Kariyerini Fazla İyi Bilmeyenler İçin: Jose Morinho Nasıl Bir Teknik Direktör?

Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü Jose Morinho nasıl bir hoca? Evet efsanedir ancak çok yakından takip etmemiş olabilirsiniz, buyrun.
Kariyerini Fazla İyi Bilmeyenler İçin: Jose Morinho Nasıl Bir Teknik Direktör?
Fotoğraf: Twitter @Fenerbahce

azılı bir mourinho hayranı galatasaraylıyım, morinho hakkında yazmak istedim

babamın birgün eve getirdiği fanatik gazetesinde “bu adam deli mi” başlığı altında porto yeni menajerinin daha ilk basın toplantısında şampiyon olacağını yazıyordu. kimdi bu adam? nasıl bir kafadan üşütüklüktü?

avrupa'da hiçbir zaman takım tutmadım. her zaman mourinho nereye ben oraya mottosunu benimsedim. porto, denizlispor ile eşleştiğinde izlemek için en öndeydim. celtic uefa finalinde ağladığında benim de tüylerim diken diken oldu. monaco'yu ertesi sene mahvettiğinde ise tüm dünya ona şaşırırken ben olacakları biraz hissediyor gibiydim.

jose aslında en ünlü eylemlerinden birini manchester'da yapmıştı. o zamanlar alemin tek kralı alex ferguson'un manu'sunu elerken kendisi de çizgide o ünlü deparını attı. porto serüveni enfesti, kendisinin de dediği gibi eğer kolay olanı yapmak isteseydi porto'da kalırdı. mavi bir koltuk, şampiyonlar ligi kupası, tanrı ve tanrıdan sonra o.

ntv zamanı, premier lig

murat kosova ya da güntekin onay ilk mou'nun chelsea maçını anlatıyor. rakip manchester united. alex zaten bizim deli oğlana kurulmuş. chelsea yeniyor. iyi oynamıyor ama ilk maçta manu'yu yenmek de kolay iş değil. gerisini tarih yazıyor. 15 gol yiyerek epl kazanmak. sanırım sadece pen ile city'e yenilmişlerdi. bence, arsenal'in invincibles'ı ile eşdeğerler.

saf'ın karizma çiziliyor. her ne kadar arsene wenger büyük bir rakip olsa da alfa değil, sadece ağlak. bir yere kadar baskı kurar, sertleşir (saf kitabında da bunları açıklar). mou ise tam tersi. press conflar ile saf'tan rol çalmaya başlıyor. hem skor hem de saha kenarında podyum spotları onun üstüne geliyor.

eşsiz 2 sene sonunda gelen şampiyonluklar ve domestik kupaların ardından saf amcamız da gelişen cr ile şahane bir sezon geçiriyor ve tacı geri alıyor. jose de boş durmuyor, fa cup filan kazanmaya devam ediyor. istediği dışında alınam sheva olayları vb derken chelsea macerası başarılı bir şekilde sona eriyor.

ardından inter ile olanları hepimiz hatırlıyoruz

yaylı bir zincir defansı ve gelen harika bir şampiyonlar ligi zaferi. burda yatarak matarak diyen cahillere aldanmayın. inter, katalanlara ilk maçta 3 tane çaktı, 13 tane filan da kaçırdı. ilk yarı 5'lik olacak maçtı. rövanşta da 10 kişi kalmıştı.

real madrid dönemi. bence dünya tarihinin gelmiş geçmiş en iyi takımı barcelonaya karşı 2 sene sonunda kurulmuş 120 gol, 100 puanlık akıl almaz bir başarı (bu da aktif bir rekor) daha sonra ise sıkıntılı bir tito kavgası ve soyunma odası kaybetmesi.

chelsea'ye dönüş

burada yeniden epl kazanırken benim izlediğim jose takımlarından en büyük farkı daha fazla topun arkasında bekleyen birine dönüşümüydü. ınter 2010 onu çok etkilemişti, kendi dehasına aşık olmuştu ve bu sorunlara yol açacaktı.

normalde soyunma odalarını kaybetmeyen jose, chelsea'de yine aynı sorunu yaşayıp manu'nun yolunu tuttu

saf sonrası kara delik boşluğuna görülen adaydı. ilk sezon minör bir triple geldi. daha sonra sezon 2.ligi. ama yine bazı oyuncuları başına atmaktan çekinmedi. pogba ve rashford ile sıkıntı yaşadı. x neslinden beklediği adanmışlığı y ve z neslinde göremediğini düşündü. sevilla'ya elenmesi sonun başlangıcı oldu. bence manu'daki en affedilmeyen maçı kanımca odur.

tottenham dönemi

bir ara eplye liderliğe kadar çıkmışken mazeretle öne çıkması, istediği oyunu oturtamaması hatta topun arkasında bekleme yüzdelerinin artması yine sorunlara neden oldu.

veee roma dönemi

şahane bir ilk sezon. konfederasyon zaferi. neredeyse şahane bir ikinci sezon olacakken, finalde kaybedilmiş uefa kupası. bu da mou'nun tam yeniden pep, klopp formuna ulaşacakken yaşadığı diğer kırılma oldu.

şimdi gelelim sonuca

mourinho, her zaman ayrıldığı takımlardan iyi anılır. chelsea'de hala efsanedir, real'de geçen gördünüz adı anıldığında herkes ayağa kalkar, manu seyircileri hala saf sonrası en iyi dönemi olarak anar. portoyu söylemeye gerek yok. romalılar ise şu an bile geri dön yazabiliyor. tottenham seyircisi ile de corona filan derken yeterli bağ kuramadı. peki bu sevginin altında ne yatıyor?

mourinho'nun takımı için yüzde yüzünü ve fazlasını verdiğini bilirler. mourinho sıfır hataya inanır. bu x neslinde ise yarıyordu ama esas soru şu, türkiyede nasıl işleyecek?

bizim genlerimiz kırılgan gibi olsa da aksine de refleks gösterebilen oldukça karmaşık ve tahmin edilemeyen bir kültüre sahibiz. herkes ilk mert hakanı göndersin yazarken aksine mourinho öndan sahadaki pitbullu (pepe'yi hatırlayın) olmasını isteyebilir.

peki fb'liler ne beklesin?

20 senedir joseyi izleyen biri olarak hatta ezberlemiş biri olarak artılarını ve eksilerini özetleyeyim:

artılar

- çok hızlı gol atacaksınız. bazen öyle bir kontradan gol atacaksınız ki anlamayacaksınız. tekrarını izlerken vay anasını diyeceksiniz.

- az gol yiyeceksiniz.

- oyuncu değişikliklerinde çok gözü kara bir adamla karşılaşacaksınız

- tüm başını ele geçirecek. şok bir mağlubiyet alırsa “gidin biskrem fiyatlarına bakın onlar daha şok edici” diyecek ortalıktaki stresi takımdan alacak.

- kesinlikle avrupada başarılı olacak

eksiler

- izlemesi çok keyifli bir takım olmayabilir

- bazen oyuncularını basın önüne atacak

- derbi maçları öncesi stresi tavana çıkartacak

tsl'de en merakla beklediğim sezon. gs ve fb kadro olarak gayet iyi durumda ve takviyelerle de avrupa'da ilerleyebilecek durumdalar. jose de gs'yi fb kadar yakın takip edip, kışkırtıp denge bozmak isteyecektir. terimle de arası iyi olduğundan bunu bel altından değil her zaman olduğu gibi zekice yapacaktır. kemerlerinizi takın ve şahane bir şeye tanık olmaya hazır olun.