Seinfeld'in Zamanında Bizlere Çaktırmadan Öğrettiği Önemli Şeyler
seinfeld ilgili yazılacak çok şey var ancak; bugün arkadaşım ile konuşurken fark ettiğim bir detayı paylaşmak istedim.
bugün bir arkadaşına önersen, izle desen, 2026 yılında açacağı diziden belki bir the office, himym, big bang theory ya da two and a half man tarzı bir komedi bekleyecektir. eğer daha önce hiç izlemediyse, hele bir de yeni kuşak ise bu diziyle bağ kurma şansı düşük. haaa eğer kurarsa, varınızı yoğunuzu o kardeşimizin geleceğine bağışlayabilirsiniz.
bu dizi fanlarının en büyük altyapılarından biri; internetten bir fotoğrafın 10 saniyede açıldığı (erken 2000' ler) ya da daha bilgisayarların bile eve girmediği 90' lar sonu döneminde; orta okul, lise dönemlerinde bir ergenken, dünyayı anlamayı çalışırken, kendini keşfederken, komediyi anlamaya çalışırken, dış dünyada neler oluyor, kim ne dinliyor, ne izliyor, nasıl yaşıyor diye düşünürken; bu dizi ile bilmediği sulara kulaç atmasıdır. bunu da o dönem cnbc-e' den ya da kablolu kanallardan, haftada bir ya da her akşam 20 dk lık bir sekans olarak emek verip yakalayarak görmesidir.
bu diziden; farklı kültürlerde arkadaşlık, gündelik yaşam, ekonomi, müzik, dışarda takılmak, televizyon gibi çok basit olgulara nasıl baktıklarını görürdük. ayrıca; yeri geldiğinde olay yeri geldiğinde durum komedisini, absürt komediyi size öğretirdi. farkında olmadan izlerdik tabi. zekice esprileri keşfettikçe bu kitle bu diziye daha da çok bağlandı.
düşünsenize; lisede eğitim gördüğünüz ve artık özgürlüğe adım atmak üzere olduğunuz bir dönemdesiniz, sonraki eğitim hayatınızda ya da sadece hayatınızda ne yapacağınızı, nasıl bir hayat yaşayacağınızı merak ederken, ne yapayım, nasıl yapayım diye düşünürken; abd de, eski püskü de olsa bir evde yalnız yaşayabilen, çok para derdi olmadan sevdiği işi yapan, sürekli arkadaşları ile takılabilen bir adamı izliyorsunuz ve size böyle bir hayatın olabileceğini gösteriyor. her karakterin düşüşleri ile birlikte tekrar ayağa kalkıp günlük hayatlarına devam edebildiklerini görüyorsun. minimal bir yaşam tarzıyla mutlu olunabileceğini görüyorsun, tabi karakterlerimiz her ne kadar daha çok mutsuz olsa da ekrana bakıp "ya şöyle bir hayatım olsa yeter bana" diyebiliyorsun. yani bu bakış açısı ile izlerken; komediden ziyade bu 4 arkadaşın günlük hayatları; aslında senin ilerde yaşayacağın hayatın bir kısım hayallerini karşılıyor. en azından o dönem bizim için öyleydi.
diziyi izleyip çok defa daha üniversiteyi bile kazanmamışken eve mi çıksak diye düşündük, aynı etkiyi friends' te de görebilirsiniz. bugün 40 yaşın sınırını geçmiş her friends izleyicisi, o dönem arkadaşları ile aynı şekilde takılabileceği bir cafe arayışında olmuştur.
yani bu diziye yeni başlayacak genç tayfanın, daha "gülmedim, nesini beğeniyorsunuz?" yorumunu yapmadan önce diziye biraz şans vermesi; hele ki şu anda herkesin, en genç kardeşlerimizin bile, hayat koşturmacası içinde kendilerine nefes alabilecekleri bir süre yaratabilme fırsatını bu diziye vermesi lazım.
bu arada üniversitede değil ama sonradan mezun olup yalnız yaşamaya başladığımda, seinfeld masası, seinfeld abajuru, seinfeld duvar rengi, seinfeld taburesi diye evimi bayağı bir benzer döşemeye çalışmıştım : ) ümraniyedeki mobilyacılara elimde telefonla "şu masadan var mı, yapabilir miyiz" diye çok sordum, sonunda da buldum.
neyse değerli suserler, beni tanıyan büyük takipçi kitlem (19 kişi) şunu bilir ki, ben boşa entry girmem, amacım hep fayda sağlamaktır : ) başlığa girip merak eden suser dostlarım diziye şans versin, izlesin, izlerken o eve, o cafeye gitsin otursun, sohbetlere katılsın, şu koşturmacada gerçekten nefes alacağını görecektir.
üzücü not: dizi yorumu, bu oyuncu ve ekibin bugünkü karakterlerinden bağımsız yazılmıştır.