, öyle bir enzim bu. (sağcıyı solcu yapması birbirinden farklı şeylere çevirebildiğini anlatmak için destekleyici bir örnek yoksa kimsenin siyasi düşüncesini etkileyebilecek bir enzim değildir. aman diyeyim yeni komplolara yelken açmayalım.) 

her şeyi çok basit bir dille detaylara girmeden anlattığım için kafa karışıklığına neden olmasın. hadi bu revers transkriptaza gelin bakalım biraz ufak tefek.

(devam etmeden önce her gün milyonlarca yapılan sars-cov-2pcr testleri rt-pcr zaten. sars-cov-2'nin rna'sı bu testle doğrulanıyor ve öyle pozitif tanı alıyoruz.)

revers transkriptaz enzimi retrovirüs ailesinde bulunan istisnai bir enzim. istisnai derken bir tek retrovirüs ailesine özgü değil ancak nadir bir enzim. sars-cov-2, coronavirüs ailesindendir bu enzime sahip değildir. bu enzimi yönetecek, ürettirecek vs kodu yok.

insan hücresi rna replike etmez. dna'dan, rna'yı transkripte eder. rna virüsleri de evrimleri boyunca buna göre seçilime uğramışlar. kimi rna virüsü kendi içinde rna polimerazını taşır kimisi konak hücreye bu enzimi ürettirir ve kendi rna'sını replike eder. coronavirüsler pozitif kutuplu olduklarından rna polimeraz enzimini taşımaz. konak hücreye ürettirir. bütün işini sitoplazmada görür.

retrovirüsler ise istinai olarak rna transkriptaz ile bir dna dizisi oluşturur. enzimin rna az etkisi ile rna yıkılıp komplementer dna iplikçiği tamamlanır ve çift iplikçikli bir dna ortaya çıkar. bu viral genom çekirdekte integraz ile konak hücrenin dna'sına yerleştirilir. konak hücre rna polimerazını kullanarak m-rna transkripsiyonunu yapar.

bu revers transkriptaz enzimi rna'yı dna'ya çevirirken bir sürü hata yapar. çeşitli mutasyonlara neden olabilir.

komplocuların işaret ettiği gibi aşı kokteylimizi m-rna + revers transkriptazla oluşturalım. hadi diyelim bir şekilde oluşan dna iplikçiğini çekirdeğe soktuk, e kokteyle integraz koymamışız, bizim genoma dahil olamadı.

hadi durun durun kokteyli değiştirelim, m-rna + revers transkriptaz + integraz yaptık.
bir kısım hücrelerimiz de bunu aldı genoma kattı. kulağımızı ters elle tutmuş olduk. olmayacak bir yolla proteini ürettik diyelim. ya da üretemedik ve revers transkriptaz mutasyona sebep oldu. e zaten ya hücre intihara gider ya da bağışıklık sistemi farkedip yok eder ya da kanser veya başka bir hastalık olabilir. ki aşı bu yolla verilmediği için böyle bir mutasyon endişesine gerek yok.

2008'den beri klinik deneyleri yapılıyor rna aşılarının. böyle bir olay izlenmemiş. bu arada rna aşılarının geliştirilmeye çalışılmasının sebeplerinden birisi kanseri yenmek.

yok yok aslında komplocular diyor ki bunla başka kod verecekler ne spike proteini sekansının m-rna'sı be kardeşim diyorlar. pandemi zaten hikayesi bu işin diyorlar.

komplocular için eskiden olan bir olayı yazmak isterim. dünyada ilk kez çiçek aşısı üretilirken inek çiçek virüsü (cowpox) kullanılmıştı. o zamanlar aşı karşıtları siz bizi ineklere çevireceksiniz diyorlarmış. aşıyı olan kimse ineğe dönüşmedi. tarih sahnesinden insan çiçek virüsü silindi.

diyeceğim o ki dünyanın en önemli onay kuruluşlarından geçecek bu aşı ya da diğer aşılar fark etmez. otor kurumlar fda, ema gibi onay veriyorsa, sorun yok diyorsa yoktur. acil kulanım onayı için de prosedürler basit/kolay değil. bilime güvenin.