Bir Edebiyat Eserini Kafkaesk Yapan Şey Nedir?

Franz Kafka'nın literatüre kazandırdığı tekniğin belli başlı özelliklerinden yola çıkarak bu soruyu cevaplayabiliriz.
Bir Edebiyat Eserini Kafkaesk Yapan Şey Nedir?

türlü şekilde ifade edilse de kafkaesque, kafkavari, kafkaist, kafkaest dediklerimiz aslında aynı anlama gelmektedir. kafkaesk kelimesini ilk kez kimin kullandığına dair bir kanıt yok. ancak kimden türetildiği herkesin malumu.

joe fassler 'in the atlantic dergisinde 'kafkaesk ne anlama geliyor?' sorusuna verdiği cevap şu şekilde: kafka'nın kendine has nitelikleri, bir dili kullanımı ve dilin yapısını tamamen etkiliyor. fantezi ve gerçeklik, mutlak bir umutsuzluk ile asla bitmeyen mücadele duygusunu o kasvette iç içe alıyor.

bizim düşüncemiz de aslında farklı değil. kafkaest terminolojide kafka'nın ne denli özgün bir yazar olduğunu kanıtlar nitelikte. kafka'nın yapıtlarını mevcut hiçbir kalıba tam olarak sığdıramamanın kanıtıdır bu terim.

peki bir eseri ne kafkaesk yapar?

en basit anlatımıyla kafkaesk eserlerde konudan kopmak, konu dışı öğelere dalmak, gerçeklikten uzaklaşmak fazlasıyla karşılaştığımız birşeydir. zira kafkaesk eserler özünde sürrealist içeriktedir ve 'anlaşılmama' konusunda birleşir. kafkaesk eserlerde kendinizi bir dehlizde, bir labirentte hissedersiniz. bu yüzdendir ki okuyucu genelde hiçbirşey anlamadığını söyler. özellikle bu problemi çözmek için anlamaya çalışarak okuduğunuzda ise işte kafkaesk unsurların içine dalmış olursunuz.

zira kafka; içinden çıkılmaz anlaşılmaz bir absürdlüğü anlatır eserlerinde. ve kullandığı dille sizi o labirente sokar. ve okuyucu; eserin diliyle ve üslupla kendini o labirentin içinde; anlatılmak istenen 'anlaşılmazlığın' içinde bulur. bu yüzdendir ki ben dahil birçok kişi; kafka'yı okurken (özellikle dava'da bunu çok duyarsınız) işkence çektiğini hisseder. öyledir ki bir bölüm bitsin diğerine geçeyim artık bitsin bu işkence diye dua edersiniz. yaşattığı bunalım o kadar büyüktür ki; 3 kez başladığı dava'yı bir türlü bitiremeyip 4. denemesinde bitirebilmiş biri olarak kitap bittiğinde midemin bulandığını, içimin kötü olduğunu (bay k. nın hazin hikayesinin finalinden bağımsız olarak) hatta kusmak üzere olduğumu hissedip temiz almaya çıkmıştım. içinde olduğunuz labirentteki her kapıdan beyninize iğneler fırlatıldığını hissederek okursunuz eseri. ve kafkaesk mantık burada kendini belli eder. zira anlatılmak isteni, bambaşka yollardan bambaşka tekniklerle okuyucuya anlatır. mesela şato adlı eseri her ne kadar bitmemiş bir kitap olsa da, kitap bay k. nın şato'nun köyünde geçirdiği 6 günü anlatmaktadır. ancak o kadar olay olmuştur ve ana konudan bağımsız ana konunun etrafında dahi olmayan o kadar şeyle beyniniz yorulmuştur ki siz bu kadar şeyin 6 günde olmasına imkan veremezsiniz.


şunu da eklemekte fayda var: kafkaesk anlayışta farklı konu aslında pek işlenmez

genelde konu bürokrasinin içler acısı hali, toplumsal tabular, bireyin toplumdan dışlanması ve leviathan anlayıştaki devlet karşısında benliğini kaybetmesidir. öyle ki kafka'nın alaya aldığı bürokraside 'hiçliğin hukuku' üstündür. ve bu anlayıştaki eserlerde birey birey olduğunun dahi bilincinde değildir. o gözardı edilebilecek bir böcek gibidir. tıpkı gregor samsa gibi.

son olarak bu anlayıştaki romanlarda her zaman karakterlerin anlamsız hareketleriyle karşılaşırız. en basitinden bay k.; odasının kullanılmasından dolayı bayan bürstnerden özür dilemeye gider. fakat aslında bu konu özür dilemesine bile gerek olmayan hatta bayan bürstner'in dahi çok aldırmadığı bir konudur ancak bay k. ısrarla özür diler kendini heba eder. ve birden bayan bürstner'i dudağından öper. yada dava'sını çözmesi için amcasının bulduğu avukatla görüşmeye gittiğinde avukatın hizmetçisi ve aynı zamanda metresi olan levi ile bir odada sevişir. davasının duruşması için gittiği apartmanda mübaşirin karısından yardım isterken birden ona aşık olur ve onu bu hayattan kurtarmak ister. şato'da ise ortada hiçbirşey yokken barda çalışan frieda ile sevişir ve birden onla evlilik kararı alır ancak köye gelme sebebi ise bambaşkadır. yani kafkaesk eserlerin karakterleri manava gidip 2 litre dana eti almak isteyen vejateryen misalidir.

işte bu karmaşanın içine sizi çeken ve asıl anlatılmak isteneni sizin o labirente girmeyi kabul etmenizle anlamanızı mümkün kılan sürrealist bir anlayıştır kafkaesk anlayış.