Türk Sinemasında Absürt Komedinin En Başarılı Örneklerinden Biri: Arabesk

1989 yapımı, yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in üstlendiği ve başrollerinde Şener Şen, Müjde Ar ile Uğur Yücel’in yer aldığı Arabesk, Türk sinemasında absürt komedinin en iyi örneklerinden biri.
Türk Sinemasında Absürt Komedinin En Başarılı Örneklerinden Biri: Arabesk

türk sinemasının yakın geçmişinde baskın iki tema görürüz. 'nayır, noolamaz' cümlelerini sıklıkla duyduğumuz yeşilçam melodramları ve arabesk şarkıların fonunda kaderin sillesini yiyenlerin acı soslu hikayelerinin anlatıldığı arabesk filmler. peki ya bu iki tema birlikte olsaydı nasıl bir şey izlerdik ?

türk sinemasında bolca melodramlar, romantik komediler, dramlar izledik ancak nadir gördüğümüz bir tür var, absürt komedi. üstelik oldukça zor bir tür çünkü iyisi ne kadar mükemmelse kötüsü de o kadar tahammül edilemez ve ertem eğilmez bu türle yeşilçam geleneğinden, kendisinin de zaman zaman filmlerinde yer verdiği klişelerden arabesk filmini yaratarak hem sinemada bir dönemin kapanışını yaptı hem de türk sinemasının en iyi örneklerinden birini ortaya çıkardı.


arabesk, bu iki temanın mükemmel bir karışımı.küçük emrah’lı, orhan gencebay’lı arabesk kültürü ve şarkılarının hüküm sürdüğü filmlerle, tepedeki ağacın çevresinde mutluluk içinde koşan saf ve umutlu aşıkların hikayesinin anlatıldığı yeşilçam melodramların birlikteliği. sadece türk sineması referansları değil, gazinocular kralı tiplemesiyle buram buram the godfather esintisi olan sahneler de var.

açılışta ‘’ sizlere az sonra büyük, çok büyük, belki de en büyük bir aşkın öyküsünü anlatacağım. ferhat ile şirin, leyla ile mecnun, kerem ile aslı’nın aşkları bile hiç kalırdı bu aşkın yanında. ağa kızı müjde ile yanaşma oğlu şener ’in aşkıdır bu.” cümleleriyle dahil olduğumuz, bu kadar da olmaz denilen rastlantılar ve yanlış anlamalarla devam eden bu aşkı izlerken bu komedi öğelerinin altında toplumsal bakış açılarını da görürüz. müjde ve şener’in yanlış anlamayla başlayan ayrılık hikayesinde müjde, istanbul’a tek başına giden bir kadın olarak önce tecavüze uğrar, sonra geneleve düşer ve hayat kadını olur; ardından kendisine zengin bir hami bulur. ve annesi benzer yollardan yanına geldiğinde şu sahneyle toplumun kadına ve cinselliğe olan bakış açısını da anlatır bize.bir erkek olarak şener ise aynı yol üstünde gazinocular kralıyla karşılaşmasının sonucunda solist olarak üne kavuşur ancak bu bahtsız aşıkların trajedisi yeni başlamaktadır. onları ayırmak isteyen kaya’nın sinsi planları sonucu şener’in hapse girmesi, müjde’nin gazino patronuyla tanışması sonrası gazinonun yeni starı olması, kör olmalar, kansersiniz; 3 gün ömrünüz kaldı haberleri, ‘’ ben başkasını seviyorum müjde’’ diyerek severek ayrılalım yalanının ardından, şener’i korumak için müjde’nin ‘’ seni sevmiyorum, bu hayata alıştım ben ’’ tiradı, hafıza kayıpları, kurşunlanmalar, kavuşacaklar mı derken ‘’daha başlarına ne gelebilir ? ‘’ sorusuna ait tüm cevapları izlediğimiz ve her anında eğlendiğimiz bir filmdir arabesk.


film, oyuncu seçiminde ( şener şen, müjde ar, uğur yücel, kadir savun, rasim öztekin ) adeta bir şampiyonlar ligi tadı verirken ve senaryo olarak bu kadar iyiyken ( gani müjde için aşılamaz bir kariyer çıtası olmuştur ) daha da unutulmaz yapan yönlerinden biri müjde ar ve şener şen’in sesinden dinlediğimiz şarkıları. hep akıllarda kalan terk edildim, isyankarım, aşk olsun gibi şarkılarla aysel gürel ve atilla özdemiroğlu birlikteliği türk sinemasının en iyi soundtrack albümlerinden birini oluşturmuş. en dikkat çekici şarkı ise salla , dinleyenler bu müziğin daha sonra sezen aksu’nun ‘’ rakkas ‘’ şarkısında da kullanıldığını hatırlayacaktır.

arabesk, ertem eğilmez’in son filmi oldu. filmle ilgili ünlü yönetmenin “bu, benim hayatımın kolajı. finali dramatik bitiriyorum ama giderken de günah çıkarıyorum. çünkü halkı aldattım. hep pembe dünyalar gösterdim. burada günah çıkarıyorum.” sözlerini aktaran görüntü yönetmeni aytekin çakmakçı çekim sürecini de şöyle anlatıyor.


"film 4,5 ay sürdü, aslında bu sürenin hepsi çekim değildi. o hastaneden bizi yönlendiriyordu,biz de anlattığı sahneyi çekip videokasetlerine kaydedip hastane odasında ona izletiyorduk, beğenmediği sahneleri tekrar çektiriyordu. aslında elimizde yazılı bir senaryo yoktu, ertem ağabey anlatıyor, biz çekiyorduk. ve film bitti, montajlı son halini gördü, 3 ay sonra ertem ağabey öldü."

şu bir gerçek ki ertem eğilmez filmleriyle sinemayı özel yapan kişilerden biriydi ve bize bıraktığı birbirinden harika filmlerle kendisine hep minnettar olacağız.