Özgürlüğü Kısıtlayan Uygulamaların Çaktırmadan Kabullenilmesi: Baskıcı Hoşgörü

baskıcı hoşgörü (repressive tolerance), özgürlüğü mutlak anlamda kısıtlayan toplumsal ve hükümet uygulamalarının, politikalarının ve eylemlerinin bir hoşgörü çerçevesinde kabul görmesidir. frankfurt okulu teorisyeni herbert marcuse, bu terimi robert wolff ve barrington moore ile birlikte yazdığı saf hoşgörünün eleştirisi (critique of pure tolerance - 1965) adlı kitap için yazdığı aynı adlı denemede ortaya attı.
marcuse, baskıcı hoşgörünün iki ana biçim aldığını ileri sürer
1. yerleşik tutum ve fikirlerin, bunlar açıkça diğer insanlara veya çevreye zarar verdiğinde bile, düşüncesizce kabul edilmesi. burada, kurumların görevlerini yapmaması veya kişilerin duyarsızlığı ile toplumunun refah, yaşam koşulları ve çevresinin yavaş yavaş bozulmasına yol açan durum ve olaylara izin veren daha yavaş ve dolaylı bir süreç söz konusudur. iklim değişikliği ve çevresel bozulma hakkındaki uyarılara verilen acı verici derecede yavaş tepki bunun bir örneği olarak görülebilir.
2. diğer insanlara karşı açıkça saldırgan olan eylemlerin yüksek sesle onaylanması. burada ise, insanların özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik direkt müdahalelere bir hoşgörü söz konusudur. abd ve ingiltere'de 11 eylül ve 7 temmuz'un ardından ilgili hükümetlerin kişisel hakları koruyan habeas corpus'u geçersiz kılma veya sınırlama girişimlerine verilen destek bunun açık bir örneğidir.
marcuse, gerçek hoşgörünün ancak gerçek özgürlük üzerindeki bu sınırlamalara karşı müsamaha gösterilmediği durumunda var olabileceğini ileri sürer. slavoj zizek'in violance (şiddet - 2008) ve kayıp davaların savunması (defence of lost causes - 2008) adlı kitapları bu düşünce çizgisini sürdürmekte ve güncellemektedir.
sonuç olarak
hoşgörü yaklaşımının asıl amacının gerçekleştirilmesi, hakim politikalara, tutumlara, görüşlere karşı eleştiri yapılabilmesinin yanında, hoşgörünün eleştirel değeri olan yasaklanmış veya bastırılmış politikalara ve görüşlere genişletilmesini gerektirir. başka bir deyişle, bugün hoşgörü, modern dönemin başlangıcındaki kökenlerinde olduğu gibi, özgürleştirici bir kavram ve uygulama değildir. tersine, bugün hoşgörü olarak ilan edilen ve uygulanan şey, çoğu zaman gücü elinde bulunduranların baskı davasına hizmet etmektedir.
kaynak:
https://www.oxfordreference.com/….20110803100414515
https://www.marcuse.org/…ve-tolerance-fulltext.html