Oğlunun Eşcinselliğini Tedavi Etmek İçin Onunla Yatan Kadın: Barbara Baekeland

Bazı gerçek hikayeler vardır ki kurgu gibi gelir. Barbara Daly Baekeland'ın ailesinde yaşananlar da bunlardan biri.
Oğlunun Eşcinselliğini Tedavi Etmek İçin Onunla Yatan Kadın: Barbara Baekeland
2007 yapımı Savage Grace filmi aileyi konu alıyor

ailesindeki tüm dram ve depresyonlarla dolu hayatına rağmen genç ve olağanüstü güzel barbara daly, sosyete dünyasında hızla yükseldi. vogue ve harper's bazaar gibi ünlü dergilere modellik yaptı, new york'un en güzel kadınlarından biri olarak gösterildi. 31 yaşına geldiğinde amerika'nın en zengin adamlarından brooks baekeland ile evlendi. böylece barbara, amerika'nın en zengin ailelerinden birinin gelini oldu.

evlenmek için hamileyim diye yalan söyleyen barbara, evlendikten kısa süre sonra gerçekten de bir oğul dünyaya getirdi. antony... aile içinde herkes ona tony diyordu.

tony'nin doğumu mutluluk getirmedi. anne ve babası sürekli seyahat ediyor, new york, londra, paris, isviçre ve italya arasında lüks ama düzensiz bir hayat sürüyordu. dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen bu aile, içeride giderek parçalanıyordu.

tony büyüdüğünde eşcinsel olduğunu fark etti. bugün sıradan karşılanabilecek bu durum, o dönemde barbara için kabul edilemezdi. oğlunun mutlaka evlenmesini istiyor, cinsel yönelimini değiştirebileceğine inanıyordu. önce onu kadınlarla birlikte olmaya zorladı. hatta bunun için seks işçileri tuttu. ancak hiçbir girişim sonuç vermedi.

uyuşturucu kullanmaya başlayan tony'nin ruh sağlığı da giderek bozulmaya başladı.

aynı dönemde barbara ile brooks'un evliliği tamamen çökmek üzereydi. mallorca'da tatildeyken barbara, oğlunu sylvie adında genç bir ispanyol kadınla yakınlaştırmaya çalıştı. ancak işler tam tersine döndü. sylvie bu kez brooks ile ilişki yaşamaya başladı. bu olay evliliğin sonunu getirdi. brooks, barbara'dan boşandı ve daha sonra sylvie ile evlendi.

Barbara

boşanmanın ardından barbara ile tony londra'ya taşındı. işte asıl karanlık dönem de burada başladı. anne ile oğul arasındaki ilişki artık normal sınırların çok ötesine geçmişti. barbara'nın, tony'nin eşcinselliğini "tedavi etmeye" saplantılı biçimde devam ettiği söyleniyordu. görümcesinin anlattığına göre barbara bir gün, "tony'nin eşcinselliğini tek gecede bitirebilirim. yeter ki onunla yatağa gireyim." demişti.

iddialara göre barbara, mallorca'da kaldıkları dönemde oğlunu istemediği halde kendisiyle ensest bir ilişkiye zorladı. bu iddialar hiçbir zaman kesin biçimde kanıtlanamadı ancak aileye yakın birçok kişi, anne ile oğul arasındaki ilişkinin son derece sağlıksız ve bağımlı hale geldiğini doğruluyordu.

tony'nin ruhsal durumu hızla kötüleşiyordu. şizofreni belirtileri giderek ağırlaşıyor, annesinin zihnini kontrol ettiğine inanmaya başlıyordu. temmuz 1972'de barbara'yı yoğun trafikte önüne itmeye çalıştı. o sırada yoldan geçen bir kişi barbara'nın hayatını kurtardı. birkaç ay sonra eline yine bir mutfak bıçağı aldı ve annesine saldırdı. barbara bu saldırıdan kurtulmayı başardı ancak şikâyetçi olmadı. bunun yerine tony bir psikiyatriste götürüldü.

psikiyatrist yaptığı değerlendirmeden sonra barbara'yı açıkça uyardı. "hayatınız ciddi tehlikede." barbara ise bu uyarıyı önemsemedi. "siz öyle düşünüyorsunuz. ben düşünmüyorum." diyerek konuyu kapattı.

yaklaşık üç hafta sonra doktorun korktuğu şey gerçekleşti.

17 kasım 1972 günü anne ile oğul arasında yine şiddetli bir tartışma çıktı. barbara mutfağa kaçmıştı. tony ise masanın üzerindeki mutfak bıçağını alıp peşinden gitmiş ve onu kalbinden defalarca bıçaklamıştı.

polis olay yerine ulaştığında karşılaştığı manzara, cinayetin kendisi kadar ürkütücüydü. tony hiçbir panik belirtisi göstermiyor, telefonda sakince akşam yemeği siparişi veriyordu.

mahkeme sürecinde tony'nin ağır şizofreni hastası olduğu belirlendi ve yüksek güvenlikli bir psikiyatri hastanesine yatırıldı. yaklaşık sekiz yıl burada kaldıktan sonra, ailesinin nüfuzlu çevresinin de desteğiyle 1980 yılında serbest bırakıldı. ancak özgürlüğü yalnızca birkaç gün sürdü.

bu kez new york'ta büyükannesinin evine taşındı. aradan bir hafta bile geçmeden eline yine bir bıçak aldı ve büyükannesine saldırdı. yaşlı kadın ağır yaralansa da hayatta kalmayı başardı. tony yeniden tutuklanarak rikers ısland hapishanesi'ne gönderildi.

20 mart 1981'de mahkemeye çıkarılması gerekiyordu. ancak görevliler sabah hücresine girdiklerinde onu başına geçirdiği plastik bir torbayla ölü buldu. henüz 34 yaşındaydı.

dışarıdan bakıldığında masalsı görünen bu hayat, perde arkasında kuşaklar boyunca biriken acıların ve karanlığın kaçınılmaz sonuydu.

2007 yapımı savage grace filmi, ailenin çalkantılı hayatını konu alıyor.